Bizim masallarımızda hep "Gökten üç elma düşmüş..." bitiş tekerlemesi tekrarlanır. Üç elma mutluluğu, ağız tadını temsil eder.
Newton günlerce, haftalarca düşünür de bir türlü kafasındaki taşları yerine oturtamaz tâ ki başına elma düşer, yerçekimi kuralını bulur.
Bir şey düşünüyordum, çiçek sularken geldi aklıma. Cevabı buldum galiba.
Bazen susmak gerekir, daha etkili konuşmak için.
Bazen gitmek gerekir, başka bir yere gelmek için.
Bazen düşmek gerekir, eskisinden güçlü olmak için.
Bazen ölmek gerekir, gerçekten yaşamak için.
Karamsarlığı öldürmek gerekir, içimizdeki çiçeği yeşertmek için.
Bazen bir durup düşünmek gerekir; kendimizi keşfetmek, yeteneklerimizi geliştirmek için.
Biz de bazen içimize gelen ilhamı yakalıyoruz, Allah'tan bazı işaretleri alıyoruz da kafamıza elma düşene kadar anlamlandıramıyoruz.
Yeter ki ilham gelsin, yeter ki Allah işaretlerini göndersin. Sonrasında kafamıza düşen elma acı yerine huzur ve mutluluk veriyor.
Biz içimizdeki cevheri keşfedersek, biz bir şeye karar verip gerçekten istersek Allah da nasip ediyor.
Yeter ki biz kendimizi bilelim.
SARI FLORYA
“Sarı Floryam” derdi annesi,
Floryaya benzerdi sesi.
Cıvıl cıvıldı ötüşü,
Bahar kokardı gülüşü.
Paşalar beslerdi floryayı,
Padişahlar severdi bir ayrı.
Serpildikçe güzelleşti,
Florya, daha da özelleşti.
Zamanla uçmaya heveslendi,
Yükseldikçe yükseldi.
Ne kadar çıktıysa göğe
O kadar çakıldı yere.
Burnu sızladı çakılınca,
Kanadı da kırılınca,
Kavrulunca yüreği,
Tutmaz oldu dileği.
Annesi aldı kanatlarına,
Merhem oldu yaralarına.
Sevgi yumağını ördüler,
Mutluluğunu gördüler.
Gelmek için gitmeyi,
Bulmak için yitmeyi,
Yaşamak için ölmeyi
Florya da öğrendi.
Belki de bu yüzden grisi olmadı.
Ya siyahtır ya beyaz,
Ya sıcaktır ya ayaz!
Belki de bu yüzden aşk baharda kalmalı.
Siyahın asaletine, beyazın masumiyetine inanıyorum.
Siyahın koruyuculuğuna, beyazın samimiyetine inanıyorum.
Siyahın gücüne, beyazın kırılganlığına inanıyorum.
Siyah bir gecede beyaz beneklerin parıltısına inanıyorum.
Kara günlerin yerini aydınlığa bırakacağına inanıyorum.
Kimi sevmez siyahı. Günahın rengiymiş. Hatta renk bile değilmiş. Kara günleri çekermiş. Ben çok severim.
Beyazın zıddıymış. Bir tezat ancak bu kadar uyumlu olabilir. İkisi de net.
Ben netim, netliği severim.
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar