Dünyaya gözümüzü açtığımız anda ciğerlerimize çektiğimiz ilk oksijenle beraber havaya uyum sağlamaya başlıyoruz. Ailemiz, akrabalarımız derken yavaş yavaş etrafımıza; hava, su, ateş, toprak derken tabiata; gördükçe bitkiler ve hayvanlarla beraber çevremize uyum sağlamak zorunda hissediyoruz kendimizi.
Bazı çiçekler sadece belli yerlerde açar, bazı hayvanlar sadece belli mekânlarda yaşar. Halk arasında “arsız çiçek” dediğimiz çiçekler için güneş görse de olur görmese de; ışığı çok alsa da azsa da önemli değildir; suyu bol verince kökü çürümez, yetersizse de kurumaz. Tabiata en uygun canlının insan olduğu söylenir, aslında canlıların en arsızının insan olduğu ima edilir. Hayat, insan için hep bir uyum süreci.
Kendimizi, etrafımızı, tabiatı; tanıma ve tanıtma, anlama ve anlatmaya ihtiyaç duyuyoruz. Herkesin kendini ifade etme biçimi ve kendini ifade ederken seçtiği yöntem farklı. Sosyalleşmek için bulunduğu ortam farklı. Herkes birbiriyle iletişim ve etkileşim içinde.
İletişimin birçok yolu var. Bunlardan biri de sanat. Görsel yönü kuvvetli olanların renklere verdiği anlam, çizdiği şekiller kendini ifade etme şekli. El becerileri kuvvetli olanların tahtayı, taşı yontarak; heykel yapması, kapı yapması, pencere kenarı süsü yapması kendini ifade etme şekli. Halı kilim dokuyan kadınların her renge, her modele bir anlam vermesi kendini ifade etme şekli. Genç kızların yemenilerini, mendillerini firketeyle, tığla, iğneyle şekillendirdiği oyalarla süslemesi kendini ifade etme şekli. Kalemiyle kelimelerle oynayanların roman, hikaye, deneme, anı, şiir… yazması kendini ifade etme şekli.
Herkesin kendine özgü tavrı, davranışı, hayata bakış açısı olduğu gibi her yazarın, her şairin de kendine özgü konusu, imgesi, üslubu vardır. Bir şiiri okuduğumuzda ismini görmesek de kime ait olduğunu tahmin edebilmeliyiz. Bir romandan o roman yazarının üslubunu çözebilmeliyiz ki okuduğumuz diğer romanının inceliklerini daha rahat fark edelim.
Birçok okura göre kadınlar roman, hikâye ve anı yazmakta erkeklere göre daha başarılı. Kadınlar daha detaycı, daha kuralcı, lafı uzun uzun anlatmayı sevdikleri için tasvirlerde daha başarılı; fakat şiirde, bilhassa da aşk şiirlerinde erkekler kadınlardan daha içten, daha başarılı.
Kısmen doğruluk payı var.
Şiir mümkün olan en az kelimeyle en çok anlamı bulmak içinse fıtratında çok konuşmak olan kadınlar başarısız olabilir; şiir belli bir birikim, şiir bilgisi, kelime haznesi ve derinlikse işte burada gönül devreye girer ki duyan, düşünen, hisseden ve gönlünü kaleme döken her şair başarıyı yakalar.
Bence kadınların aşk şiirinde az olmasının bir sebebi anaç olmasıdır, içindeki analık duygusudur. Kadın şair; toplumdaki gerçeklere, yaşanan acılara duyarlı bir insanın sadece kendi duygularından bahsetmesini bencillik olarak görür.
Kapı pencere oymacılığı, tahta maden kakmacılığı, halı kilim dokumacılığı zanaat olarak geçse de ben duygusuz fabrika ürünü, bir örnek modelleri gördükçe taş ustalarının duygularını işlediği eserlere sanat diyorum ki bence halı kilim dokumacılığı ve oyalar da bu kategoriye girer.
Hayallerini, sevincini, üzüntüsünü halıya yansıtan, içindeki renkleri kilime dokuyan kadın, edebiyatta neden lirik şiirde var olsun ki?
Başına taktığı yemeniyle mutluluktan parladığını, boynu bükük çiçekle küstüğünü anlatan kadın edebiyatta neden lirik şiirde var olsun ki?
Kadın kendi özelini neden ifşa etsin, mahremiyet duygusunu neden kaybetsin ki?
Edebiyat kelimesi edep kelime kökünden gelir. Türk Edebiyatı’nda kadın yazar ve şairler aşk şiiri yazamaz değil, yazmazlar.
Kadın şairler lirik şiir yazmasalar da kadın şairlerin her yazısı, her şiiri liriktir; çünkü kalemlerine damlayan kelimeler, gönüllerinden dökülen kelimelerdir.
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -21 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar