“TDK” şeklinde kısalttığımız, “te- de- ke” olarak telaffuz ettiğimiz Türk Dil Kurumu son yıllarda belirlediği kelime veya kavramları halk oylamasına sunuyor ve halkın oylarıyla belirlenen kelime veya kavramları aralık ayında yayımlıyor.
2024 yılında “kalabalık yalnızlık, merhamet, yabancılaşma, algoritma, yozlaşma, yapay zekâ, dijital yorgunluk” kelimeleri ve kelime grupları oylamaya değer görülmüş ve 2024 yılının kelimesi/kavramı olarak “kalabalık yalnızlık” kelime grubu seçilmişti.
Bilgisayar, disket, CD, taşınır bellek yolculuğumuz ilerlerken akıllı telefonlarla rahatça ulaşabildiğimiz internetle cep telefonu kavramını da attık yavaş yavaş dilimizden. Doğrudan telefon diyoruz cep telefonuna çünkü birçok evde artık ev telefonu kullanılmıyor.
İnternet ve internetin kolay ulaşılabilirliği sayesinde istediğimiz ve sisteme doğru yüklenen her bilgiye rahatça ve kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Sosyal medya sayesinde yıllardır görmediğimiz arkadaşlarımızla öğretmenlerimizle tanıdıklarımızla karşılaşabiliyor, tanışma fırsatını hiç elde edemediğimiz kişilere ulaşabiliyoruz.
Bulaşık yıkarken yazdığım bir şiir, seslendirdiğim bir yazı, ördüğüm bir model, diktiğim bir kıyafet, yaptığım bir yemek, gezip gördüğüm bir yerin fotoğrafı,… sosyal medya hesaplarımda paylaştığım anda birçok kişiye ulaşıyor.
Bir vefat haberine hep beraber başsağlığı diliyor, bir doğum gününü hep beraber kutluyor, okuduğumuz bir şiire hep beraber duygulanıyor, bir fıkraya hep beraber gülüyoruz ama seçilen kelime grubu “kalabalık yalnızlık!”
Nasılsın? derken bile “iyiyim” cevabını bekliyoruz belki de. Belki de kimse kimsenin nasıl olduğuyla ilgilenmiyor. Vicdan azabı çekmemek için vicdanı rahatlatmak belki de. Belki de “iyiyim” demek başka hikâyelere kapı aralamamak için bir kaçış. Dostlar alışverişte görsün!
Kalabalıklar içinde yalnızlık çekip gülücüklü fotoğraf paylaşmak bir kaçış belki de. Belki de amaç, “Kahve keyfisi” derken bile ek yığılmasının verdiği yükü hafifletmek.
Dijitale bağladık her şeyi. Belki hayatlarımızı da dijitale bağladık da farkında değiliz.
“Dijital” kelimesi bundan yirmi yıl önce “sayısal” anlamına gelirdi. Şimdi sayısal anlamından çok “sanal” kelimesi geliyor aklımıza.
TDK tarafından halk oylamasına sunulan “Vicdani körlük, çorak, eylemsiz merhamet, tek tipleşme” kelime ve kelime grupları içinde en çok oy alan “Dijital vicdan” kavramı 2025 yılının kelime/kavramı olarak belirlenmiş.
“Dijital” Fransızca bir kelime, “vicdan” ise Arapça. Türkçe olmayan kelimelerin seçilmesi biraz ilginç gelse de Genç Kalemler’in Yeni Lisan Makalesi’ni baz alarak halk arasında benimsenip kullanılan kelimeleri de Türkçe olarak değerlendirmemiz gerektiğini, özellikle de vicdan kelimesinin iyice Türkçeleştiğini düşünüyorum.
İlki 2024’te, ikincisi 2025’te yapılan “yılın kelimesi/ kavramı”nda ortak bir kelime var: dijital.
TDK kelime ve kelime gruplarını oylamaya sunarken açıklamasını da vermiş ve dijital için “Gerçek hayatta sorumluluk almayıp sosyal medyadaki paylaşım ve beğenilerle vicdanı rahatlatma eylemi.” demiş. Biz buna halk arasında “Dostlar alışverişte görsün” diyoruz.
Vicdanlarımız mı köreldi de vicdanlarımızı dijitale bağladık, elimizden gelmeyen olaylara üzülmekten merhamet yorgunu muyuz; bilemiyorum. Tek bildiğim kelimenin tam anlamlarıyla dijitalleşen vicdanlarımız.
Yan baktığı gerekçesiyle akran zorbalığına uğrayan, hatta öldürülen gencecik çocuklara; bayrağa sarılı tabutuyla aile evine ateş düşen şehitlerimize nasıl üzüleceğimize, ne kadar üzüleceğimize karar verip kontrol ediyor dijital vicdan.
Küçücük bedenlere dokunanlara, dini ve milli değerlerimize saldıranlara nasıl kızacağımıza, ne kadar kızacağımıza karar verip kontrol ediyor dijital vicdan.
Vicdanı körelen insanoğlunu sosyal medya zaten yönlendiriyor: "Beğen, paylaş, yorum yap, sen de katıl, sen de ekle..."
Ne kadar etkileşim aldığı, kaç kişinin gördüğü, nasıl yorum yapıldığı gibi istatistiki veriler açısından sayısal; konfor alanımızdan çıkmadan, hiçbir sorumluluk almadan bir sosyal sorumluluk projesini yerine getirmenin verdiği iç huzuru açısından sanal olan dijital vicdan; tek tipleşen insanlığın yaşanan toplumsal bir olaya verdiği tek tip cevabıdır aslında. İşte, dostlar alışverişte görsün!
Bence dijital vicdan:
Doğu Türkistan, Kırım, Kerkük, Filistin'deki soykırımı sosyal medya hesaplarından paylaşarak vicdanı rahatlatmak,
Toplumun ahlaki değerlerini yücelten olay ve davranışları paylaşarak örnek göstermek,
Toplumda infial oluşturan konuları hep beraber lanetlemek ...
Dijital vicdan çevrim dışı kalmış insanlığın çevrim içine dönüştürülmesi...
Bence dijital vicdan, “Dostlar alışverişte görsün!” demektir.
Bence çok acı!
***
Yusuf Sarıkaya
Ailem Benim
Musa Aşkın
Kadın Işığı
Sedat İlhan
En Zor Öğrendiğimiz
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Dilek Tuna Memişoğlu
Bir Kadın Öldü Yine ve Dünya Sustu
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Hakan Cucunel
Mensur Şiir ya da Şairlere Güzelleme
Mehmet Şahan
Özgürlük Anlayışı
Ebru Bozcuk
Hüznün Başkenti Hatay
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Kana Kana
Suna Türkmen Güngör
Detayda Kaybolmak
Serhan Poyraz
Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Gevher Aktaş Demirkaya
Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar