Türkler dalga dalga İslamiyet’i seçince kabul ettikleri yeni dinin kurallarını bilmek, ibadet etmek için Arapça kelime öğrenmek zorunda kalırlar; çünkü ezan ve namaz sureleri Arapçadır.
İlerleyen dönemlerde Arapçanın etkisi artar. Şiirde aruzun ahengi baskın gelir. Aruz kalıpları Arapça seslere uygundur ve bazı sesli harfler uzatılarak söylenir. Türkçede uzun ses yoktur, günümüzde Irak kelimesinin ilk harfi ı sesini uzatarak söylesek de. İlim dili Arapçaya, edebiyat dili Farsçaya kayar. Türklerin günlük hayatta kullandığı Türkçe kelimeler de eklenince Arapça, Farsça ve Türkçeden oluşan Osmanlı Türkçesi kullanılır. Alfabe Arap Alfabesi olmasına rağmen Arapçada olmayan harflerin Türk sesi karşılığı da vardır.
Tanzimat Dönemi yenileşme hareketlerinin başladığı bir dönemdir. Tanzimat’tan sonra askerlik, tıp, teknoloji,… öğrenmesi için Avrupa’ya, özellikle de Fransa’ya devlet desteğiyle gönderilen gençler gelirken yanlarında Fransız sanatını, edebiyatını, şiirini ve dilini de getirirler.
Milli Edebiyat Dönemi’nde dilde sadeleşme hareketi başlar. Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp Genç Kalemler Dergisi’nde Yeni Lisan Akımı’ndan bahsederler. Özetle; daha önce dilimize giren ve halkın kabul edip günlük hayatında kullandığı kelimeler Türkçe sayılacak, halkın günlük hayatta kullanmadığı kelimeler kullanılmayacaktır ve bundan sonra dilimize hiçbir yabancı kelimenin girmesine izin verilmeyecektir.
Devlet-i Al-i Osman üç kıtaya hükmeden, bünyesinde birçok millet ve dil barındıran bir devlettir. Türkçeden başka dillere geçen kelimeler olduğu gibi Türkçeye başka dillerden kelimelerin girmesi gayet normaldir. Dil canlı bir varlıktır ve sürekli etkileşim halindedir. Burada bahsedilen etkileşim değil, sistemli bir dil istilasıdır. Atalarımız “Bir lisan, bir insan” demişler. Türk Milleti olarak elbette yabancı dil öğrenmek zorundayız.
Rivayet edilir ki Türkiye Çin’e fındık ithal eder. Çinliler aylarca gümrükte bekletir fındığı; çünkü fındık kelimesini olduğu gibi almak istemezler. Çince karşılığını bulunca halka Çince adıyla fındığı sunarlar. İşte dil bilinci budur!
Doktor kelimesini Türkçe dilbilgisi kurallarına uygun bulmayan halkımız halk ağzında k harfini hırıltılı bir şekilde “doktur” haline getirerek düzeltir. Horoz kelimesi bazı yörelerde “horaz” bazı yörelerde “horuz”dur. İmlası yanlış olsa da halk ağzında söylenen şekli ünlü uyumuna göre doğrudur. Halk, büyük ünlü uyumu, küçük ünlü uyumu kurallarını bilmese de irfanı vardır.
Mağaza vitrinlerinde, reklamlarda, etiketlerde, marka isimlerinde göze çarpar bu kirlilik. Kendimizi başka ülke sokaklarında geziyor, başka ülkede yaşıyor hissediyoruz. Dinlediğimiz kişileri, okuduğumuz metinleri anlamıyoruz.
NO PROBLEM, RUTİN ŞEYLER
*
Benzini fulleyip otobana sapar, viyadükten geçer,
Rezervasyon, prosedürden sonra
Pansiyon perspektifinden panoramayı seyreder,
Bu estetiği kameraya çekersin.
*
Market, megamarket, show rooma koşar,
Metropol cityde stresle boğuşur,
Kapadokya’da balona biner,
Relaks olmak için euro ile kendine maskot alırsın.
*
Oil paça blue jeaninin üstüne t-shirt çekip
Cafeye free takılır, internette full time sörf yapar
Messengerde chatleşirken “bye” der çıkar,
‘Youtube’ta megastarın klibini seyreder, deşarj olursun.
*
Restauranta asansör ile çıkıp
Menüden light cola ile hamburger alır,
Sigara içmemeyi 'No Smoking ! 'den anlar,
“Kettle”ın duble nescafesinden sonra adisyon alırsın.
*
Jakuziye, saunaya girer; masaj yaptırır,
Dokümanı doktora okeyletip
Check up, tomografi, röntgen, ... sıralar,
Monoton hayata karşı defansa geçersin.
*
Global dünyada prestij önemlidir.
Yeni jenerasyonda kaos bir trenddir.
Karizmatiklik, popülerlik, sempatiklik kriterdir.
Ama bu ambiyansı analiz, bizim mantalitemizdir.
*
Dil, kültür taşıyıcısıdır. Bir milleti diğer milletlerden ayıran "en önemli" unsurdur. Tarih birliği, din birliği önemlidir; ancak milleti bağlayan en önemli unsur dildir.
Çin'den yola çıkan bir Türk, başka hiçbir dil bilmese de Arnavutluk'a kadar sadece Türkçe ile karşılaştığı herkese halini rahatça arz eder. Hayata göz açtığımızda ilk gördüğümüz analarımızdan öğreniriz "anadilimizi". Orta Asya dediğimiz yerde Orhun Abideleri'nde, Divan-ı Lügati't-Türk'te geçen, "anavatan"ımızda kullandığımız atasözlerimizi, yüzyıllardır söylenen masallarımızı, ninnilerimizi, türkülerimizi genellikle analarımızdan öğreniriz.
Sovyetler Birliği’nde, Bulgaristan’da, Yugoslavya’da, Çin’de isimlerini, dinlerini, kültürlerini değiştirmeleri için zulüm gören soydaşlarımız kimliklerini söyledikleri ortak ninnilerimizle, türkülerimizle; anlattıkları masallarımızla, aktardıkları atasözlerimizle korumayı başardılar.
Her işimizde Türkçe düşünmek ve Türkçe yaşamak temel görevimizdir. Daha eğitimli, daha bilgili olduğumuzu kanıtlamak amacıyla anlaşılmaz olmak kendi kültürümüze ve Türkiye dışındaki Türklere duvar örmektir.
Gerçek aydın, halkın anlamadığını halkın anladığı dille anlatandır.
Türk Dil Bayramımız kutlu olsun, dil bilinciyle kutladığımız nice bayramlarımız olsun.
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar