Sekiz Mart 

Ümmügülsüm Hasyıldırım

08-03-2025 17:01

Advert

Toplum; eş, evlat, ata üçgeninde, aile yapılarının bir araya gelişiyle anlam kazanır da o anlamın içi boş mu, dolu mu tartışılır. Dilde başa taçken gerçekte ayağa paspas olmuş hayatları tartışmak yerine, içini doldurmak daha akıllıca olsa gerek.

Fıtratı gereği kadın; narin, zayıf ve hassas yaratılmış. O yüzden merhamet, sadakat, sevgi ve şefkat gibi hissi duyguları çok güçlüdür.  Söz konusu sevdikleri ise kendi canından vazgeçer. Mantık ortadan kalkar.

Olması gereken ben değil biziz oysa. İki dudak arası mesafe hâlbuki. Kadın derken adam; adam derken kadın dediğimiz gerçeği, bilerek mi bilmeyerek mi ıskalarız? Adamların olmadığı bir dünya mı, kadınların olmadığı bir dünya mı? Hayal eden, cevabı koyar cebine.

Oysa âlemlerin Efendisi bir hadislerinde;
"Her kim üç kız çocuğunu veya kız kardeşlerini himâye edip büyütür, güzelce terbiye eder, evlendirir ve onlara lütuf ve iyiliklerini devam ettirirse o kimse cennetliktir" (Ebû Dâvûd, Edeb, 120-121/5147; Tirmizî, Birer, 13/1912) buyuruyor. Kadının, Rasülûllah'ın yanındaki yerini kim sorgulayabilir ki. Kız çocuklar, kız kardeşler, anneler; kadın olmanın onurunu hissetmeli aslına bakarsanız.

Yılın bir gününe hapsedilen kadınlar yada yılın bir gününe zincirlenen babalar veya analar; Rasülûllah'ın yanında bir ömre sığmıyor. Ebedî saadet timsali görüyor. Dünyayı sevgi, saygı ve hoşgörü üzerine inşa eden Allah, kullarının birbiri üzerinde üstünlük taslamasını nasıl karşılar acaba?

Yine bir başka hadisi şerifte;
"Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse kıyamet günü o kimseyle ben yan yana bulunacağız." (Müslim, Birr, 149) buyurur.

Duygusal zenginliğin zirvesini yaşayan kadınlar ve bedensel güçteki zenginliğin zirvesini yaşayan beylerle dengeyi kuran Yaradan'ın, bize verdiği mesaj ne olabilir ki.

Hakk Teâlâ'nın, insanoğlunu yaratırken kurduğu bu dengeyi, şu hadisle beyan eder Rasülûllah;
"İkram ve ihsanlarınızla çocuklarınıza eşit muamelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım" buyurur. (Heysemî, lav, 153; İbn-i Hacer, el-Metâlibü'l-Âliye, lav 69)

Şiirler yazılır, efsaneye dönen aşklar yaşanır, iki cihana sığmayan methiyeler düzülür kadınlara. Kâinatın dengesi ünvanı verilir görünüşte. Her ne kadar istisnalar olsa da ezilen, hor görülen, dayak yiyen nice kadınların varlığı, cinayete kurban gidenlerin acısı var ve aşikâr.

Ancak bir o kadar da tüm öfkesini el kadar yavrusundan çıkaran analar, öldürüp çöpe atanlar, geçim derdi için baktığı çocuğu döven, gaz kokutan kadınların varlığı da ayrı bir yara.

Hâlbuki Şirin'i için dağları delen Ferhat, Leyla'sı için  çöllere düşen Mecnun gibi aşklarımız var bizim ve bizi Yaradan'a götürdü. Hakikatin penceresini aydınlattı, karanlık perdeleri araladı. Bize Hakk'ın kâinat üzerinde kurduğu dengeyi hatırlattı da biz gaflete düşenlerden olduk.

Kapanmayan yaralara merhem bulma vakti gelmiş de geçmiş bile. Oysa Ahzap suresi 35. Ayette; 
"Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, îmân eden erkekler ve îmân eden kadınlar, tâate devam eden erkekler ve tâate devam eden kadınlar, sadâkatli erkekler ve sadâkatli kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevâzı erkekler ve mütevâzı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allâh'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır" der.

Allah, kadınlara analık sıfatı verip cenneti ayakları altına sererken; modern toplumun kadını teşhir malzemesi gibi görüp örselemesi akıl tutulması olmalı. Bütün alışverişlerinde, satış yüzü yapmaları neyin iması acaba?

Ana sıfatı taşımak onurken; neden anaların birer kadın olduğu gerçeği ıskalanıyor ve hep üzülenler analar oluyor hafsalam almıyor. Sevgi sözcüğünün içini dolduranların malzemesini merak etmiyor değilim.

Kadınla erkeğin bir olmadığı bir hayatta, üstünlük arama acizliği hep hayrete düşürür beni. Oysa hakikat perdesini aralamayı başarabilsek kurulan denge karşısında nutkumuz tutulur.

Yine de çıkış sebebi ürkütücü bir hikâyeye dayansa da bugünkü anlamı için tüm kadınların 8 Mart Dünya kadınlar gününü kutlamak isterim. Toplum olarak hep güzelliklere inşallah.

 

DİĞER YAZILARI Gönle Hüzün Düştü 01-01-1970 03:00 Hızır Dokundu 01-01-1970 03:00 Kana Kana 01-01-1970 03:00 Yeni Yılınız Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Bir Mum Işığına Tutsak 01-01-1970 03:00 Ömür Dediğin 01-01-1970 03:00 Yeter 01-01-1970 03:00 Hakikat Neydi  01-01-1970 03:00 Vuslat Yakındır  01-01-1970 03:00 Hasılı 01-01-1970 03:00 Maya 01-01-1970 03:00 Tam da Bu Yüzden 01-01-1970 03:00 Hayat Gailesi 01-01-1970 03:00 İçler Acısı 01-01-1970 03:00 Anlayamıyorum 01-01-1970 03:00 Babalar Günü ve Kurban Bayramı 01-01-1970 03:00 Ezanlar Yasta  01-01-1970 03:00 Ana Gibi Yar Vatan Gibi Diyar Olmaz 01-01-1970 03:00 Mükâfat 01-01-1970 03:00 Günlere Hapsettik Sevgileri 01-01-1970 03:00 Safımız Belli Olsun 01-01-1970 03:00 Cennet Gülleri  01-01-1970 03:00 İade Ediyorum  01-01-1970 03:00 Utanç Bayrak Çekmiş Özgürlüğe 01-01-1970 03:00 Keder 01-01-1970 03:00 İlacı Yok 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar  01-01-1970 03:00 Seni Seviyorum 01-01-1970 03:00 Bize Ne Oldu? 01-01-1970 03:00 Gül Neydi? 01-01-1970 03:00 Bayram 01-01-1970 03:00 Huzur İklimi 01-01-1970 03:00 İçimden Gelmiyor 01-01-1970 03:00 Kıyamete Uyanmak 01-01-1970 03:00 Uyku Molası 01-01-1970 03:00 Üç Kardeş 01-01-1970 03:00 Ne Oldum Deme Ne Olacağım De 01-01-1970 03:00 Dostluk Sözlerde mi? 01-01-1970 03:00 Kanat Takmış 01-01-1970 03:00 Öğretmen 01-01-1970 03:00 Ben Neyim? 01-01-1970 03:00 Gülümse 01-01-1970 03:00 Hep Ağlamayı Seçtim Hayatımda 01-01-1970 03:00 Açlık 01-01-1970 03:00 Prangalarımız 01-01-1970 03:00 Sensizlik 01-01-1970 03:00 Bir Okul Düşün / Üçüncü Bölüm 01-01-1970 03:00 Bir Okul Düşün / İkinci Bölüm 01-01-1970 03:00 Bir Okul Düşünün... 01-01-1970 03:00 Tohumum 01-01-1970 03:00 Saygı 01-01-1970 03:00 Muhabbet Sofrası 01-01-1970 03:00