“İntikam adil değildir, kaybedileni geri getirmez.”
İnsanın kötü bir olayla karşılaştığı zaman verdiği ilk tepki, negatif duyguların etkisiyle oluşur. Bu, çocuklarda da böyledir.
İnsanda zarar göreceğini düşündüğü şeye karşı, kin, nefret, öfke ve düşmanlık duyguları oluşur. Fiziksel ve psikolojik bütünlüğüne fayda sağlayacağını umduğu durumlara karşı ise içinde olumlu düşünceler doğar. Kişi hangi durumda nasıl tepki vereceğini bilirse, gerektiğinde kendi frenleyebilir ya da olumlu duygulara kanalize edebilir.
İnsanın birikmiş bir öfkesi varsa, bir müddet sonra, kendisine acı çektiren kişiye/nesneye/olaya karşı kin duymaya başlar. Kin duygusu, öç almayı amaçlayan düşmanlık duygusudur. İnsan zarar gördüğü birine karşı düşmanlık duysa bile ondan öç almayı düşünmeyebilir. Bu takdirde kin duygusu söz konusu değildir. Ama intikam almak istediği noktada kin duygusundan bahsedebiliriz. Bu duygu, kişide kötülük yapma, hakkını alma dürtüsü uyandırır. Kin besleyen kişi affetmemiştir, affetmediği için de kolay kolay unutmaz. Mesela, beş sene önce yaşadığı bir olayı kini sebebiyle zihninde tekrar tekrar yaşar.
Kin Duyan Kişinin Yaşadıkları
Öç alma da diyebileceğimiz kin duygusu, inatçı ve zihinsel yük yapan bir duygudur. Kin güden kimse, psikolojik bir yük taşıdığı için hep gergindir. Kindarlık, insanı esnek olmaktan uzaklaştırır. Kindar insanlar, bütün semavi metinlerde var olan af öğretisini hayatlarına taşıyamazlar. Affetmenin önündeki büyük engellerden birisi, olaylara verilen abartılı anlamlardır. Her hadiseyi kişiliğine yönelmiş bir müdahale ya da şahsına yapılmış bir haksızlık gibi algılayan insan elbette bağışlamakta güçlük çeker. Bunlar ayrıca, bakışlardan bile anlam çıkaran, çabuk alınan kişilerdir. Ateşin odunu yediği gibi insanın içini yiyip bitiren, eriten, yok eden bir duygudur, kin.
Olumsuz Duygular, Paylaştıkça Pekişir
Öç alma isteğinde önyargılar çok hâkimdir. İnsan birine kin besliyorsa, başkalarının da o kişiye karşı aynı hisleri taşıması, onu mutlu eder. Nefret duygusu da böyledir. İnsan, o kişiden ne kadar çok kimse nefret ederse o kadar memnun olur. Fakat enteresandır ki, sevdiğinin başkası tarafından aynı oranda sevilmesinden rahatsız olur. Olumsuz duyguların en önemli özelliklerinden birisi, paylaşıldıkça pekişmesidir. Bu sebeple insan haklı ve mantıklı olmadığı sürece, menfi duygularını paylaşmamalıdır. Bu, hem kendisine hem de başkalarına zarar verir. Bunu önlemenin yolu, olumsuz duyguları besleyen davranışlardan kaçınmaktır.
Kin Duygusu Bazı Kültürlerce Beslenir
Tarih boyunca kimi kültürler kin duygusunu desteklemiştir. Filmlerde sıkça duyduğumuz, ‘kanı yerde kalmayacak’ gibi sözler bir garaz ifadesidir. Gizli düşmanlık da demek olan kin duygusunda, muhataba bedel ödetme isteği vardır. Bu sebeple kin, insan ilişkilerine çok zarar veren, sosyal sonuçları çok fazla olan bir duygudur.
Kin duygusu, bilhassa militarist felsefenin hâkim olduğu toplumlarda çok yaygındır. Otokratik, otoriter toplumlar genellikle baskıcı, sorgulayan bir yapıda oldukları için eleştiriye kapalıdırlar. Karşı tarafa söz hakkı tanımaz, kendi fikirlerini zorla kabul ettirmek isterler. Çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü olmayan milletlerde kin duygusu ağır basar. Bu da insanlar arasında güveni zayıflattığı için herkes birbirine kuşkuyla bakar. Bütün zihinsel ve entelektüel enerji, savunmaya yönelir. Kin duygusu baskın olan bir yönetici, düşünce gücünü, ‘Falanca kişi benim ayağımı kaydırır mı acaba?’ sorusuna harcar. Bu da onun yeni girişimler, farklı atılımlar yapmasını engeller. Sonuçta kin duygusu gelişimi, üretimi ve yatırımı sekteye uğratır. Sevgiyi artıran hiçbir fonksiyonu olmadığı gibi, mutluluğu da geciktirir.
Kin duygusu, kültürlerin aktarımları ve kişisel eğitimle beslenebileceği gibi yine aynı dinamiklerin etkisiyle bu duygunun azalması da mümkündür.
Yusuf Sarıkaya
Yanlışa Yanlış Demeliyiz
Gevher Aktaş Demirkaya
Karanlığın İçinde Kalan Işık ve Sessiz Seçimlerin Ağırlığı
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 3-Gölge Güçlerin Yüklelişi
Ebru Bozcuk
Rağmen Yaşamak
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hakan Cucunel
Salı
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir
Musa Aşkın
Hisler mi Köreldi
Sedat İlhan
Yapay Zekâm
Deniz İmre
Korkunun Sesi Vardı
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Hızır Dokundu
Serhan Poyraz
Hemingway’in Kadınları / Naomı Wood
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar