Hayatın matematiğini, fiziğini bilmeyenler hayat bilgisinde de zayıf düşer. Bu insanların ilişkilerinde ciddi problemler yaşanır. Mesela yıllarca evli insanlar birbirleriyle konuşmakta güçlük çeker, duygularını ifade edemezler. Böyle oldukları için de kızgınlık üzerinden kendilerini ifade ederler. Hayır, sevmiyor değiller; eşine, çocuklarına karşı sevgi de duyuyorlar. Ancak buna rağmen konuşmayı beceremez, dil üzerinden kendini anlatamaz; hep kızgın, hep sinirli olurlar.
Şüphesiz insanlar farklı kişiliktedirler. Kimileri eğitim de görseler yapı olarak öfkeli olabilirler; sert bir form içinde yaşayıp giderler. Daha çok duygu olarak ortaya çıkarlar. Öfkeli kişiler, her şeye kızanlar böyle insanlardır. Fıtri olarak öfkeliyse kişi, buna göre davranmalı ama başta öyle değil sonra bu hâl görünmüşse ortada bir arıza var demektir. Arıza ise tedaviyi gerektirir. Fıtri olan öfkelilik hâli çalışılsa da bitmez, belki asgariye indirilebilir.
Kimi insan dışarıda mülayimken evde serttir. Evdeki insanlara, eşine ve çocuklarına karşı sert davranırken, sokakta, içtimai hayatta herkese anlayışlı olur. Bir şekilde şu unutulmamalı ki kültür atlasımızda, erkek evin dışında, kadın da evin içinde reistir. Sert koca, bir şekilde evin idaresini hanıma teslim etmeyi bilmelidir. Ev içi kimi uygulamalar, mesela evin tezyinatı konusunda hanıma karışmamalı. Böyle iş bölümü gerçekleştiğinde ev içi çatışmalar, dolayısıyla öfke hâli de yaşanmaz.
Evet, insanların mizacı farklıdır. Futbol sahasındaki futbolcuların mevkilerine göre hâl edinmeleri gibi… Futbolcu, sporcu, yarışmacı hep bir rakibe ihtiyaç duyar; rakibi geçerek, onu yenerek hedefe varmayı düşünür. Ne yazık ki, bugün evlilik ve ilişki de bir rekabet ve yarış zeminine dönmüş; insanlar ilişkili olduğu kişiyi yenmek ve geçmek gereken bir rakip gibi görüyor. Savunma, çalım, atağa geçme içinde yaşanan evlilik ve ilişkiler vardır.
Eşine karşı savunmada oluyor, ona çalım atarak atağa geçiyor. İlişki yenme ve yenilme duygusu içinde yaşanırsa doğal olarak kaygı, tedirginlik, kaybetme korkusu olur. O zaman da huzur kalmaz. İlginçtir, sporcular mesleklerinde edindiği hâlleri sonraki hayatlarında da yaşar, neticede birçok hastalığa yakalanırlar. Çünkü beyinleri öyle çalışır; yenme ve yenilme sarkacında dönüp dolanır. Mesleki bir alışkanlık hayata taşındığında işler bozulur. Çünkü hayat ve ilişki oyun değildir.
İlişkide ve evliliklerde iletişim kurmayıp daha çok duygusal olarak tepki veren insanlar hep savunmada olurlar. Bir tehlike durumunda yaşıyormuş gibi, her zaman incinebilirler gibi savunmaya geçerler. Bu sebeple yapılması gereken, bu insanlara tehlikede olmadıklarını hissettirmektir. Kendilerinin onandığı, kabullenildikleri hissini onlara vermek... Çünkü bu insanlar daha fazla onanmak isterler. Bunu görmediklerinde öfkelenir, öfke hâlinde savunmaya geçer, bu sayede de güvende olduklarını hissederler. Dolayısıyla onların güvenini kazanmaya çalışmak lazımdır. Sevildiklerini, saygıya değer olduklarını göstermek…
Bunun için de samimiyet şarttır; göstermelik bir çaba değil, sahiden öyle olmak, bunu davranışlarla hissettirmek... Bu yapılırsa o sert kabukları içinde öylece uykuya yatmış babaların kabuklarını kırdıkları görülecektir. Size açıldıkları, kollarını açtıkları, sizi kendilerine çağırdıkları… Bu olduğunda daha şeffaf, daha açık konuşma imkânı bulunur. Bir mesele varsa konuşma zemininde halledilir.
***
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar