Geçen gün sosyal medyada gezinirken bir yazı karşıma çıktı. "Aldatmak" bir hastalık mıdır?
Önce hastalığın tanımını yapalım bence daha sonra bu konuyu masaya yatırıp, otopsisini hep beraber yaparız.
Hastalık ya da sayrılık, beden veya zihinde meydana gelen, rahatsızlık, dert ve görev bozukluğuna yol açan belirli bir anormal duruma verilen isimdir. Kimileyin terim yaralanma, sakatlık, sendrom, semptom ve normal yapı ve fonksiyonun anormal çeşitlerini kapsayacak biçimde, geniş bir anlamda kullanılır.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) tanımına göre "sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.
Ve günümüzde pek çok hastalığın tedavisi ilaçla mümkündür.
Hangi perspektiften bakılırsa bakılsın aldatmanın hiçbir şekilde, hastalıkla uzaktan yakından bir alakası olmadığını gördük.
Bu kesinlikle minareyi çalıp kılıf uydurma çabasıdır.
Aldatmak; en basit ifadeyle kişilik bozukluğudur ve hiçbir kişilik bozukluğu ilaçla tedavi edilemez, belki ıslah edilebilir ama kesinlikle tedavi edilemez.
Bilimsel açıklamaları bir kenara bırakıp, bu konuyu eleştiriye, sorgulamaya, farklı açılardan tartışmaya sunmak, enine boyuna konuşmak (pardon yazmak) istiyorum.
Konumuz "Aldatmak"
Aldatmanın bir hastalık olmadığına sanırım hem fikiriz. Yine kılıf bulmada ustalık göstermeye devam ediyoruz. Bu aralar astroloji merakı sardı toplum olarak her birimizi. Mesela Merkür diye bir gezegen var gökyüzünde biraz fırıldak, aramızda kalsın dengesiz, ayarsız bir gezegen geri hareketinde eski sevgilileri kapılara kadar getiriyormuş buna bir de hayalperest Neptün eşlik ettiğinde gözler kör oluyormuş ve aldatmaya meyilli burçlar( Dikkatinizi çekerim suçu gezegenlerden alıp, burçlara yükledik bu arada) bir bakmışsın aldatmış.
Yani gariban işinde gücündeki insanlar Merkür'ün oyununa gelmiş, Neptün'de gözleri kör edip bütün ahlâki değerleri yerle bir etmiş.
Bu arada savunma mekanizmaları boş mu duracak? İllaki devreye girecek.
Neymiş sevgili arkadaşlarım her gün kuru
fasulye pilav yenilir miymiş? Bu da eskilerden günümüze gelen çapkın dedelerimizin özlü sözlerinden. Sen zaten pirzola yemeyi haketseydin yerdin demek ki sende büyük bir hazımsızlık var ki (affınıza sığınarak söylüyorum) ne yiyorsan artık hazmedemiyorsun.
Bir çiçekle bahar geçmezmiş acaba hiç düşündün mü? (biree deyyuz) Sen bir çiçeğe bile su vermeden yaşamışsın çiçek bahçesi senin ne haddine. Hadsizliğin haysitetsizlikle birleşmesi (sözüm ALDATANLARA) sizce ne yapar? ....
Benim cevabım pek net ama dilimin sivriliğine rağmen, zikredemiyorum bu kelimeyi.
Bir de karşı tarafı suçlama var. Yok eşim şişman, vay efendim çirkin, yok efendim pis, anlayışsız gibi gibiiii... Alırken aklın nerede idi? gözün mü kördü? Dilin mi bağlıydı? Demezler mi adama? Hadi diyelim zamanla sevgin azaldı buna da eyvallah. Ama biraz delikanlı olun, dürüst olun ve çekip gitmesini bilin. Kırmadan, dökmeden, yaralamadan.
Aldatmanın nasıl bir karekteri yoksa cinsiyeti, cibiliyeti, dini, dili, ırkı da yok. Bu eylemi her kim yapıyorsa aynı derecede suçludur. Kesinlikle hiç bir insan aldatmayı haketmez. Ama bu meret tek başına yapılmıyor ya...
Konu derin, kazıdıkça dallanıp budaklanıyor. Toplumun ortak sorunu, ortak kaygısı... Evliliklerin, ilişkilerin katili.
Depresyonun en büyük nedeni. Aldatan şahıs, aldatılanın yüreğine kocaman bir tırpanı sokuyor; sonrasında azar azar tırpanı hareket ettiriyor. Tırpan her kıpırdayışında bir et parçasını oynatıyor yerinden (güven, saygı, sevgi) güzelliğe ait bütün duygular yok oluyor.
Ruhunun parça pinçik edişilişini izliyor aldatılan taraf, uzun metrajlı bir film gibi. Dengesini ( ruhunu kaybeden kişi) kendine çıkış yolu arıyor, bulamayanlar bir girdabın içinde çırpınıp duruyor takii emanetini teslim edene kadar.
Benim anlamlandıramadığım diğer bir budağı da cinsiyetsiz olan aldatmanın kadında ve erkekte sonuçlarının toplumumuzda ayrı adlandırılması. Adamın elinin kiri, erkekliğin şanı olarak nitelendirilip, kadının namussuzluğu olarak görülmesi işin ironisi.
Daha da acınası bir durum serbest ilişki. Heyy çok sevgili insanoğu! Hayvan bile eşini sahiplenip, kıskanırken hangi işkembenizle bu durumu kabullenip, hazmedebiliyor sunuz?
İşin helallik kısmına girmiyorum bile.
Yap
Et
Karşındakinin hayatının en orta yerine pisle, sonra pişkin pişkin gel "hakkını helal et" de.
Lütfen sevgili arkadaşlarımın( psikologlar, yazarlar, astrologlar, yaşam koçları ve karşı komşular) "Aldatmaya" kılıf bulmayalım, isimlendirmeyelim, hafifletici sebepler aramayalım.
Sebep sonuç ilişkisi kurmaktan vazgeçelim. Doğallaştırmayalım.Bu konuyu kökten kapatalım.
Sadece bir cezayla taçlandıralım aldatanları. Alnının tam orta yerine "Tehlikeli Atık" yazıp, salalım doğaya. Kendi kendilerine debelenip, dursunlar....
Nokta....
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 30 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar