Her gecenin bir sabahı, her kışın bir baharı, her yokuşun bir inişi, her zorluğun bir kolaylığı var.
Hayırlısı diye, bir liman var yüreğimizin kıyısında. Azgın fırtınaların sağnak olup gözlerimizden boşaldığı an içimizden bir ses kucaklar bizi. SABRET....Sabır ekmeğinin, gözyaşıyla yoğrulup, zaman fırınında pişmesi gerekir. Oysa ki beklemek ne ağır bir imtihandır nefse.
Ağırdır yükün omuzlarına, taşıyamazsın. Soğuktur çaresizliğin duvarları, bir çentik atarsın her batan günün sonunda çaresizliğine, belki bir ak daha düşer saçına veya daha bir bükülür belin, bir çıkar yol ararsın karanlığın içersinde el yordamıyla. Beklemek yağlı bir urgan olur boynunda, sıkar sıkar gevşetemezsin.Bir daha gün doğmayacak sanırsın üzerine. "Öldüm" der, ölemezsin.
Çırpındıkça daha derinlere batarsın. Şayet kendini suyun akıntısına bırakırsan, su seni kıyıya sürükleyecektir. Hayırlısına inanırsan o inanç senin ruhuna bir ışık olacaktır. O ışık karanlıkta sana yön gösterecektir.
Bir ateş yeter, dünya malını yerle yeksan etmeye; bir ağrı yeter, vücudumuzun güçsüzlüğünü görmeye; bir sivilce yeter, güzelliğimizi örtmeye. Kim bilir yolun sonunu?
Yol uzun, yolcu aciz...
Bazen
Akıtmak lazım kalbin kirini, göz yaşlarıyla; yıkanıp paklanmak lazım kibirden içimize dönmek için soyutlanmak lazım dış dünyadan özümüze dönmek, kendimizi sorgulamak lazım kayıtsız, şartsız kabullenmek lazım başımıza gelen tüm sıkıntıları. Baş köşeye oturtmak, hoş tutmak lazım misafirimizi, gönderenin hatırına....
O zaman anlarsın yüreğindeki kıyının ne kadar huzurlu olduğunu. Bilirsin açmaz dediğin çiçeklerin sabrınla sulanıp açacağını, yorulup yürüyemediğin yerde kanatlanıp uçacağını, kapanan tüm kapıların ardından binbir kapının açılacağını, yolun ne kadar uzun, zorlu, engebelli olursa olsun yolun sonunda mor sümbüllü bahçelerin seni beklediğini bilirsin.
Şer bildiklerinin içinde hayırların saklı olduğunu görürsün. Sabrın ekmeği zahmetlidir. Zahmette rahmet gizlidir. Ne kadar zahmetliyse, yemesi o kadar lezzetlidir.
Kendi içine yaptığın yolculuğun sonunda, hayırlısı dilinde, yüreğinde sonsuz huzurla yüzleşirsin derdinle.
Derdine dönersin "Ey dert! Sen küçüksün Mevlam büyük. Allah var gam yok" dersin. Yüreğin kuş misali kanat çırpar, semaya. Artık bilirsin ki gün doğmadan, neler doğar.
Yüzünde bir tebessüm, korkmazsın yolun sonundan.
Dilek Tuna Memişoğlu
Bir Eylül Deminde Ruhlarımız
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Mine Çağlıyan
Bir Adamın İtirafları
Suna Türkmen Güngör
30 Ağustos Zafer Bayramı
Ebru Bozcuk
İçimdeki Ses
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar