Cinsiyetimi sorgulamayın artık. Yargı unsuru değil hiç bir seçimim. Bile isteye düşe kalka yaşıyorum bu hayatı. Hayat bir dal uzatırsa korkmadan uzanıyorum o dala. Baharımı da bahçemi de kendim çiçeklendiriyorum. Her yeni doğan güne gülümsüyorum tüm içtenliğimle ve şükrediyorum bütün benliğimle.
Keşkelerim de oldu, iyikilerim de...
Kışı da gördüm, ayazında da kaldım. İnsanım ben etten kemikten. Yaralarım da oldu, kabukları da. Ağlamayı gözyaşının sahteliğini gördüğüm an bıraktım. Ara sıra içime ağladığım olmuştur lakin onu da benden başkası ne bildi ne de gördü. Ketumum ben az biraz, özellikle duygularım söz konusuysa.
Düğümlenir sözcüklerim bazen takılıverir kursağıma kalemim susar, küser kağıda yine de yılmam. Kimseyle boy ölçüşmem. Ortalama bir zekayla sürdürürüm hayatımı. Büyük ideallerim hiç olmadı. Huzura demir atıp, dev dalgaların beni es geçmesini bekledim sadece.
Kimine göre acı kimine göre tatlıydı hayat. Ekşiyi tuzluyu ben ekledim hayatıma.
Deliyim ben. Biraz hırçın biraz inat; ama ağız dolusu gülmeyi çok seviyorum öyle ki; kahkahalarım karşı köyden duyulur.
Umursamıyorum kimsecikleri. Tutmuyorum içimde hiç birşeyi. "Eskici geldi hanım" diye bağırıyorum arada bir kendime. Veriyorum ona içimde biriktirdiğim öfkeyi, hüznü, gözyaşını. Değiş tokuş yapıyoruz oda kıyısından, köşesinden parlatıyor, cilalıyor; neşemi, sevincimi.
Kimsenin tavuğuna "kışt" demedim. Kimsenin malın da, mülkün de, yuvasında, ekmeğinde gözüm olmadı. İyiliğe iyilikle cevap verdim, kötülüğe cevap bile vermeye tenezzül etmedim. Mesela hiç tırnak uzatmadım ben; sırtımı kaşırken iz olmasın diye ya da kırılınca kıyameti koparmayayım diye. Velhasıl kendi yağımla kavruldum, hamuruma kendi ellerimle şekil verdim.
Elimin hamuruyla renklendirdim hayatımı, kimi zaman gökkuşağına yeni renkler ekledim, kimi zaman grinin tonlarıyla boyadım. Hayat benim di. Ele vermedim. Elden almadım.
Dağınıktım. Toplamaya çalıştıkça daha da çok dağıldığımı farkettim. Topla dağılsın topla dağılsın. Vazgeçtim toplamaktan dağınıklığınım arasında düzenimi kurdum. Neyi nereye bıraktığımı bir tek ben bildim. Ederine ben karar verdim. Bir ahenkti hayat adımlarımı ona göre ayarladım. Gözlerimi kapattım dinledim hayatımın ritmini, ellerim, saçlarım, ayaklarım eşlik etti bana.
Ve dans ettim yağmura, fırtınaya, ayaza karşı; savruldukça daha çok savruldu saçlarım aldırmadım. Dağınıklık güzeldi. Yağmurun yüzüme yüzüme vurması nimetti. Fırtınalar ise gelip geçiciydi. O kadar kısaydı ki hayat, yaşamayı bilmek lazımdı. Ve ben de öyle yaptım.
Gülümse çekiyorum…
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar