Eylül'e ‘hanım’ derler; benim gibi hissedip yaşayanlar.
Hanım hanımcıktır eylülümüz. Ne sıcaktır kavurur insanı, ne soğuktur üşütür adamı. Oturmasını kalkmasını bilir. Biraz hüzün, biraz sevinç taşır içinde. Tatlı bir telaşla sarmalamıştır etrafını.
Öyle nisan, mayıs gibi yeni yetme ergen kız değildir. Tam bir dişidir. Elinde toz bezi dolaşır doğayı. Nerede bir dertli görse uzatır işlemeli mendilini; hüzünleniverir onunla. oracıkta salıverir gözyaşlarını kurumuş toprağa. Okşar hem toprağı hem ağacı hem de tüm canlıları. Şefkat barındırır içinde. İkinci bahardır. Baharını yaşayamayanlar için ilahi bir ışıkla gelmiştir hayatımıza dokunmaya.
Anadır eylül, bütün ayların anası. Kışa gebedir bilir zorluğunu; ne de olsa varlığı da görmüştür, yokluğu da. O yüzden yapar konservesini, turşusunu...
Hasat zamanıdır. Kimseye mihnet etmez, dimdik durur ayakta. Çok değil ara sıra döker bir iki yaprağını ferahlatır kendi içini.
Ne giyse yakışır Eylül Hanım’a. Yeşilin bütün tonları toplanmıştır eteklerinde. Sarı sıcak saçları rüzgârda hafifçe dalgalanır. Kızıl yanaklarında ölümsüz aşklar vardır. Anıları biriktirir oymalı sandığında. Ne sırlar saklar sinesinde Eylül Hanım.
Herkes bilemez Eylül Hanım’ın kıymetini ama toprak vefalıdır. Bilir ki eylül soluk aldırmaya gelmiştir. Yavaşlatır hızla akıp giden zamanı. Dinginleştirir. Huzur kokar Eylül Hanım. Umut onda başka güzeldir.
Ama en çok da şairler ve ressamlar bilir eylülün kıymetini. Şahlanıverir kalemleri inci gibi süzülüverir duyguları. Renkler ve sözcükler dans eder kağıtlarında.
Eylül Hanım dokunmayı bilir yüreklere. Bir el olur şifa dağıtır. En çok kavuşamayan aşıklarla hasbihâl eder onların dilinden anlar. Bir başka ezgisi vardır onun. Gözlerini kapatır dinlersin tüm sükunetinle. Ruhun ayrılır bedenden başka âlemlerin kapısı aralanır. Ve sadece yaşamayı bilenler duyar Eylül Hanım’ın kendine özgü şifalandıran ezgisini.
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -15 / Gölge Güçlerin Yükseliş
Ebru Bozcuk
Bir Sabah İllüzyonu
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar