Tetiğe değil, deklanşöre basalım!
Sormak isterim; spor olsun diye başka canlının hayatına kıyan, insan dışında bir tür daha var mı?
Yaz mevsimi geldi ya, şehirden kırsala akış başladı. Yani, koca kışı kendi halinde geçiren ve zemheri soğuğunda bile hayatta kalmayı başaran yaban hayatı için asıl tehlike ufukta belirdi.
Spor olsun diye avcılık yapan, sırf kendi zevki için yolda karşılaştığı yılanın üzerinden arabasıyla geçen ve bunun gibi birçok hastalıklı davranış eğiliminde olan insan, bir kâbus gibi yaban hayatına doğru yaklaşıyor.
Üstelik sorun sadece, şehirlerden kopup gelen şımarık insanlar değil.
Bir anımı paylaşmak isterim. Kaybolan birkaç tavuğunun katili olduğunu düşündüğü tilkiyi, otomatik av tüfeği ile vurmuş. Zavallı tilki, ilk fişekte ölmüş olmasına rağmen, beş fişek daha atmış ve hayvancağız parçalanmış.
Ve bir cuma günü namaza giderken beni gördü, koşarak yanıma geldi.
“Bak ne hale getirdim, yavruları da var galiba ama yuvasını bulamadım.” dedi. Telefonuyla çektiği fotoğrafları gösterdi.
İlk fotoğraftan sonrasına bakmaya içim elvermedi. “Sen şimdi cuma namazına gidiyorsun ya…” diye başladım ama öfkemden konuşmaya devam edemedim. Karşımdaki katili hırpalamamak için ortamdan uzaklaştım. Doğrusu şu ki, o tetiği çeken parmağı kırmak arzusunu epey bir süre zihnimden atamadım. Aslında hâlâ da atmış değilim…
Namazdan sonra cemaatin dağılmasını bekledim. Ve nihayet cami imamını tek yakaladım. “Yaban hayvanlarını öldürmenin günah olduğunu bu insanlara neden söylemiyorsun?” diye sert bir ses tonuyla uyardım. “Ağabey, yemin ederim söylüyorum ama dinlemiyorlar.” dedi…
Bir belgeselde seyretmiştim. Yaban hayatının köylülere zarar vermesini engellemek ve köylülerin de yaban hayatını tahrip etmesinin önüne geçmek için, bölgede bulunan üniversite bir çalışma yapıyor ve başarılı da oluyor.
Projenin sahibi, akademik hayatının büyük kısmını kurtlar üzerine çalışarak geçiren bir profesör. Nihayet onların kendi aralarında “tehlike var” anlamına gelen ulumalarını kayıt altına alıyor. İhtiyaç olan bölgelere bu kayıtları dağıtıyor. Kurt sürüsü yaklaşmaya başlayınca hoparlör ile “uluma” sesini veriyorlar. Bu sesi duyan kurtlar “burada tehlike var” mesajını alarak köye yaklaşmıyor.
Benzer çalışmalar ve daha fazlası bizim üniversitelerimizde de yapılmalıdır. Bir gerçek var ki, bu konu yerel halk ile yaban hayatı baş başa bırakılarak hallolacak gibi görünmüyor. Elbette, köylülerin geçim kaynaklarını korumak gibi bir refleksini yadırgayıp suçlayamayacağımızı bilmemiz gerekir. Ancak devlet ve akademik dünya daha fazla sorumluluk alıp, yerel ve yaban hayatı arasında kalıcı bir sulh yolunu mutlaka bulmalı. Her şeyden önce bu bir insanlık görevidir…
Unutmamalıyız ki, yaratılmış her varlık aynı ölçüde yaşam hakkına sahiptir.
Ve şimdi tekrar başa dönüp, “Ah! Benim güzel ülkemin güzel yaban hayvanları. Hem insanımızı eğitemediğimiz hem de sizleri yeterince koruyamadığımız için, kendi neslim adına özür diliyorum.” demek geliyor içimden.
Faydası olur mu, bilmiyorum ama ısrarla tekrar etmek istiyorum.
Tetiğe değil, deklanşöre basalım!
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar