Bilindiği üzere insanlığın kültürel akışındaki temel unsurların başında edebiyat gelir. Acaba insanoğlu edebiyatın sınırları konusundaki misyonunu tamamlamış mıdır? Ya da edebiyatta keşfedilecek yeni alanlara ihtiyaç var mıdır?
Evet bizce vardır…
İkili denge anlamına gelen dualitenin, edebiyatta da kullanılarak yeni bir alana hayat vereceği görüşünü savunuyoruz. Kelime olarak karşıtlık ya da zıtlık anlamında kullanılan ve aslında kökeni itibariyle ikili denge demek olan dualitenin çağrıştırdığı anlam itibari ile edebiyatın yeni bir dalı oluşturulabilir.
Şöyle ki;
“Her insan bir dünyadır.” sözünden yola çıkarak anlatmaya çalışalım. İnsan varoluşu itibariyle kendine verilen yetiler ve özelliklerini kullanabilme ölçüsünde dışa vurum yapar. Bazen şiir bazen roman, şarkı, resim gibi sanatsal konular ile birlikte mühendislik, sağlık, siyaset ve dahi aklımıza gelebilecek her konuda yeteneklerini kullanarak özgün üretkenliğini ortaya koyma eğilimindedir… Bir baston ustası görürüz, bir çömlek ustası veya bunun gibi yüzlerce alanda kabiliyet sahibi insanlar vardır.

İşte bütün bu çeşitleme içinde bahse konu alanımız edebiyattır. Bir şiir, bir öykü, bir roman ya da edebiyatın herhangi bir dalında bir eser okuduğumuzda, aynı konu üzerinden bizde de bazı anılar canlanır. Üretilmiş bu eserin bizde tetiklediği duygular ile harekete geçen kendi duygularımıza yeteneğimiz ölçüsünde karşılık vermek isteriz.
Örneğin; okuduğumuz bir öykünün konusu üzerinden tetiklenen duygularımız ile bir şiir yazmak isteriz ve yeteneğimiz ölçüsünde mısraları dökeriz. Yani okuduğumuz öyküye şiir ile karşılık vermiş oluruz. Böylelikle öykü ve şiir ikili denge üzerinden dualite oluşturmuş olur. Bu oluşuma ‘Edebi Dualite’ dediğimizi ve dünyada kabul gördüğünü düşünelim. İşte anlatmak istediğimiz tam da budur.
Edebiyatta öykü, şiir, roman gibi branşlara bir yenisi yani ‘Edebi Dualite’ de eklense bu çok yerinde olmaz mı?
Bizce olur… Böylelikle başkasının eserinden tetiklenen duygu ile üretilen diğer eserin birlikte yayımlanması da ‘Edebi Dualite’ çatısı altında yeni bir kimlik kazanmış olur.
Tarafımın da katkıları ile böyle bir çalışma yapıldı ve çok yakında bir kitap olarak raflarımızda yer alacak. Kuralları zaman içinde yerine oturduğunda edebiyatın sınırlarını biraz daha genişletmiş olacağımız aşikardır.
Bu heyecan verici önerimizin ve çalışmamızın ülkemizde ve dünyada karşılık bulmasını diliyoruz.
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar