Poiesis ya da Şiir Yapılan Şey

Hilmi Yavuz

27-10-2026 15:26

Advert

Felsefe kavramlarının Antik Yunan’dan edinilmiş olanlarının daha sonra Latinceleştirilerek büyük ölçekte bir anlam deformasyonuna uğradığını Heidegger’den öğreniyoruz.

Heidegger, "Metafiziğe Girişte, örneğin Grekçede 'Phusis' (Doğa) kavramının Latinceye 'Natura' diye çevrildiğini ve böylelikle de  "Grekçe" sözcüğün felsefi gücünün mahvolduğunu" söyler: Bu, Heidegger’e göre, sadece "Phusis" için geçerli değildir; Grekçeden Latinceye kavramlar düzleminde yapılan bütün çeviriler için de böyledir. Üstelik rastlantısal ve zararsız da değildir bu durum. Zira, bizim Yunan felsefesinin özgün özünden kopmamız ve ona yabancılaşmamızın da ilk aşamasıdır.

Heidegger, Latince çevirilerin daha sonra Hristiyanlık ve Hristiyan Orta Çağ'da kullanıldığına, oradan da modern felsefeye devredildiğine  (setze sich über) dikkati çekiyor.

Peki nedir, örneğin "Phusis" (Doğa) kavramının kökendeki özgün anlamı ve Latinceye "Natura" diye çevrilince nasıl bir anlam yıkımına uğruyor?

Heidegger’in belirttiğine göre, Yunanca’da "Phusis", "Açılma" ( Alm. Aufgehen, Fr: Epanouissement; İng. Emergence.) Örneğin, bir gülün kendiliğinden açılmasında olduğu gibi o anlamda kullanılmaktadır. Ama bu kavram başka alanlarda da geçerlidir: Güneşin doğuşu, insanın ya da hayvanın doğumu yahut bitkilerin büyümesi için kullanıldığı gibi…

Bununla birlikte "Phusis", "açılma" ya da "ortaya çıkma" alanını imliyorsa da sözünü ettiğimiz olgularla aynı anlama gelmez. "Phusis", Heidegger’in belirttiğine göre "Varlığın kendisidir." ve onun aracılığıyla varolanlar [Alm. seiend; Fr.Etant; İng. Essent] oluşur ve görünür kılınırlar. Dolayısıyla Latincede doğum anlamına gelen "Natura", Phusis’in Yunancadaki kuşatıcı ve derinlikli anlamını içermez.

Heidegger, bugün bir felsefi kavram olarak kullandığımız "Hakikat" sözcüğünün de Yunancadaki karşılığı olan Aletheia’nın kökendeki özgün anlamını kuşatmadığı kanısındadır. Aletheia, ifşa etmek, açığa çıkartmak anlamına geliyor.

Oğuz Haşlakoğlu’nun Felsefe Tartışmaları’nın 32. sayısında yayımlanan yazısından aktarırsam, "Heidegger’e göre, ‘saklı olanın açılması’ olarak hakikat (Wahrheit), Platon’la birlikte ‘saklı’ kökten koparılmış ve sadece görünen yanı olan ‘açılmasına’ sıkıştırılmıştır. […] Başka deyişle ‘Varlığı (Sein) aletheia kökenindeki saklı oluşunda, önce Platon unutmuş sonra da kendisinden sonra gelen bütün düşüncenin de böyle unutmasına neden olmuştur." Kısaca Heidegger, aletheia’nın  bugün İngilizcede hakikat ya da doğruluk karşılığında kullanılan "truth" ile uzaktan hiçbir ilgisi olmadığını bildirir bize.

Dikkat edilirse, "Phusis" ve "Aletheia" kavramları arasındaki bağıntı kolaylıkla görülecektir. Phusis  açılma ise, Aletheia saklı olanın açılmasıdır ve bu iki kavram, phusis ve aletheia, açılma bağlamında poiesis ile ilişkilidir. Ama önce, Eski Grekçeden Batı dillerine geçmiş olan poiesis sözcüğünün de tıpkı phusis ve aletheia ve başka kavramlar gibi, temelli bir anlam değişikliğine (hatta, Heidegger gibi söylersem: anlam yıkımına) uğradığını belirtmek gerekiyor. Söylemesi bile fazla belki, Fransızca ve İngilizcede poem[e] sözcüğü, şiir anlamındadır ve bu sözcük Grekçede, poiesisten geliyor. Poiesis ise imal etmek anlamında poiein kökünden türemiş bir sözcük.

Heidegger, teknoloji sorununu temellendirirken sıklıkla başvurduğu poiesisi, ortaya çıkarma anlamında kullanıyor. Robert Bernasconi’nin The Question of Language in Heidegger’s History of Being’de belirttiği gibi, poiesis sadece bir zanaatkârın, bir sanatçının, bir şairin ürettiklerine (yaptıklarına) değil ama phusisin (doğanın) ortaya çıkardıklarına  da atıfta bulunur.

Dolayısıyla, şiirin "yapılan", "imal edilen" ve bu anlamda ortaya çıkarılan bir şey olduğunu hatırlatmak, poiesis kavramının Fransızca , İngilizce  ve daha başka dillerde dönüşerek kullanıldığı biçimiyle [poem biçimiyle] kaybettiği özgün ve kökensel anlamı yeniden geri kazanmasını sağlar. Şiire, doğayla ve hakikatle ilişkilendirilme imkânını verir böylece…

***

Editör: Seher Uslu

DİĞER YAZILARI Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia 01-01-1970 03:00 Yalan Üzerine Bir Deneme   01-01-1970 03:00 Selahattin Hilav 01-01-1970 03:00 Kayboluş ve Yıkım  01-01-1970 03:00 Okuma Takıntısı 01-01-1970 03:00 Sevgili Şair Metin Altıok İçin 01-01-1970 03:00 Etiketlenmiş Bulundum 01-01-1970 03:00 ah güzdür güzdür o bulanık defter! 01-01-1970 03:00 Husrev-i Vâlâ-Himem 01-01-1970 03:00 Oruç Aruoba İçin 01-01-1970 03:00 Tarihi Tahrif Etmek ve Popüler Tarih 01-01-1970 03:00 Baba düzyazıdır anne şiir! 01-01-1970 03:00 Ah, Güzdür, Güzdür O, Bulanık Defter! 01-01-1970 03:00 Filozoflar ve Eşekler Üzerine Bir Deneme 01-01-1970 03:00 Okuma Takıntısı 01-01-1970 03:00 Bir Tartışma Üstüne: Pişmiş Aşa Nasıl Su Kattım? 01-01-1970 03:00 ah, güzdür, güzdür o, bulanık defter! 01-01-1970 03:00 Köpek Sosyolojisi: Modern mi, Moda mı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, Mülkün Temelidir 01-01-1970 03:00 Elbiselikler 01-01-1970 03:00 Çeviri Şiirler Kaynakçası: Hangi Şiir Kimin?  01-01-1970 03:00 Dinî Bayramların Ruhaniyeti Niçin Yok Oldu? 01-01-1970 03:00 Safa Önal: Hatıra, Şairdir! 01-01-1970 03:00 Yalan Üzerine Bir Deneme 01-01-1970 03:00 Sofra ve İktidar 01-01-1970 03:00 Sigara Nostaljisi Üzerine Notlar 01-01-1970 03:00 Missouri Geldi! 01-01-1970 03:00 Para Üzerine bir Deneme 01-01-1970 03:00 1950 Kuşağı Üzerine Notlar 01-01-1970 03:00 Canım Kardeşim Oruç Aruoba İçin 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu güvende mi?  01-01-1970 03:00 Anketler ve İdeoloji 01-01-1970 03:00 ‘İstanbul Beyefendisi’ 01-01-1970 03:00 Fethi Naci’yi Anmak 01-01-1970 03:00 Çocukluğumun Ramazanları 01-01-1970 03:00 Sivil Toplum Üzerine 01-01-1970 03:00 Asrîleşme İkonları 01-01-1970 03:00 Kabul Günleri 01-01-1970 03:00 ‘Vicdan, Mülkün Temelidir’ 01-01-1970 03:00 Kıskançlığın Soykütüğü 01-01-1970 03:00 Sorulmaması Gereken Sorular 01-01-1970 03:00 Bursa’da Ben: Çocuk Narkissos ve Yaşlı Dionysos 01-01-1970 03:00 ‘Filozoflar ve Eşekler’ Üzerine Bir Deneme 01-01-1970 03:00 Cemal Süreya 01-01-1970 03:00 Baba düzyazıdır; anne şiir! 01-01-1970 03:00 İşkence ve İşkencenin Tarihi Üzerine 01-01-1970 03:00 Okuma Takıntısı 01-01-1970 03:00 Fragmanlar 01-01-1970 03:00 Yaz İkindileri 01-01-1970 03:00 Haziran! Ayların En Zalimi! 01-01-1970 03:00 Eski Telefon Anıları 01-01-1970 03:00 Felsefe ve Şiir İlişkisi Üzerine Notlar 01-01-1970 03:00 ‘Ah güzdür, güzdür o bulanık defter!’ 01-01-1970 03:00