Cenab-ı Allah’ın izniyle, İslam âlemi bir kez daha Ramazan-ı şerife kavuşmuştur. Bizi bugüne ulaştıran Allah’a hamdolsun.
Çiçekler arasında gül ne ise, taşlar arasında yakut ne ise, aylar arasında da ramazan odur.
Ramazan ayının gelişi çorak arazilerin yeşermesi gibidir. Kuraklıktan çatlayan toprakların yağmur suları ile ıslanması gibidir. Meridyenin iki ucunda bulunan âşıkların kavuşması gibidir.
Ramazan ayı, maneviyat ve ruhaniyetin doruk noktasıdır ama ne yazık ki her sene ağızlarda; “Nerede o eski ramazanlar?” cümlesi yer almaktadır.
Geçen her ramazan, bir sonrakinden daha manevi hale gelmiş durumdadır.
Bunun çeşitli sebepleri olmakla birlikte en kuvvetli etkeni ise şüphesiz insandır.
Sahura kadar yapılan sohbetler, şimdilerde uyku esrarından baygın hale gelmiştir. İmsak vaktinde, öğle veya ikindi vaktinde yankılanan mukabeleler yerini dünyevi koşturmacaya bırakmıştır. İftar davetleri ile doyan ruhumuz, yerini ferdi hayata bırakmıştır. Teravihten sonra sokaklardaki şen çocuk sesleri, yerini teknolojik oyunlara bırakmıştır. Hastalığından dolayı oruç tutamayıp kendini ayıplayan ve bu durumu bir ayıpmış gibi kabul edip saklayan insanlar, yerini sokakta sigarasını tüttürüp, suyu tepesine diken insanlara bırakmıştır. Oruç zamanı dükkânını kapatan esnaf lokantaları yerini sokak önlerine bile masa atan lüks restoranlara bırakmıştır.
“Eski ramazanlar daha güzeldi.” deyip sanki güzelliğini yitiren ramazanmış gibi bir hissiyat bırakıyoruz, lakin durum tam tersidir. Ramazan her daim güzeldir fakat değişen insanlar ve onların edebidir. Eski ramazanları güzel kılan insanların edebi ve güzelliğiydi. Çocukluğumuzun masumiyetiydi ramazanları güzel kılan.
Birlikteyken mutludur insan. Eski ramazanlarda kalabalık olurdu insan. Tekken bile bir ordu kadar kalabalık olurdu. Şimdilerde bu kalabalık yerini yalnızlığa bırakmıştır. İşte tüm bu etmenler insanoğluna her yıl; “Nerede o eski ramazanlar?” cümlesini kurdurmuştur.
Ramazan ayı, her sene tezahür eder lakin geldiğinde bazı insanları tekrardan bulamaz. Bir önceki ramazan ayında birlikte oruç tuttuğumuz, birlikte iftar yaptığımız bazı insanlar bu sene aramızda değiller. Ölen insanları düşündükçe bir kez daha söyleniriz; “Nerede o eski ramazanlar?”
Musa Aşkın
Kuyruğun Söylediği
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -18 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Hakan Cucunel
Jean Teule - Sağanak Altında
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar