Yakın zamanda ülkemizde yaşanan Kahramanmaraş merkezli on ili etkileyen deprem tüm Türk halkını derinden üzmüş ve yasa boğmuştur. Sadece Türkiye ile de sınırlı kalmayıp tüm dünyayı ilgilendiren bir konu haline gelen Maraş depremi, cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybı olan depremi olmuştur. Her türlü zorluğa göğüs gerip birlik olarak aşan Türk Milleti olarak bu günleri de atlatacağımız inancındayım. Cenab-ı Allah’ın yardımı, rahmeti ve bereketi ülkemizin ve de tüm İslam ümmetinin üzerine olsun [Amin]
Yaşanan bu depremin yaraları sarılmaya devam ederken akılları kurcalayan iki soru var; tüm bu yaşananlar ihmal mi yoksa kader mi?
Yaşanan bu depremler Cenab-ı Allah’ın emri ile olmuş olup mutlak kaderdir. İman sahibi bir insan bunun aksini düşünemez. Lakin yaşanan bu kadar can kaybına sadece 'kader' deyip geçemeyiz. Evet depremin olması kaderdir lakin yaşanan can kayıplarında ihmal de vardır. Yıkılan binaların çok büyük bir kısmı yönetmeliğe aykırı şekilde yapılmış veya dükkân büyütme ve manevra özelliği kazanılması için kolon kesme işlemi yapılmıştır.
Burada iki husus üzerinde durabiliriz:
1.Rıza-ı İlahiye karşı nasıl bir tutum izledik ne gibi yanlışlarımız oldu?
2.Yaşanan can kayıplarında ne gibi ihmaller var?
İlk olarak Rıza-ı İlahiye karşı yanlışlarımızı göz önüne alacak olursak bu hususta maalesef sınıfta kalmış bir milletiz. Elbette bu depremlerin bilimsel bir açıklaması vardır ve bunlar haktır ama bu yöntemler depremin nasıl gerçekleştiğini açıklamaktadır.
Bu depremlerin oluşmasını emreden Cenabı-ı Allah’tır.
Kuran’ı Kerim’de birçok ayette Cenab-ı Allah rızasını gözetmeyen toplulukları cezalandıracağını bize bildirmektedir bunlara örnek olarak Araf suresi 4. ayeti ve İsra suresi 58. ayeti örnek olarak verebiliriz.
“Biz nice memleketler halkını helâk ettik ki, onlara azabımız, gece yatarlarken yahut gündüz istirahat ederlerken gelmişti.” [ ARAF SURESİ AYET 4]
“(Günaha batmış) ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk etmiş veya onları çetin bir şekilde azaba uğratmış olacağız. Bu, kitapta yazılıdır.” [ İSRA SURESİ AYET 58 ]
Yaşam şeklimiz, yaptıklarımız, konuşmalarımız vs. hepsi Rıza-ı İlahiye hususunu etkilemektedir ve bu etki dolayısı ile insanlara ve topluluklara bir dönüş sağlamaktadır. Bu husus Kuran-ı Kerim’de şöyle yer almaktadır:
“Başınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizin kazandığı günahlar, ihmal ve kusurlar yüzündendir. Bununla beraber Allah, o günah ve kusurların pek çoğunu da affediyor.” [ Şura 30 ]
Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (SAV) Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Zina yayılınca depremler çoğalır.” [ Deylemi ]
Yazının başında belirtmiş olduğumuz ikinci husus ise can kayıplarında bulunan ihmallerdi. Bu husus deprem ve diğer felaketlerde can kaybı açısından çok mühim konumdadır.
İnsan canının, kazanılan üç beş kuruşa tercih edildiği bir dönemde başımıza gelen bu deprem felaketinde ihmallerden ve menfaat çıkarları yüzünden on binlerce insanımız vefat etmiştir.
Yaptığı bir binadan biraz daha fazla para kazanmak maksadıyla malzemeden çalan müteahhitler... Kullandığı dükkâna bir raf daha fazla koyabilmek için kolon kesen mal sahipleri, daha kötüsü tüm bunlara sessiz kalan yapı denetim yetkilileri…
Maalesef bu ihmaller yaşanan deprem felaketinde can kayıplarının artmasına neden olmuştur. Çöken binaların büyük çoğunluğunda ya malzeme eksik kullanılmış veya kalitesiz kullanılmış
İmara açılmaması gereken zeminlerde açılan imarlar, toprak-zemin etüdüne göre yapılmayan binalar, bu hususları baz almadan atılan temel türleri binaların direncini azaltmış ve yıkımına neden olmuştur. Her ne meslek olursa olsun yapılan hiçbir şey, kazanılan hiçbir meblağ tek bir vatandaşımızın canından daha değerli değildir.
İnsan canı para ile alınamayacak kadar kıymetlidir.
Dilerim ki yaşanan bu olaylar ülkemiz için bir milat olup bir daha tekrarlanmaz.
Deprem felaketinde yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımızı rahmetle yâd ederken, yaralılara acil şifa ve sabır diliyorum. Devletimiz ve milletimiz olarak ele ele verip bu zorlu günleri de atlatacağımızdan şüphem yoktur.
Cenab-ı Allah ülkemizi ve tüm Müslüman ülkelerini her türlü afet, musibet ve belalardan korusun.
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -21 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar