YETENEK AVCISI
Yirmi birinci yüzyıl başlar başlamaz hızlıca hayatımıza giren dijital aletler, yaşam biçimimizi değiştirip gündelik yaşamımızın bir parçası oluverdi. Gencinden yaşlısına bu dünyanın içinde gezer oldu.
Çok sayıdaki sosyal platform, geleneksel medyanın aksine hızlı haber alma ve haberleşme ile daha etkin kullanılmaya başlamıştı. Ben de bu akımın içinde evreni oluşturan milyarlarca yıldızın uzay boşluğunda dolandığı gibi dolanıyorum.
Tam bir yıl önce tanımadık yabancı bir yıldızdan sinyal düştü, sosyal medya sayfama. Yazdığı ileti benim ilgi alanım fotoğrafçılıkla ilgiliydi. İlk etapta şüpheyle tedirgin bir şekilde beklemeye başladım. Bu benim düşüncelerimden rahatsız olmuş birileri tarafından gizli saldırı olabilir, düşüncesiyle hiç ilgilenmedim. Yabancı yıldız bana doğru iyice yaklaşıyor ve beni âdeta kendi çekim alanına çekmeye çalışırcasına uğraş veriyordu. Ben hâlâ çekingen ve ürkektim; yaklaşmamakta ısrarlıydım.
Gizemli yabancı yıldız benim sosyal paylaşım alanımı âdeta taramış, paylaştığım fotoğrafları görmüştü; ilk iletisi, “Truva Sanat’ta fotoğraflarını çekinmeden paylaşabilirsin.” idi.
“Bir de takipçilerin bilgilenmesi açısından fotoğraf bilgisi konularını da paylaşabilirsin.” diyordu.
Ben hemen Truva Sanat platformunu mercek altına aldım. Araştırdım, bir çok takipçisi şiir ve fotoğraf paylaşmıştı; faydalı ve sanatsal etkinliği olan bir yayın kuruluşuydu.
Temkinli davranıyordum ama yine de telefonumla çektiğim gezi fotoğraflarını paylaştım. Güzel yorumlar ve olumlu eleştiriler alınca ben daha fazla katkı sağlamak adına telefonumla çektiğim fotoğrafları paylaşmaya başladım. Yakınımda olan yabancı yıldız, beni çekim alanına almıştı ve yönlendirmeye çalışıyordu.
“Paylaştığın fotoğraflara açıklayıcı yazılar yaz veya şairliğin varsa şiir yazarak paylaş.” diyerek benim sanatsal yönümü keşfe çıkmıştı. Bense bu gizemli yıldızın çekim alanında verilen komutları eksiksiz uygulamaya başladım.
Beni etkisi alanına almıştı artık. Zor bir rotanın içine çekmeye çalışırcasına ödevler veriyordu. İlk deneme yazımı yakın zamanda kaybettiğim kedimiz için yazdığım “Kedi Tekir” adlı yazımdı. Fotoğrafıyla birlikte paylaşınca çok güzel eleştiri ve yorumlar almaya başladım. Kendimde güven hissi oluştu. Bu arada bana bu kadar zorlu rota çizdiren bu gizemli yıldız kimdi? Ben de kendisini takibe alarak nereye varmak istediğini öğrenmek istiyordum.
Takibim sonucu, doğruyu söylemek gerekirse on parmağında on marifet olan; her sanatsal faaliyetin içinde başarıyla ve özveriyle görevini yerine getirmek için gecesini gündüzünü katan; alçak gönüllü, gülüşü, dudaklarından dökülen kadife sesi insanı kendine çekmek için monte edilmişti sanki. Her yerde ışımaya çalışan ateş böceği gibi zarif bir bayan, tam bir yetenek avcısı.
Ben onun öğrencisiydim artık.
Bana hikâye yazmam için ödev veriyor; bir de “Senin kalemin güzel, hikâyeler yazmalısın.” diye motive ediyor; Truva Edebiyat Dergisi’nde paylaşmam için yönlendiriyordu. Kedi Tekir’den Sonra ikinci deneme yazım “Türkülerimiz”i yazdım, hep güzel eleştiriler alınca bu bana daha çok güven veriyordu. Sonra “Ölmez Ağacı (Zeytin) Destanı”, iki bölümlük “Acı Tütün’den Kara Zeytin” adlı yaşadığım hikâyeyi kaleme aldım.
Yazdıkça, güzel ve olumlu eleştiriler geldikçe yolunda akan su misali ben yazım sanatında adım atmıştım artık. Hep bu iyi kalpli ateş böceğinin ışığıyla yürümeye çalışılırken Truva Dergisi Öykü Ağacı Atölyesi editörlerinin bir kare görsel üzerinden hikâye üretmemiz ödevi verildi. "Sandıktaki Düğüm" adlı ilk polisiye hikâyemi yazdığımda, yazma eğitimine alınacağım bildirilince güven ve heyecanı aynı anda yaşıyordum. Artık kelime ve cümlelerin deryasında yüzmeye alışacaktım.
Truva Dergisi Öykü Ağacı Atölyesi çatısı altında Gülçin Granit ve Neşe Kazan hocalarımın eğitimi doğrultusunda verilen hikâyeleme teknikleriyle her hafta yazdığımız hikâyeler, değerlendirilip yayınlandı. Sırasıyla Dolunay Şavkında, Kaybolup Kaçalım, Aşk, Yaşlı Kaplumbağanın Doğa Yürüyüşü, Arap Dayı, son yayınlanan İstanbul Yolcusu Kalmasın(Deli Efe) birçok okuyucuyla buluştu.
Sanat deryasında yüzme öğretir gibi sabırla, inatla uzaktaki yıldız; ışıyıp ateş böceği gibi yakınımda olup yol gösteren ve beni yörüngesine çeken gizemli yıldız, yazım sanatına adım attıran; on parmağında on marifeti olan, yetenek avcısı Yadigar Özyapan hocamdır. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.
***













































