SONSUZLUĞUN FREKANSI -18 / GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ
3.BÖLÜM
MOYAR (MOR DİYAR)
3.BOYUT
MOYAR
YÜCELER KURULU SALONU
Salondaki tartışmanın boyutu dünyadaki en karışık durumdaki ülkelerin meclis oturumlarıyla yarışacak düzeye varmıştı. Hafızalarının silinmesi büyük bir olaydı ve bunu hazmetmek bu kadar ileri bir bilinç düzeyine sahip olan Moyarlılar için bile kolay değildi. Ama sonunda, bir süre daha her kafadan bir ses çıktıktan sonra herkes ortak bir hedefte yoğunlaşmaya karar verdi, hepsinin suçlayacak birilerine ihtiyacı vardı ve cevap ortadaydı; İmparatoriçe Ani ve tüm ailesi…
“Her şey Gabor döneminde başlamış. Boleslav ve Kaikara’nın yaptıklarını öğrendik zaten ama kim bilir, belki de şehrin birçok yerinde portresi bulunan turkuaz rengi gözlü adı bilinmeyen kadim Moyarlı da sizin ailenizdendir.”
İmparatoriçe Ani sakindi, derin bir nefes aldı:
“Ailem birçok güzel dönemin yöneticisi olmuştur. Bana da bu kutsal görev verildi, Yüceler Kurulu yani sizler tarafından ve Yüce Kâhinin onayıyla. Çekilmemi isterseniz çekilirim ancak şu anda yapmamız gereken en önemli şey hafızamızı geri kazanmaktır. Bunu başardığımızda tüm bunların nedenini öğreneceğiz ve ancak o zaman kimin sorumlu olduğunu bileceğiz. Çıkan sonuca göre de kararlarımızı alacağız. Bu konuda hemfikir miyiz?” dedi. Sesler azaldı ve çok geçmeden de tamamen kesildi. Herkes bunu onaylıyor gibiydi.
“Bağımsız Bölge’nin imparatorunun gözleri turkuaz rengi değil, aslında o bir erkek de değil. Yaklaşık neredeyse birkaç bin yıldır Leydi Purple yönetiyor orayı. Bunu hepimiz biliyoruz.” dedi biri.
“Hafızalarımız silindiğinde, bu adam her kimse belki geri planda olmak istemiştir.” dedi bir başkası.
İmparatoriçe Ani, gereksiz konuşmalardan sıkıldığını belli eden bir tavırla ama ses tonunu yükseltmeden, “Yüceler Kurulu! Yüce Kâhin! Ayini başlatmayı öneriyorum.” dedi. Yüce Kâhin ayağa kalktı, “Hâlâ bilinmeyen bir sürü ayrıntı var. Mavi Diyar’ın kâhini Korya ve Minel uzak geçmişte gerçekten burada mıydılar ya da portredekiler onlara benzeyen başkaları mıydı? Tüm bunları bilmiyoruz ama şimdi burada olmaları tesadüf olamaz. Ayin başlasın!” dedi.
Yüceler Kurulu salonundaki dev yuvarlak masa o anda biri bir düğmeye basmış gibi güçlü mor bir ışıkla aydınlandı ve kardeş kartalları ve atları dahil tüm Moyarlılar Yüceler Kurulunun oturumuna bağlandı.
“Moyarlılar! Değişen enerjileri algılıyorsunuz ama henüz hiçbiriniz neler olduğunu bilmiyorsunuz. Son girdiğim transta bazı unutulmuş bilgileri açığa çıkarmayı başardım ve benden önceki Yüce Kahinlerden biri sayesinde hafızalarımızdan bazı bilgilerin silindiğini anladım.”
Yüce Kâhinin bu sözleriyle Moyar’daki enerjide büyük bir dalgalanma başlamıştı. Zihinlerden yükselen ortak sorular ve hayret sesleri Yüceler Kurulu’nun masasında yankılanıyordu. Yüce Kâhin herkesin sakinleşmesi için biraz bekleyip sonra devam etti,
“Moyarlılar! Hafızamızı geri getirmenin bir yolu var. Ayin için hazırlanın. Gerçekler hatırlanacak ve Moyar yeniden dengesine kavuşacak.”
Korya ve Minel, Yüce Kâhin konuşurken yuvarlak masanın önünde bekliyorlardı. O sözlerini bitirir bitirmez masaya çıkıp yüz yüze bağdaş kurarak oturdular ve sağ avuç içleri birleşirken sol ellerini masaya koydular. En son Yüce Kâhin de iki elini birden masaya koydu ve dua başladı.
BAĞIMSIZ BÖLGE
Aya, gözlerini açtığında etrafı uçuşan bembeyaz tüllerle çevrili bir yatakta yalnızdı. Taze sabah havasını içine çekerken son birkaç saatte yaşadıkları gözünün önüne geldi. Mutluluktan yanakları al al olurken doğrulup tülleri açtı ve yataktan kalktı. Üç tarafı boydan boya camla kaplı olan bu büyük dairede yataktan başka sadece iki koltuk ve küçük bir sehpa vardı. Bu boşluk hissini seviyordu Aya ve Emon'un, Bağımsız Bölge‘nin en yüksek kulesindeki bu çatı katında sanki hep burada yaşamış gibi bir hisle rahattı. Bir süre, camın önünde dikilip şehri izledikten sonra su sesini duyup banyoya yöneldi, yeniden sevdiği adamın bedenine doğru çekilmeye başlamıştı fakat tam o anda algıladığı büyük bir enerji dalgalanması yüzünden durdu.
Bu yoğun enerjinin Moyar’dan geldiğine emindi. Enerjiye odaklanmaya ve bunun ne olduğunu anlamaya çalıştı bir süre ama enerji çok karmaşıktı. Tüm dikkatini buna verdiğinden arkasından yavaşça yaklaşan Emon’u fark etmedi ve onun sırtına dokunuşuyla yerinden zıpladı ama sonra rahatlayarak kendini onun kollarına bıraktı ve, “Moyar’da bir şeyler oluyor.” dedi.
“Hmm evet ama bizi ilgilendirmediğinden eminim.”
“Ama Emon, bu enerji çok güçlü, sanki tüm Moyar…”
Emon, o daha cümlesini bitiremeden onu kollarında döndürüp öpmeye başlayınca Aya yeniden onun büyüsüne kapıldı ve tüm düşünceler aklından bir anda uçup gitti. Fakat Moyar’dan yayılan enerji o kadar güçlüydü ki çok geçmeden aynı düşünceler ve sorular yine zihnini doldurmaya başladı. Aya, bu yeni enerji dalgasıyla birlikte, tuhaf bir şekilde içinde bulunduğu durumla ilgili bir şeylerin çok yanlış olduğu gibi bir düşünceye kapılmıştı. Ve çok geçmeden karışık enerji çözülmeye ve Aya’nın gözünün önünden birtakım görüntüler gelip geçmeye başladı. Az sonra, gördükleri az da olsa anlaşılır bir hale gelmeye başlamıştı ve sanki her şey Emon'la bağlantılı gibi görünüyordu fakat sonra birdenbire artık düşünemez oldu. Sanki zekâsı ve sihir gücü yavaş yavaş ondan çekiliyordu.
Bunun farkına vardığı anda son birkaç görüntü daha gördü ama zihni bunları birleştiremeden ve kuleye doğru yaklaşmakta olan kardeş kartalı Kaida’nın varlığını hissedemeden zevk dolu bir bulanıklığa doğru çekildi.
Kaida, Aya’nın oradaki varlığını hissettiği anda Bağımsız Bölge’ye geçmişti fakat yerini bulduğunda, ona iyice yaklaştığı halde onun zihnine ulaşamamıştı. Bir süredir kulenin etrafında süzülerek uçuyordu, kardeşinin yanından hiçbir şekilde ayrılmamaya kararlıydı. Aslında onu bulduğu anda hemen Moyar’a haber vermek istemişti ancak orada her ne oluyorsa tüm denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Bir süre sonra da Moyar’dan yayılan enerji iyice yoğunlaşmıştı ve tüm dikkatini verdiği halde, o da kardeşi Aya gibi, ilk başta ne olup bittiğini anlayamamıştı. Fakat kısa bir süre sonra karışık parçalar kendiliğinden birleşmeye, hafızasındaki kayıp olduğunu bile bilmediği eksik parçalar tamamlanmaya ve boşluk kapanmaya başlamıştı. İşte o zaman Aya’nın içinde bulunduğu durumu kavramış, onun gerçek tehlikenin koynunda olduğunu kabullenmek zorunda kalmıştı. Hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti. Kartal güçlerinin bile Emon karşısında bir işe yaramayacağını çok iyi biliyordu. Tek başına ona karşı koyamaz ve Aya’yı koruyamazdı.
Bu düşüncelerle oradan uzaklaşmadan uçmaya devam ederken cılız bir çağrı duydu. Tanıdık bir enerjiydi bu ama kime ait olduğunu çıkaramıyordu. Biraz yükseldi, içgüdüleri bunun çok önemli olduğunu söylüyordu. Az sonra kendi adını bir kez daha duydu.
-Devamını okumak için tıklayın
***















































