Bazı duygular vardır ama anlatılmaz yaşanır.
Yaşadıkça da yüreğinizde habis bir ur gibi her geçen gün daha bir büyür ve acı yaşatır.
Hastaneler, mezarlıklar ve ziyaret ettiğiniz hastalar.
Bir efsane gibi anlatılır kaybedilen veya ağır bir hastanın arkasından çoğu şey.
Hele hele sosyal medya hayatımıza girdiği günden bu yana anlatmakla kalınmaz, bilen de bilmeyen de duyan da duymayan da yazar, çizer...
Kimi evlat vardır burnunun dibindeki anasının, babasının yanına bile uğramaz. Ziyaret etmez. Bayramdan bayrama o da müsait bir zaman bulursa arar.
Kimi de kapısını dahi açmadığı anası ya da babasına ya bir işi düştüğü zaman "alo" der ya da güçlü, varlıklı, yeni bir şey sahibi olduğunda arar.
Aradı mı?
"Aradım" demek için çevresine.
Sordu mu "Bir ihtiyacın var mı babam?" diye.
Yok.
Araması sadece, kendi habis, ezik ruhsal sorunlarını, kapatabilmek için.
Adamlığın ve saygının, mal ile mülk ile ölçüldüğünü zannettiği için, aramış olmak için arar. Kapasite o kadar.
Sosyal medyaya bakınca herkes melek. Çevremize bakınca...
Bazıları da, diplerinde olan babalarını, annelerini ziyaret dahi etmediği hâlde kendi öz babasının ya da annesinin yaşadığı bir sağlık sorunundan dahi kendine bir yer, bir pay edinmek için sosyal medyadan göz yaşları emojileriyle, "Ah babam, vah anam!.." ağıtları yakar.
Şu son bir buçuk aydır hiç ama hiç gitmek istemediğim, kendi sağlık sorunumda dahi tabiri caizse yıkılmadan gitmediğim hastaneye abone oldum.
Hasta yakınlarıyla tanıştım. Hastalar gördüm.
Yoğun bakımın önünde nöbetleşe her gün duran evlatlar gördüm.
Dayanamayıp bir gün, "Burada durmanızın annenize bir faydası yok. Yanına giremezsiniz, göremezsiniz. Evinize gidin, ziyaret günleri var. Salı ve cuma. O günler gelir, ziyaret edersiniz. Gidin evinize dua edin ki bu onun için de sizin için de daha hayırlı olur." dediğimde,
"Yok abi asla. Biz biliyoruz ki annemiz burada beklediğimizi biliyor. O bizi, biz onu burada hissediyoruz. Biz burada olmakla annemize güç veriyoruz." dediklerinde gözlerim yaşardı.
Allah'tan umut kesilmez muhakkak ama annelerinin çıkma ihtimali çok zayıf ve yoğun bakıma yatmadan öncede yıllardır yatalak ve alzaymır hastasıymış.
Bir yandan da başka bir genç.
Her gördüğümde kıyı, köşe, bucak...
Nereyi bulduysa gözyaşlarını kimse görmeden dökmüş, biri yanına geldiğinde dik durmaya çalışan ama gözleri kan çanağı bir genç.
"Hastan kim?" dedim bugün asansörde karşılaştığımızda.
"Babam abi." dedi.
"Akciğer kanseri. Kardeşlerime, anneme diyemedim. Bir ben biliyorum. Ve sayılı günleri olduğunu bilmek çok ağır geliyor." dedi, asansörde gözyaşlarına boğuldu.
Bunlar da evlat.
Diğerleri de evlat.
Çok şükür Rabbimizin adaletine inanıyoruz.
Bugüne ve bu yaşıma kadar yaşadıklarım bana şunu gösterdi ve öğretti.
Tabii bazılarının kulakları vardır, hem de eşek kulağı gibi kocaman ama duyamaz, bilemez, gözleri vardır ama göremezler.
Daha bu dünyada herkes ettiğinin mükafatını da görüyor, cezasını da.
Tüm bunları görüp yaşadım şu bir buçuk aylık hastane tecrübemde.
İnsanlığımdan utandım çoğu zaman.
Allah'ım ne bana ne de kimseye böyle kandaşlar, kardeşler, akrabalar vermesin.
Çok şükür biz şunu biliyor ve inanıyoruz.
Herkes ettiğini bulacak ya. Bu bize yetiyor.
Herkes yanındakilerin kıymetini bilsin. Emin olun o bilmeyenler bilenlerden çok ballandıra ballandıra anlatacaklardır o gidenleri.
Çünkü yürek acılarını arkasına sığındıkları yalanlarla önce millete yedirdiklerini zannedecekler ama zamanla o yalanlara kimsenin inanmadığını göremeyecekleri gibi kendi yalanlarına kendilerinin inandığının farkına bile varamayacaklar.
Ne diyeyim.
Allah bildiği gibi yapsın bu tür hırslarının peşinde yok olup gidenleri / gidecekleri.
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar