DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Musa Aşkın
Musa Aşkın
Giriş Tarihi : 28-10-2026 17:33

Küçük Bir Tohumun Düşündürdükleri

İzlanda gelinciğinin tohumu..

Bazı tohumlar yalnızca toprağa değil, insanın düşüncelerine de ekilir.

İzlanda’dan dönerken yanımda getirdiğim küçük bir tohum vardı. Avucumun içinde kaybolacak kadar küçük; taşıdığı anlamı anlatmaya kalksam bir ömre sığmayacak kadar büyüktü. Onu alırken yalnızca bir çiçeğin başlangıcını taşıdığımı düşünmemiştim. Kuzeyin o kendine özgü sessizliğinden, uçsuz bucaksız manzaralarından ve insanın kendi küçüklüğünü bütün açıklığıyla hissettiği o topraklardan da bir parça getirdiğimi düşünüyordum.

İzlanda; insana dünyanın yalnızca alıştığımız renklerden, bildiğimiz seslerden ve her gün tekrarladığımız telaşlardan ibaret olmadığını hatırlatan bir yer. Bir tarafta lavların bıraktığı izler, diğer tarafta yosunlarla örtülmüş araziler; bir yanda soğuk rüzgârlar, öte yanda hayatın bütün inadıyla kendine yol bulduğu topraklar… İlk bakışta insanın gözünde sertlik ve yalnızlık uyandıran bu coğrafyada, hayatın ne kadar dirençli olabileceğini yeniden düşünüyorsunuz.

Belki de beni en çok etkileyen buydu: Doğa, her yerde aynı şartları sunmuyordu ama hayat, kendine bir imkân bulduğu yerde yeniden başlıyordu.

İşte o günlerden birinde bir tohum fikri takıldı aklıma. İnsan, uzak diyarlardan dönerken yanında neden yalnızca fotoğraflar ve hatıralar taşısın ki? Bazen bir yerden getirilen en kıymetli şey, küçücük bir başlangıç olabilir. Bir tohum gibi… Görünüşte sıradan, hatta önemsiz. Ama içinde henüz kimsenin göremediği bir ihtimali saklayan bir başlangıç.

O tohumu toprağa bıraktığımda hemen bir şey olmasını beklemiyordum. Çünkü bazı yolculukların asıl kısmı, yola çıktığımız yerde değil; döndükten sonra başlar. Toprağın altında neler yaşandığını göremeyiz. Tohumun ne zaman uyanacağını, hangi gün ilk kökünü salacağını, ne zaman yüzünü ışığa çevireceğini bilemeyiz. Bizim görebildiğimiz yalnızca yüzeydir; hayatın asıl hazırlığı ise çoğu zaman gözümüzün ulaşamadığı yerde gerçekleşir.

İnsan da böyledir. Bir fikrin insanın zihnine ne zaman düştüğünü görürüz ama onun nasıl büyüdüğünü her zaman bilemeyiz. Bir insanın bir gün aldığı kararı görürüz ama o kararın arkasında yıllarca birikmiş düşünceleri, hayal kırıklıklarını, umutları ve sessiz mücadeleleri fark etmeyebiliriz.

Belki de bu yüzden birbirimizi değerlendirirken acele ediyoruz. Henüz filizlenmemiş bir tohumu ölü; henüz çiçek açmamış bir dalı verimsiz; henüz sonuç vermemiş bir emeği anlamsız sanıyoruz. Oysa bazı şeylerin gecikmesi, onların hiç gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor.

Her sessizlik boşluk değildir; bazen hayat, en önemli hazırlıklarını sessizliğin içinde yapar.

İzlanda’nın bana düşündürdüğü bir başka şey de şu… İnsan, kendisini çoğu zaman çevresindeki imkânlarla sınırlıyor. Uygun şartlar oluşmadığında başlayamayacağını, yeterli desteği bulamadığında ilerleyemeyeceğini, yol kolay olmadığında vazgeçmesi gerektiğini düşünüyor. Oysa doğa bize her gün başka bir ihtimal gösteriyor. Hayat, her zaman en kolay yerde değil; bazen en beklenmedik şartların içinde kendisine bir yol açıyor.

Elbette bu, her şeyin yalnızca istemekle gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Bir tohumun büyümesi için uygun toprağa, suya, ışığa ve zamana ihtiyacı var. İnsanların fikirleri de öyle. İyi niyet tek başına yeterli değil; bilgi, emek, sabır ve doğru adımlar gerekiyor. Bir düşünceyi güzel yapan şey yalnızca kulağa hoş gelmesi değil, hayata dokunabilecek bir biçime dönüşmesidir.

Belki de asıl mesele, elimizdeki tohumu nereye ekeceğimizi bilmek kadar onun büyümesi için sorumluluk almaktır.

Bazen bir tohum bir bahçeye dönüşür. Bazen bir fikir bir projeye, bir proje bir kuruma, bir kurum da kendisinden haberi bile olmayan insanların hayatına uzanır. Başlangıçtaki küçüklükle sonradan ortaya çıkan etki arasında öyle büyük bir mesafe vardır ki insan, geriye dönüp baktığında ilk adımın ne kadar mütevazı olduğunu unutabilir.

Ben bu yüzden tohumları yalnızca bitkilerin başlangıcı olarak görmüyorum. Her tohum, henüz gerçekleşmemiş bir geleceğin sessiz ihtimalidir.

Belki İzlanda’dan getirdiğim o tohum bir gün çiçek açacak. Belki beklediğim gibi büyümeyecek; belki de bana hiç tahmin etmediğim bir şey öğretecek. Onun geleceğini kesin olarak bilmiyorum. Fakat artık şunu biliyorum: Bir şeyin değerini yalnızca bugün nasıl göründüğüne bakarak ölçemeyiz.

Çünkü bazı güzellikler henüz ortaya çıkmamıştır. Bazı fikirler henüz doğru insanla karşılaşmamıştır. Bazı hayaller, kendilerine uygun toprağı bulmayı beklemektedir.

İnsan ömrü de bir bakıma böyledir. Dünyaya geldiğimizde içimizde hangi düşüncelerin büyüyeceğini, hangi insanlarla karşılaşacağımızı, hangi yolculukların bizi değiştireceğini bilmiyoruz. Zaman içinde edindiğimiz tecrübeler, tanıdığımız insanlar ve karşılaştığımız zorluklar bizi dönüştürüyor. Bazen bir ülke, bazen bir kitap, bazen de avucumuzun içine sığan küçücük bir tohum yıllardır düşünmediğimiz bir soruyu yeniden önümüze koyuyor.

Belki de seyahat etmenin asıl değeri, kaç ülke gördüğümüzde değil, döndüğümüzde kendimizde neyin değiştiğindedir.

Bir yerden bir şey öğrenmeden, bir düşüncemizi sorgulamadan, dünyaya bakışımızı biraz olsun genişletmeden dönüyorsak yalnızca mesafe katetmiş olabiliriz. Oysa gerçek yolculuk, insanın dışarıda gördüklerini kendi içinde yeni bir anlama dönüştürebildiği yerde başlıyor.

Şimdi düşünüyorum: İzlanda’dan getirdiğim tohumun bir gün çiçek açması güzel olacak. Ama belki de ondan daha güzel olan, henüz çiçek açmadan bana düşündürdükleri.

Çünkü bazen bir tohumun asıl meyvesi, henüz toprağın üzerinde görünmez.

Ve insan, hayatının en kıymetli çiçeklerini bazen bir saksıda değil; zihninde ve başkalarının hayatında yetiştirir.

Belki hepimizin İzlanda’dan getirmesi gereken bir tohum vardır. Birimizin tohumu bir fikir; diğerininki bir iyilik; bir başkasınınki ise yıllardır ertelediği bir hayaldir.

Mesele, o tohumun nereden geldiğinden çok, onu nereye ekeceğimizdir.

Çünkü dünya, yalnızca bizden önce ekilmiş tohumların çiçek açtığı bir yer değil; bizden sonra da güzellikler yetişebilsin diye bugün bir şeyler ekmemiz gereken bir bahçedir.

***


Editör: Deniz İmre

NELER SÖYLENDİ?
@
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA