DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Suna Türkmen Güngör
Suna Türkmen Güngör
Giriş Tarihi : 27-10-2026 22:27

Batmayacak Şafak

 "Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz."
                 Mustafa Kemal Atatürk 

O gece bir milletin kaderi, tarihin karanlığına batmayacak bir şafak olarak yazıldı.

29 Ekim, sarayın soğuk duvarları arasında yanmaya mahkum edilmiş bir milletin, sessizliğini bozup kendi özgürlük hikâyesini yazdığı gündür.

1923 yılında Anadolu, savaşın yorgunluğunu omuzlarında yara gibi taşıyordu. Toprak kanla sulanmış, umut küllerin arasına saklanmıştı. Fakat o küllerin altında, hiçbir yenilginin söndüremediği bir kıvılcım vardı. Mustafa Kemal Atatürk, o kıvılcımın üzerine bir milletin inancını üfledi. 29 Ekim’de yalnızca yönetim biçimi değişmedi; bir millet, kendi hayatının seyircisi olmaktan çıkıp yazarı oldu.

Cumhuriyet, karanlığa asılmış bir fenerden çok daha fazlasıydı. Yüzyıllarca kapalı tutulan bir pencerenin arkasına çekilen perdeyi açıp içeriye aklın, bilimin ve özgürlüğün güneşini dolduran bir olguydu. Cumhuriyet’le artık insanın değeri; taşıdığı fikirle, kendisinin çizdiği gelecekle, kurabildiği hayallerle ölçülecekti.

Ben bugün, bize sunulan bu güneşin altında “Bizler ne kadar aydınlığız, ne kadar aydınlıktayız?” sorusunu sormadan geçemiyorum.

Cumhuriyet’i sadece yılda bir gün her yeri  bayraklarla süsleyip coşkuyla kutlayıp da yılın geri kalanında unutursak geçmişin mirasını, geleceğin yüküne dönüştürmüş oluruz. Çünkü Cumhuriyet, yalnızca meydanlarda yükselen bir marş olmamalıdır. Cumhuriyet, haksızlık karşısında temiz bir vicdan; soru sormaktan korkmayan güçlü bir zihin; hiçbir çocuğun hayallerinin yoksulluğa yenilmediği bir yönetimdir. Bir ülkenin cumhuriyete bağlılığı, insanına açtığı ufkun genişliğiyle ölçülür, törenlerinin görkemiyle değil.

29 Ekim hem geçmişe dönüp gururlanmak hem de geleceğe sorumluluk üstlenme günüdür. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı meşaleyi taşırken aklı rehber; bilimi pusula; vicdanı da yol arkadaşı yapmak gerekir çünkü Cumhuriyet ilk cümlesi 1923’te yazılarak bize bırakılan, her kuşağın kendi emeğiyle devam ettirmek zorunda olduğu büyük bir eserdir.

Ne yazık ki bizler her 29 Ekim’de aynı soruyla yüz yüze geliyoruz. Peki biz, bize emanet edilen bu hikâyenin hangi cümlesini yazıyoruz? 

Cumhuriyet, bir milletin dün yaktığı ışık; bugün taşıdığı sorumluluk; yarına bırakacağı en kıymetli hazinedir. Bu hazinenin ışığı yalnızca geçmişimizi aydınlatmasın; geleceğimizi de aydınlatacak cesareti büyütsün içimizde.

Bize bu eşsiz hazineyi miras bırakan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını ve Cumhuriyet’i var gücüyle sahiplenerek bağımsızlık mücadelesi veren, o günün büyük Türk milletini saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Bayramımız kutlu olsun.

***

NELER SÖYLENDİ?
@
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA