Bir hatıradan, bir ömürlük öğüte. Çalıştığım kurum, Adli Tıp’ın bir bölümüydü. Kontrol ve Araştırma Laboratuvarında görev yapıyordum. Önemli kişilerin, önemli bir adli inceleme laboratuvar çalışması yapılmıştı. Uzmanların imzasından çıkan dosyayı savcılığa gönderilmek üzere hazırlamıştım.
Akşam iş çıkışı kendi elimle postaya verecektim. Ancak Laboratuvar sorumlu uzman doktorumuz, bana “Kızım, bu dosyayı kendi elinle Ankara Üniversitesi Dekanına götür. Onun görüşünü de alalım iyice emin olalım. Biliyorsun kendisi çocuk cerrahisi ve ortopedi ana bilim dalı başkanlığı da yapmış bir hocamızdır” dedi.
Aynı yerleşke içindeydik zaman kaybetmeden dosyayı aldım, dekanlığın yolunu tuttum. Hocaların hocası, yaşlı profesörle karşılıklı görüşmek, fikrini almak benim için çok kıymetli bir şeydi ve çok heyecanlıydım. Yoğun bir insandı; odasının kapısında uzun süre bekledim.
Dakikalar geçtikçe, içimde gençliğin o sabırsız kıpırtısı büyüyordu. Sonunda içeri girdiğimde, masasına eğilmiş hâlde çalışmaya devam ettiğini gördüm. Önünde dosyalar, elinde telefon vardı. İşaretle oturmamı istedi. Gözleri yorgundu ama zihni hâlâ pırıl pırıldı. Ben ise bir anlık düşüncesizlikle, o yorgun emeğe dokunan bir cümle kurdum: “Hocam artık çok yoruldunuz, biraz dinlenseniz, gezilere gitseniz, sizin için ne kadar iyi olur.” demiştim.

O ise masanın üzerinden abandı ve gözlerimin içine baktı, bakışı hem sertti hem de bir baba şefkati taşıyordu.
Sonra ağır ağır konuştu: “Bak kızım, gün gelecek sen de yaşlanacaksın. Emekli olacaksın. Emekli ol ama sakın emekleme. Emeklersen çabuk ölürsün!” demişti.
O zaman bu sözlerin ağırlığını tam olarak kavrayamamıştım. Gençtim, önümde uzun bir yol vardı. Biraz bozuldum, biraz utandım. Hem emekleme bana çocukluğu, güçsüzlüğü, bir tür yavaşlamayı çağrıştırmıştı.

Yıllar geçti, hayat öğretti, insanlar gitti zaman büküldü. Şimdi o sözün ne kadar derin, ne kadar doğru olduğunu anlıyorum. Yıllar geçtikçe o cümle, sadece bir uyarı değil, yaşamın özüne dair bir öğretiydi.
Profesör sadece bir doktor değildi. O Ankara’da Trafik Hastanesi’ni kuran, özel bir tıp fakültesinin kurucusu, adını taşıyan teknik okulları eşiyle birlikte inşa eden bir öncüydü. Bir ömür boyu çalıştı, üretti, paylaştı. Şimdi düşünüyorum da torunum, onun kurduğu tıp fakültesinde okudu mezun oldu.
Hayat sanki bir daire çizdi, başlangıca yeniden dokundu. O profesörün emeği, bir sonraki kuşakta yeniden nefes aldı. Zamanın çemberi tamamlandı onun emeği, bizim yaşamımıza, torunuma, umut verdi, övünç verdi. Belki de “Emekleme” dediği buydu. Durmak, üretmemek, hayatla bağını koparmaktı. Mesele emekli olmak değil mesele içindeki kıvılcımı söndürmekti. Çünkü insan, yaşlandığı için durmaz, durduğu için yaşlanır. Şimdi içimde o sözü başka bir tınıyla duyuyorum.
“Yaşamdan emekli olma çünkü insan, yaşadığı sürece birilerine ilham vermeye devam eder. Emekleme” demek, durma demekti. Hayata küsmemek, öğrenmekten, üretmekten, sevmekten vazgeçmemekti. Rahmetli hocamız, bana sadece öğüt değil, bir ömürlük yön verdi. Bir yaşam biçimi bıraktı. Ne zaman üretmekten, çalışmaktan sıkılsam, yorulsam o sesi yine duyarım. “Emekli ol ama sakın emekleme!” ve hep kendime hatırlatıyorum: Ruhunu köreltme. Hayal kurmayı, öğrenmeyi, üretmeyi bırakma. Yoksa beden değil, önce iç dünyan yaşlanır. İnsan yaşlanınca değil durunca yaşlanır.
Ankara’da özel bir tıp fakültesi ve üniversite kurmuş olan hocamız, trafik ve sağlık alanındaki çalışmalarıyla öncü bir rol üstlenmiştir. Kendisinin ve kıymetli eşinin eğitime kazandırdıkları ve isimlerini taşıyan teknik lisede de yaşatılırlar. Bilime yaptığı katkılar bugün bile pek çok kişi için yol gösterici niteliğindedir.” Kendisini, saygı ve rahmetle anıyorum.
Selam, saygı ve sevgilerimle
***
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 19 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Kuyruğun Söylediği
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Hakan Cucunel
Jean Teule - Sağanak Altında
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar