DUMLUPINAR DENİZALTI HAZİN ÖYKÜSÜ VE ONA YAKILAN “AH BİR ATAŞ VER CİGARAMI YAKAYIM” AĞIDININ KAYNAĞI
Türklerin her türküsünde acı bir hikâye sakladır.
Tarih 4 Nisan 1953 Saat 02. 15 Sessiz, soğuk ve karanlık bir geceydi. Uzun bir seferden NATO tatbikatından dönen Dumlupınar denizaltısı, Çanakkale Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabulant şilebiyle çarpıştı. Nabulant şilebinin buzkıranı Dumlupınar’ı başından ikiye bölmüştü. Dumlupınar, birkaç dakika içinde sulara gömüldü. Gemideki seksen kişilik mürettebattan sağ kalan yirmi iki kişi geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı.
Dumlupınar’ı kurtarmak için seferber olundu. Bu arada aşağıdakilerden, sigara içmemeleri, şarkı – türkü söylememeleri istendi.

Kurtarma gemisinden Üsteğmen Suat Tezcan, denizaltındaki Astsubay Selami’yle irtibat kurar:
“Alo Dumlu!”
Asb. Selami ses verir:
“ Evet, Dumlu!”
“ Ben Üsteğmen Suat!”
“ Evet, efendim ben Selami!”
“ Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat!”
“ Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu!”
“ Kaç kişisiniz orada?”
“ 22 kişiyiz.”
“ Diğer dairelerle irtibatınız var mı?”
“ Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar!”
“ Merak etmeyin! 'Kurtaran' geldi biz buradayız!”
“ Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu!?
Üst. Teğmen Suat’ın boğazı düğümlenir, gözleri dolar, cevap veremez soruya. Sadece:
“Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim!”
“Peki efendim...”
Ancak saatler süren kurtarma çalışmaları sonunda umutların tükendiği anda yirmi iki Mehmetçiğe şamandıradaki telefonun diğer ucundaki subay, astsubay ve erlerin tümüne korkunç gerçek yüreği acılar içinde Üsteğmen Suat Tezcan tarafından söylendi; kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını, buna imkân olmadığını, bildirdi Suat Tezcan Teğmen.
Artık kendilerine başta söylenen “gerekmedikçe konuşmayın ve sigara içmeyin. '' telkininin yerine “konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler '' denildi. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun!” oldu.
Bu sözler şamandıradaki telefonun diğer ucundan tüm Türkiye başı dik bu hüzünlü türküyü dinledi.
“Uzun olur gemilerin direği,
Çatal olur efelerin yüreği
Ah! Yanık olur anaların yüreği
Ver ataşı gâvur sinem uyansın
Arkadaşlar derin uykulardan uyansın
Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen sallan gel ben boyuna bakayım… ''
Türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle son nefeslerini verdiler.
Derler ki bu gibi durumlarda, hava alamayıp oksijensiz kalarak ölmek çok zor ve acı verici ve panik hali doğurur. O nedenle rütbeye bakılmadan Mehmetçiklerden en güçlü olanı silahını çeker arkadaşlarını vurur ve son kurşunu da kendine sıkar.
Son sözleri “Vatan Sağ Olsun!” diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde ebedi uykularındalar.
Vatan sağ ve onlara minnettardır, huzur içinde uyusunlar!

Not: Deniz sevdalısı bu denizcilerin içinde ölüme yattıkları çelik tabutlarıdır. Dumlupınar adını yaşatmakta Türk Deniz Kuvvetleri’nin bir geleneğidir. Hurdaya çıkan ya da hizmet dışı kalan bir geminin adı anılan bir başka gemiye verilir. Farklı gemiler değişik dönemlerde aynı isimle hizmet ederler. Bazen de aynı kaderle.
1953 de Çanakkale de 81 denizciye mezar olan 2. Dumlupınar denizaltımızın hikâyesi işte böyle. 1. Dumlupınar 1931- 49 yılları arasında hizmet eden İtalyan yapımı baş bir denizaltıdır. Bu denizaltıyı da Haydar Paşa’da bir gaz tankeri çarpmıştı. 1972 yılında donanmaya 3. Dumlupınar katılır. Ne var ki, onun da kaderi aynıdır. Çanakkale Boğazı girişinde bir Rus gemisi çarpar. Neyse ki, kaza gemi kaptanının soğukkanlılığı sayesinde can kaybı olmadan atlatılmıştır. Karaya oturan Dumlupınar ertesi gün yedeğe alınarak Gölcük’e tamire götürülür. Denizaltı tersanedeyken şansızlık devam eder bu kez gemide yangın çıkar. Ancak 1978 de denizlere geri döner. Bu şanssız denizaltı beş yıl sonra da hizmetten ayrılır ve bir daha Türk Deniz Kuvvetleri’nde, hiçbir deniz taşıtına Dumlupınar adı verilmez Kahraman şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Nur içinde uyusunlar. Bu vatan onlara minnettardır. Selam, saygı ve sevgilerimle
KAYNAK: Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Tarih Araştırma Arşivi
***
Hakan Cucunel
Salı
Yusuf Sarıkaya
Ak Köprü (Â Köprü)
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -2 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Mukadderat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir
Musa Aşkın
Hisler mi Köreldi
Gevher Aktaş Demirkaya
Dumlupınar Denizaltı Hazin Öyküsü ve Ona Yakılan “Ah Bir Ataş Ver Cigaramı Yakayım” Ağıdının Kaynağı
Dilek Tuna Memişoğlu
Dumlupınar Çelikten Mezar
Sedat İlhan
Yapay Zekâm
Deniz İmre
Korkunun Sesi Vardı
Mehmet Şahan
Paylaşmak
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Hızır Dokundu
Serhan Poyraz
Hemingway’in Kadınları / Naomı Wood
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar