Her toplumun kendine has kültürü ve kültür ürünleri vardır. Kültür mirası bir toplumun kimlik belgesi gibidir, ait olduğu toplum hakkında önemli bilgiler verir. Türk kültürü de içinde barındırdığı değerlerle bir bütündür. Bu değerler bütününün her parçasında Anadolu insanının izlerini görmek mümkündür.
Halk inanışları da kültürümüzün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Toplumumuz bazı nesnelere ya da doğa olaylarına çeşitli anlamlar yükleyerek onlarla ilgili çeşitli pratikler geliştirmiştir. Bu pratikler kimi zaman toplumun olmazsa olmazları arasına girmiştir. Ekmek; üzerine kutsallık yüklenen ve mutfak kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ana besin maddemizdir.

Türk toplumunda ekmek her yönüyle kutsaldır. Bu kutsallık, üzerine yemin etmeye kadar gitmektedir. Bir besin maddesi olmaktan çıkıp dini bir sembol olarak da kullanılmıştır. Bu uygulama günümüzde de devam etmektedir. Yemin ederken "Ekmek, Kur'an çarpsın. Ekmek hakkı için. Ekmeğin üzerine yemin ederim" gibi söylemler, üzerine yüklenen kutsallığın sonucunda ortaya çıkmıştır. Yere düşürüldüğünde öpülen tek nimet ekmektir.
Bu uygulama toplumumuza has bir uygulamadır. Ekmeğe asla ayakla basılmaz, basıldığı takdirde günaha girileceğine inanılır.
Eğer yatakta ekmek kırıntısı olursa ve onun üzerine yatılırsa kişinin; gece, kötü kâbuslar göreceğine ve rahatsız edileceğine inanılır. Ekmek, sadece kutsallık yönüyle değil; aynı zamanda bereketin sembolü olarak da değerlendirilmiştir. Örneğin; yanık ekmek yiyenin para bulacağı, sofrada birkaç defa ekmek bölenin çocuğunun çok olacağı, gelinin erkek evine uğurlanırken heybesine ekmek konulması gibi uygulamalar, ekmeğin bereket yönüyle de değerlendirildiğinin bir göstergesidir.

Ekmeğin tarihi, insanlığın tarihi kadar eskilere dayanıyor. MÖ 4300 yıllarında değirmencilik ve fırıncılık sanatının icra edildiği, yapılan kazılardan anlaşılmıştır.
Eski devirlerde insanların yiyeceklerini herhangi bir işleme tabi tutmadan tükettikleri biliniyor. Bunun istisnası belki de buğday ve undan üretilen ekmekti.
Günümüzde tüm bu gelişmelere rağmen Türk mutfağının en başat unsuru olarak ekmek, Türk kültürünün vazgeçilmezidir; dünyada hiçbir millet ekmeği bu denli kimliğinin bir parçası hâline getirmemiştir. Ekmek, Türklerde merhameti ve bereketi temsil eder; "Yufka yürekli olmak" "Ekmek parası kazanmak" gibi birçok deyime ilham olmuştur.
Selam, saygı ve sevgilerimle. Ekmek kapınız açık ve haneniz bereketli olsun dostlar.
***
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar