Doğrudur. Belirli zaman aralıklarıyla, birilerinden izin alarak ısıtılan bir konudur. “Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat.” Nedense “Türk” demek zor geliyor bazı ağızlara. Türkçe edebiyatı da neredeyse nezaketen söylerler.
Kaynaklarında ve arkalarında hep ikinci cumhuriyetçiler vardır. Türk demeyi “Faşizm” diye tanımlarlar. Etiket hazırdır. “Faşist”
Acaba “Faşizm” denilen sözcüğü kendi tarihselliği içierisindeki hangi anlamıyla kullanmaktadırlar? 1930’larda bu sözcük hangi anlam içeriğine sahipti? Şimdi hangi anlamlarla dolduruldu?
“Irkçı”...
Acaba bu sözcük tam olarak hangi anlama gelmektedir? Bu kafaları omuzlarında taşıyanlar ya doğrudan doğruya “Küreselci”dirler ya da örtülü olarak savunurlar bunu. Küreselciliğe taparlar. Oysa rüya görüyorlar. Bu çürütücü ve zehirli ideolojinin yaşlı ve deneyimli savunucuları bile gördüler ulus-devletlerin güçlendiğini. Onlar bile gördüler, devletin yerine koymaya çalıştıkları şirketler, her şeyin sonunu getiriyor.
Ancak asıl düşman oldukları terim, daha geridedir. Bu terim “ulus-devlet”tir. Söyleyemedikleri budur aslında. Ulus-devletlerin yok olduğunu söylerler. Örnek yoktur, belge yoktur. Onlar öyle buyururlar ve bu yeterlidir. Ulus-devlet gericiliktir bunlara göre. Konuşturun onları, konuşurlarken izleyin. İştahla saldırırlar bu terime.
Siyasal, ideolojik arka planı ve tarihselliği onları ilgilendirmez. “Ulus-devlet gericiliktir” derler. Bu cümlenin altını dolduracakları gerekçeler yoktur. Bol bol terim kullanırlar. Bol terim, az belge, daha da az bilgi. Ama sıfır anlam.
Derler ki “dünya küreselleşiyor ve bir kaç dil kalacak.” Derler ki edebiyat ile ulus yan yana gelmez. Gerekçe ve örnek yoktur. Sözde sınıfsal bakmaktadırlar. Yazının içine biraz “burjuvazi”ye mal olmuş sözcükler koyun. Kibirli ve üstten bakan çeyrek-aydın tavrı da ekleyin. İşte size “Türkçe Edebiyatçı” bir zatın zihin yapısı.
Ulus-devletlere karşı oldukları kadar feodalizme veya onların artıklarına karşı çıkmazlar.
Örneğin “Rus Edebiyatı” derken o kitapların gücü Rus olmasından değil de edebiyat olmasından geliyormuş. Rus Edebiyatının gücü, Rusların halk bilim çalışmalarından, Rus dilinden derlenen halk anlatılarından, Narodniklerden gelir. Yani tam olarak Rusların yaşadığı tarihsel koşullardan, fakirlikten, Rus toplum yapısından gelmektedir. Alman Edebiyatında Grimm kardeşlerin derlediği masalların izleri vardır. Yaptıkları dil çalışmaları vardır.
Ama boş atıp dolu tutmak işlerine gelir. Türk Edebiyatının Karacaoğlan’ı, Aşık Veysel’i kadar Ahmet Haşim’i ve Yahya Kemal’i vardır. Bu insanların ürettiği her eser “Türkçe”min derin anlamlarla dolu sözcükleri ile var olmuştur. Bu insanların yazdıkları her dizede “Türkçe”min söz dizimi, sözcük üretme gücü vardır. Estetik değer taşıyan her sözcükte Karamanoğlu Mehmet’in fermanının katkısı vardır. Göktürk Kitabeleri’nden kalan deyimler ve atasözleri vardır.
Binlerce yıllık kökleri, devasa gövdesi ve verdiği meyvelerin toplamına “Türkçe” denir. Bu dilde yapılan edebiyat da “Türk Edebiyatı”dır. Bol terimli, entel soslu, sıfır anlamlı söz salatalarını kimse yemiyor bu çeyrek aydınların. Sonuna kadar Türk Edebiyatı, Türkçe Edebiyat değil.
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ebru Bozcuk
Gönül Dili
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar