Yaşamlarımız henüz tamamlanmamış hikâyelerden örülü bir mecradır... Çoğunlukla yarımdır... Son nefesimizi verirken bile yarım kalmışlıklarımızı tamamlayamadan göçeriz ötelere... Kim bilir belki de budur yaşam denilen...
Başta birbirinden kopuk izlenimi verse de hikâyelerimiz, kendi yarımlıkları nispetinde bir bütünlüğe varır varmasına da bu durum onların henüz tamamlanmadığı gerçeğini yadsıyamaz...
Bu kitabımdaki bazı öykülerimle siz sevgili dostlarım okurlarıma, bunu duyumsatmaktan kendimi alıkoymam mümkün değil... Çünkü edebiyat katıksız bir izdüşümüdür yaşamın ve alt metnidir dilde saklı yaşanmamışların...
Demem o ki yaşamlarımız, yanıtlanamayan, anlamlandırılamayan sorularla geçebilir... Zihnimizi kemiren, birbirini doğuran nice soruyla... Yine de kâh birbirini çürüten kâh doğrulayan bu soruların sürüklediği yanılsamaların tek çıkış yolu olduğunu söyleyebilirim size: Yaşadıklarımızdır hakikat... Sorularımızın cevabı ise derinliklerimizde bir yerleredir. Aklın buna ermesi başlı başına mümkün olmaz elbet... Şayet candan yürekten isteyip cesaret edebilirsek anlamlandırmaya olan biteni, gönül gözümüzle görebiliriz bir umut hakikatimizi...
Bazen boğazımızın düğümlendiği yerde başlar müzik bazen de manayı düren kül rengi sessizlik... Sözcükler, cümleler... Bütün bunlar doğrudan yansıtmaz hakikati... Türküde geçtiği gibi, “Hakikat bir gizli sırdır, bilemezsin demedim mi?”
Biz insanlar bazen bir müzikle bazen bir resimle bazen de bir kitaptaki kahramanların yaşanmışlıklarıyla farkında olmadan derinliklerimize bodoslama dalabiliriz... Ara sıra da böylesi gerekir... Ki korkup kaçındıkça anlamlandırmak, yüzleşmek istemediklerimizden; cesaretimizin esamesi bile okunmaz...
Korkularımız beslenir, devasa bir canavara dönüşür... Gerçeklikle uzaktan yakından pek de alakası olmayan âdeta kendi kendimize uydurduğumuz hayalî bir canavara... İşte pattadak girince kurmaca bir dünyaya, çoğunlukla bilinçdışı bir yönelimle cesaretimiz çıkıverir ortaya... İçimizde bir yerleri dürten bir kitabın içindeki hikâyeleri alımlama sürecimizde kendiliğinden cesurca başlayabiliriz özümüze doğru yol almaya, kendi hakikatimizi salt akılla değil, gönlümüzle bulmaya; bilmenin de ötesinde onu yaşamaya, varlığımıza katarak onunla ahenk içinde olmaya...
Kim bilir belki de "Düşlerde Kalan" adlı öykü kitabım içinizdeki bir yerlere dokunacak türden... Üstelik sizi hakikatinize götürecek cinsten... Denemeye var mısınız?
Yusuf Sarıkaya
Çeyizname
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /8 - Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar