Truva Edebiyat Dergisi ve Truva Kitap Kulübü’nün düzenlemiş olduğu 4. öykü yarışmasında Turan Demirci’nin ikincilik ödülüne layık görülen “Bu Telefon Neden Çalmıyor” adlı öyküsü beklediği hava tahmininin hayal kırıklığını yaşayan kahramanın beklemekten sıkıldığı odasının penceresinden dışarıyının kasvetli havasını tasviri ile başlıyor. Dış dünyadaki bu kapalı hava kahramanın ruh hâlindeki kötümserlikle paralel olarak seyir gösteriyor. Ana kahramanın bu kapalı bulutlu ve biraz da kaygılı durumuna üç imge eşlik ediyor. Bu imgeler sehpa, kedi ve telefondur.
Cansızın, canlının yüreğinin ritmini değiştirmesi, maddenin ruh üzerinde gölgesini sürekli sürmesi, yaşayan anıların ağır aksak ilerleyen anı kedere boğması, tüm bunların kendisine çıkış yolu bırakmayan tabiatın küsmüşlüğü içinde bireyin zihnini kazıması... Tamamen iç konuşma tekniği ile harekete koşulmuş, insan dışı bu üç imgenin -kedi, telefon ve sehpanın- işaret ettiği vefasız, bir o kadar da eskimez, nankör beklenenin bekleyeni her daim sürüncemede koyması...
“Bu Telefon Neden Çalmıyor” u okurken okuru kuşatan ve etkisi altına alan atmosfer tam da yukarıda sıraladığımız olgular oluyor. Bu durumun bu çağrışımlar eşliğinde birbirine paralel olarak kahramanı sarması, okuru da kahramanla aynı beklenti ve tedirginliğin içine düşürüyor. Kedi, nankörlüğü ile meşhur olması hasebiyle aynı zamanda bu özelliği ile birlikte beklenen kişinin de görünmez vasfı oluyor. Yine sehpa metaforu ise uzun ve meşakkatli yapımı -ki öykünün gözü yoran tek tarafı bu uzun sayılabilecek anlatıdır- ve bu yapım ile birlikte kullanımı esnasında üzerinde taşıdığı hatıralarla birlikteliği devam ettirmeyen beklenenin vefasızlığını ve kahramana yüklediği acıları simgeliyor, diyebiliriz. Eserin neredeyse tümünün iç konuşma anlatım tekniği ile oluşturulması ise kahramanın duygularına ve endişeli ruh hâline daha yakından ortak olmamızı sağlıyor. Bu öykünün en başarılı yönü ve bir o kadar da en dramatik yönü bana göre insanın hakim olabildiği ve hatta kendisi tarafından üretilen araç olarak kullandığı sehpa ve telefon gibi metaların psikolojik anlarda kendi sahibine yani insana galebe çalabileceğinin gösterilmesi, insanın yeri geldiğinde bu metalardan bile medet umabileceğinin, onların insan eliyle oluşturulmuş duygu ekseni altında yine insanın ne kadar ezilebileceğinin gösteriliyor olmasıdır.
Öykünün sonunda ise bu ezilmişlik ve medet duygusu ile beraber eşyanın ortasında yalnız ruhumuzda bekleneni beklemeye devam ediyoruz.
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar