Mahalle, kahvehane, apartman, aile, ironi, mizah, sadelik kavramları Sabri Gümüş’ün Ben Dâhil adlı ilk ve şu anda son öykü kitabını özetleyen anahtar kelimelerdir. Eser yirmi bir kısa öyküden oluşmakla beraber türüne göre hacimli sayılabilecek niteliktedir.
Yazar, daha çok günlük yaşamda sıradan insanların sıradan sayılabilecek sade ve komik hâllerinden öyküler devşirir. Eseri üç tematik gruba ayıracak olursak en geniş kapsamlı ve tüm metinlerin çatısı diyebileceğimiz ana izlek budur. Bunun dışında hatırı sayılır öyküye konu olan ikinci önemli tema ise mekânsal ve fantastik anlatının ön plana çıktığı kahvehane merkezli öykülerdir. Üçüncü gruptaki öyküler ise sayıca daha az olan apartman hayatının başat faktör olarak ele alındığı metinlerdir.
Öykülerdeki kişiler, bir mahallede sık sık rastlayabileceğimiz -ki buralar daha çok geleneksel kültürün hâkim olduğu, durağan yaşamın sürdürüldüğü, mazide kalmaya başlayan mahallelerdir- farkındalık oluşturmayan, alışılagelmiş kahramanlar gibi metne dâhil olmalarına rağmen metnin ilerleyen bölümlerinde sıra dışı nitelikleriyle ön plana çıkan tiplerdir. Gümüş, her öyküsünde karakterden ziyade tip üzerinden metnin akıcılığını sağlar. Metin sürdükçe okur; kahramanın şahsında gerçek yaşamda sıradan görünen, dikkat edilmeyen, fark edilse dahi tinsel karakterlerinin zenginliği hiç düşünülmemiş bu tip kişilerin zengin iç dünyalarını fark eder ve bu kişiler üzerine tekrar düşünme gereği duyar. Bu kişiler ya bir apartman sakini, mahalle esnafı ya bir kapı komşu ya da bir kahvehane gediklisidir.
Şahsuvar karakteri yarı meczup yarı ermiş kişiliği ile çoğu öyküde aynı tip özelliğiyle karşımıza çıkar. Bu kişinin dışında sık sık karşılaştığımız kişi ise her metinde adı değişen apartman görevlileridir. Kahramanlar hayattan kişiler olduğu için gerçekçi bir şekilde olay örgüsünde yer edinirler. Şahsuvar’ın anlattığı hayal-gerçek ikilemindeki hikâyeler ise insan fıtratının gerçeğin ötesine merak salan gizemli dünyasının gerçekliğini yansıtır. Böylelikle aslında yazar yine de insan gerçekliğinden kopmaz. Fantsatik anlatıyı bile bu gerçekliği gözler önüne sermek için kullanır.
Metinler her ne kadar bir tip üzerinde yükselse de ben merkezci öykü türüne uzaktır. Olay örgüsünün ve yapı unsurlarının çok aşikâr olmaması, metinlerin sıradan karakterleri konu alması, hareket azlığı ve en önemlisi hayattan bir kesitin sık sık sergilenmesi, ondan bir öykü devşirilmesi sebebiyle Gümüş daha çok durum hikâyeciliğine yakındır.
Eserin dili konulara uygun olarak günlük konuşma dilinin imkânları dâhilinde son derece sade ve duru bir kullanım sergiler. Yer yer mahalle kültürünün doğal havası içinde folklorik kullanımlar görülür. Özellikle apartman temizliği ve bakımıyla, kahvehane kültürüyle ilgili terimsel sözcükler ve jargon kullanılır. Sabri Gümüş’ün bu jargona hâkim olması onun otuz yıla yakın meslek hayatının ve gerçekliğinin izleridir hiç kuşkusuz. Hatta tüm öykülerin ana izleği düşünüldüğünde her öyküde bir apartman görevlisinin gözlemleri adım adım metni gezinir.
Yazar, geleneksel anlatı yöntemlerini daha çok kullanır. Gerek kurgu gerekse kullanılan anlatım teknikleri -gösterme tekniklerinden ziyade anlatma teknikleri kullanır- onun öyküsünü postmodern türden uzak tutar. Şahsuvar karakterinin merkezde olduğu metinlerde kurgu içinde kurguya yönelirken bu metinler de bu yönüyle geleneksel anlatının sınırlarını aşmayan bir çok katmanlılık sergiler. Mizahi anlatım ise onun vaz geçemediği, metne akışkanlık katan başka bir ögedir. Eserin daha çok ilk öykülerinde rastladığımız yazarın sözcük kullanımında savruk davranması ve bazı öyküleri sonlandırmada aceleci davranması ise eserde görülen nadir aksaklıklardandır.
Yukarıda saydığımız özellikler sebebiyle Sabri Gümüş hikâyeciliği Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Memduh Şevket Esendal hikâyeciliği çizgisinde iz sürer.
Birçok öykünün sonundaki ironik ve beklenmedik son okurun dudağının kenarına tatlı bir gülümseme bırakır. Çağın stresli, hengâmeli hayatını bir kenara bırakıp bu dünyadan bir an olsun kopmak, rahat bir nefes almak istiyorsanız kinayeli bir gülümsemeyle okunacak bir eser “Ben Dâhil” herkes için.
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar