Bir zamanlar bayram, yalnızca bir takvim tarihi değil, kalpten kalbe kurulan görünmez bir köprüydü. Bir mendil, bir kolonya, bir şekerle bile yakınlaşırdı uzaklar. Şimdi o köprülerde sessizlik yürüyor. Eski bayramlar birer anı albümüne dönüşürken, yeni bayramlar kabuklarımızda sessizce geçiyor; ne tam yalnızız ne de kalabalıklarla sarhoşuz.
Eskiden bayramlar, kurumuş topraklara yağan ilk yağmur gibi içimizi ferahlatırdı. Göz göze bakmanın, el öpmenin, uzun yollardan gelmenin, sarılıp kucaklaşmanın, ağlamanın başka bir dili vardı. Hasret, yalnızca bir mesafe değil, bir vuslat bahanesiydi. Çocuklar bir mendilin içinde verilen harçlıkla mutluluğun haritasını çizerdi. Büyükler ise bayramı bir hatırlayış törenine çevirirdi; geçmişe, köklere, özlemlere...
Bugünse...
Bugün bayramlar biraz daha sessiz.
Kimi otellerde denizle baş başa,
kimi penceresinde yalnız bir çay bardağıyla bekliyor sevdiklerini.
Kimi ise cep telefonunun sessiz bildirimlerinde arıyor gelmeyecek bir selâmı.
Artık uzaklar yakın olmuyor, çünkü mesafeler değil, kalpler uzak.
Eskiden trenler umut taşırdı, şimdi uçaklar bile mecburi sebepler arıyor.
Ziyaretler yerini "belki bir ara uğrarız" cümlelerine,
sofralar yerini yalnızca kendine yeten tabaklara bıraktı.
Çünkü bazılarımız için bayram tatil,
bazılarımız içinse ekonomik gerçeklerin gölgesinde “daha da sessiz geçsin” duası.
Bir çocuğun gülüşüydü bayram,
şimdi o çocuk tabletten oyun indiriyor, büyüklerinin dizine yaslanmıyor artık.
Bayramlık kıyafetlerin yerini indirim kodları aldı, kurbanlık dualar, "kartla mı ödersiniz?" sorusuna dönüştü.
İçten gelen her şey, dışarıdan gelen bir "gösteri" oldu.
Oysa bayram, içe dönüktü eskiden.
Kırılan kalpler onarılırdı, küslükler bayramın yüzü suyu hürmetine erirdi.
Şimdi her şey çok kabukta.
Ve ne acı ki… Bazı kalpler hâlâ bayram etmeyi unuttuğu o günden beri hiç sevinemedi.
Belki de en çok yalnızlar bayram ederdi bir zamanlar çünkü yalnızlığın içinde bile bir el bulurlardı sımsıcak.
Şimdi kalabalıklar içinde yalnız kalan çok.
Zengin sofraların etrafında oturup,
gözleri boşlukta gezinen insanlar tanıyorum ben.
Ve ekmeğin bile bayram sayıldığı evlerde tek şekerle bayram edemeyen çocuklar…
Bayram, kalbin mesafe tanımadan uzandığı zamandı.
Şimdi kalp, beton duvarlardan geçemiyor.
Her şey yerli yerinde ama hiçbir şey yerli değil artık.
Çünkü bayramlar da yorgun.
Hasretin adı nostalji oldu;
buluşmaların yerini anıların gölgesi aldı.
Yine de bir ses, bir nefes, bir tebessüm yetebilir.
Bir “bayramın mübarek olsun” sözü, eğer gönüldense, insanın içini aydınlatır. Çünkü biz bayramı hâlâ kalbimizde taşıyoruz ama o kalbin kapısını açmaya çekinir olduk.
Ya kimse yoksa orada?
Her şeye rağmen dilerim ki kalplerin bir olduğu, kırgınlıkların son bulduğu bir bayram olsun bu bayram ve gönlümüzden geçen her güzel duygunun sizlere de uğramasını dilerim. Bayramınız mübarek, yüreğiniz hep huzurla dolsun.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.
Ebru Bozcuk
Tanıdıklık Hissi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -13 /Gölge Güçlerin Yükselişi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar