VAKA-İ ŞERRİYE
Nefes kesen bir fırtına önünde;
Dereler, tepeler, dolmadan gelsin.
Şuleyi donduran bir kış gününde;
Akşam karanlığı olmadan gelsin.
Nevruz yaprağına, şebnem düşende,
Sabahlasan yine gönül köşende,
Güneş ufuklardan henüz aşanda;
Zulmet vakitlere, kalmadan gelsin.
Onca hayal kurdum, geceler boyu,
Bazısı pembeydi, bazısı koyu.
Kör oldu elimde, kalan tek duyu;
Bu gariban saç baş, yolmadan gelsin.
Nurlu zamanların, kör noktasında,
Haya damarının, ar noktasında,
Ekilen tohumun, her noktasında;
Tomurcuk goncalar, solmadan gelsin.
Titrerken umudum, gün doğumunda,
Depreme tutuldum, düş boğumunda,
Ecel teri döktüm, yaş çoğumunda,
Azrail kapımı, çalmadan gelsin.
Sessizlik içinde kalınca hâlim,
Musalla taşındaki son ahvalim,
Akça bildiğimiz vicdansız, zalim,
Hoca namazımı, kılmadan gelsin.
***















































