Garip bir hisle uyandım bugün. Bu ben miyim, yoksa benliğimin içinden süzülen hissiz bir gölge mi?
Çevirdim aynayı içime, taktım hislerime bir ölçü. Kaşlarım teraziye, kalbim dereceye dönüşmüştü. Her nefesimde birileri tartıyor, birileri değer biçiyordu bana.
"Kaç gram iyilik yaptın bugün?" diye soruyordu görünmeyen bir ses.
"Kaç birim sevgi verdin ki insanlığa, sevgi beklersin?" diyordu kalabalık seslerin arasından biri.
Sustum... Çünkü sustuğumda bile beni tartan gözler ve içimde haykıran o kalabalık vardı. O an kendimi ölçerken bile başkalarının terazisini kullandığımı fark ettim.
Değer, insanın icat ettiği en sahte para birimi olsa gerek. Herkesin cebinde var ama kimsenin kalbinde geçmiyor. İnsanlar artık değerli olmayı değil, değerli görülmeyi istiyor. Oysa bir kuş, ötüşüyle var olur. Bir çiçek, poleni ile arıya meydir. Bir arı, balı ile şifa verir. Bir çocuk gülüşüyle evreni aydınlatır. Bir orman nefes olur dünyaya, hiçbir karşılık beklemeden. Bunlar vardır ve gerçektir. Bizse varoluşumuzu bile bir sözleşmeye çevirdik.
"Ben seni anladım, sen de beni anla."
"Ben seni sevdim, sen de beni sev."
"Ben kıymet verdim, sen de bana ver."
Ne yazık ki kalbin bile karşılıklı protokollere bağlandığı bir çağdayız. İçimizdeki iyilik de vadeli hesaba yatırılmış ve faizini bekliyor.
Yayladaki bahçe evimdeydim. Bir sabah ormana doğru yürüyüş yaparken eski taş bir ev gördüm. Sadece rüzgârla konuşan, zamana meydan okuyan, sessiz bir evdi bu. Belki bir asırdır oradaydı. Kaç doğum, kaç ölüm, kaç veda gördü kim bilir. Artık kimse yaşamıyor içinde. Duvarları yosun tutmuş, çatısı sessizliğe gömülmüş ama o hâlâ dimdik ayakta. Ne küsmüş ne kırılmış ne de beni niye fark etmiyorsunuz demiyor.
O gün taştan bir bedende, insandan çok insanlık olduğunu hissettim.
O an düşündüm; belki de değer görmek için değil, değer olmak için varız bu hayatta.
Gerçek kıymet, başkasının alkışında değil, insanın kendisiyle kurduğu sessiz barışta gizli olmalı. Kendini sevmek, kimseye yaranmadan gülümsemek, iyiliği içinden geldiği için yapmak gerek.
Ama bunlar delilik sayılıyor artık.
Belki de delilik, insan kalmanın son sığınağıdır.
Sahi, değer görmek için değer vermek mi lazım yoksa değer vermek zaten görülmenin kendisi mi? Belki de biz görmek fiilini yanlış anladık. Gerçek manayı görmek gözle değil, içle olurdu hâlbuki.
Geçen gün dergiye yazı alırken bir başlık ilişmişti gözüme:
"Ayna Ayna Söyle Bana." diyordu. İlgimi çekti. Evet aynalar hiç yalan söylemiyor. Kırlaşan saçları, kırışan yüzleri, alınan, verilen kiloları nasıl da belirgin çarpıyor insanın yüzüne, değil mi?
Şimdi duralım hepimiz o aynanın karşısında, çevirelim içimize. Ama o bize "Kim sana değer verdi" diye sormasın.
Desin ki:
"Sen kime değer oldun, mânânla kime dokundun?"
İşte o zaman bilin ki görülmek değil, görünür olmak anlam kazanır.
Ruhun terazisi başkasının bakışıyla değil, vicdanın ağırlığıyla dengededir.
Aynayı hep içe çevirmek dileğimle...
***
Dilek Tuna Memişoğlu
Bir Kadın Öldü Yine ve Dünya Sustu
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Yusuf Sarıkaya
TRT Çocuk Dizileri Değerlerimiz ve Ramazan İklimi
Sedat İlhan
Sorularımız - Cevaplarımız
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Musa Aşkın
Suyun Hafızası
Hakan Cucunel
Mensur Şiir ya da Şairlere Güzelleme
Mehmet Şahan
Özgürlük Anlayışı
Ebru Bozcuk
Hüznün Başkenti Hatay
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Kana Kana
Suna Türkmen Güngör
Detayda Kaybolmak
Serhan Poyraz
Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Gevher Aktaş Demirkaya
Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar