Hayat, çoğu zaman büyük başlıklarla anlatılır; başarı, kayıp, aşk, ayrılık, umut…
Oysa insanı asıl yoğuran, dönüştüren ve çoğu zaman da yoran şey bu büyük kelimelerin arasına sıkışmış küçük ayrıntılardır.
Bir selamın yarım saniyelik gecikmesi bir gülüşün vaktinde verilmemesi, bir vedanın eksik sarılması, bir kahvenin soğuması…
Detaylar çoğu zaman görünmez olsalar da ruhumuz onları hemen fark eder. Biz bazı insanlar, detaylarda boğularak yaşarız malesef.
Çoğu zaman bir cümlenin tonuna bir sessizliğin anlamına bir suskunluğun ardındaki fırtınaya takılırız. Biri, "İyiyim" dediğinde sesindeki çatlağı duyarız.
Biri güldüğünde yüzündeki mimiklere bakar gözlerindeki yorgunluğu okuruz.
İşte o resmin detayına takılıp orada kayboluruz.
Detaylar bazen gerçeğin ta kendisidir.
Bazen de zihnimizin bize oynadığı ince bir oyun.
Duyduğumuz bir kelime üzerinde günlerce düşünürüz.
"O bunu neden böyle söyledi, altında başka bir anlam var mıydı acaba, gerçekten o, beni mi kastetti?" düşünceleri zihnimizde uzar da uzar, büyüdükçe büyür, dallanır, budaklanır.
Artık gerçek olmaktan çıkar, hayale karışır.
Sonra bakarız ki artık olayın kendisi değil, onun altındaki kırıntılarıyla uğraşıyoruz.
Detayda kaybolmak, biraz hassaslık biraz sezgi ve çoğunlukla da yorgunluğumuz olur. Çünkü her şeyi derinlemesine incelemek, hissetmek ve düşünmek insana hem ayrıcalık hem de yük verir.
Duygularının sesini kısmayı bilmeyenler, ayrıntılarda boğulmaya mahkûmdur.
Ama bazı konularda da haksızlık etmeyelim. Detaylara bakan insan, yüzeyde yaşamaz kolay sevmez kolay vazgeçmez kolay unutmaz ve kolayca da unutulmazlar.
Onlar bir çiçeğin, sadece renginin güzelliğine bakmazlar, o çiçeğin bir gün solma ihtimalini de görür, düşünürler. Bir gülüşün, sadece sıcaklığını hissetmez, ardındaki kırgınlığı da hisseder. Bu yüzden yaralanır, yorulur ve bazen fazla bazen de gereksiz bulunurlar. Oysa ne fazla ne de gereksiz değiliz. Sadece haddinden fazla deriniz. Fakat her derinlik biraz nefes almak da ister. Detaylara bakmak güzeldir aslında ama orada kaybolmak da bizi bizden yani insanı kendinden uzaklaştırır. Bu yüzden büyük resme bakma gerekliliğini öğrenmek şart olur.
Bazı suskunlukların gerçekten suskunluk olduğunu, bazı kelimelerin sadece kelime olduğunu, gecikmelerin hayatın koşuşturması olduğunu düşünmeli, hepsini kalbimize yazmak, omuzlarımıza yük etmek zorunda olmadığımızı öğrenmeliyiz.
Kendimize şu soruyu sorabilmemiz lazım;
"Bunu gerçekten anlamaya mı çalışıyorum yoksa kendimi yormaya mı?"
Çünkü ikisinin arasındaki fark, bizim ruh sağlığımızdır.
Detayda kaybolmak yerine, detaydan öğrenmek…
İşte asıl marifet bu olsa gerek. İnce düşünmekten vazgeçmeden kendimizi incitmemeyi öğrenmek… Belki de gerçek olgunluk tam olarak burada başlar. Unutmayalım; her detayı omuzlamak, yüreğimize yara yapmak zorunda değiliz. Bizi yoran hayat değil, kendi zihnimizdir çoğu zaman. Bazı yükleri kalbimizden indirip yola hafif devam etmek de bir erdem ve benliğimize verdiğimiz değerdir.
Kendimize karşı daha anlayışlı daha şefkatli olmayı öğrenebildiğimiz bir hayat diliyorum hepimize…
***
Yusuf Sarıkaya
Ailem Benim
Musa Aşkın
Kadın Işığı
Sedat İlhan
En Zor Öğrendiğimiz
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Dilek Tuna Memişoğlu
Bir Kadın Öldü Yine ve Dünya Sustu
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Hakan Cucunel
Mensur Şiir ya da Şairlere Güzelleme
Mehmet Şahan
Özgürlük Anlayışı
Ebru Bozcuk
Hüznün Başkenti Hatay
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Kana Kana
Suna Türkmen Güngör
Detayda Kaybolmak
Serhan Poyraz
Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Gevher Aktaş Demirkaya
Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar