Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar
Yeni açtığı kutu birayı dikti başına ama hepsini bitirmeden masaya bıraktı. Sesli bir şekilde geğirdikten sonra; “Kadınlar da içki gibiydi. Kimi ucuzdu kimi sarhoş edici kimi de sabah mide bulandırırdı.” diye mırıldandı kendi kendine.Babasının annesi ile ilgili düşünceleri ve sözlere ,eylemlere dökülenler.İnsan kendisi öyle düşünüyormuş sanır.Oysaki bilinçaltına attıkları kendi yaşantısında bilinçüstüne çıkar farkermezsin bile detayları.Sonrasında Annem senin gibi yalan söylemeyi bile beceremezdi. O sadece katlanırdı. Sen direnmeyi seviyorsun.” dedi Lydia’ya bakarak.Gidecek yeri olmadığı için katlanan kadınlar.Hoş anne baba evine gitsede görecekleri üç aşağı beş yukarı benzer muamele.Yazdığım her kadında, içtiğim her şişede, her gecede o gülümseme vardı...
Her kahkahanın arkasında annemin o sahte umudu…”Çok gülen kadınların acıları da çok büyüktür.O kahkahanın ardına gizler topluma güçlü görünmek adına ekseriyetle gözyaşlarını.Baba burada yine toplumca destek gören ideal disiplinli ev erkeği görüntüsü altında elin iyisi evin delisi pozisyonlarında.
Babam hep aynı lafı söylerdi: “Erken yat, erken kalk… Sağlıklı, güçlü, akıllı olursun.”Sadece erken yatıp erken kalkmaktan ibaret sağlık ve huzur.Karakter olarak diğer yansıtılanlar.Asıl oralar da aranmalı idi bazı şeyler.Sonrası zaten düzene girerdi Stoacı Bey.Bazı şeyleri kaçırmış ve çocuklarını da kaybetmiş bazı şeyleri yakalayıp iyi birşeyler sergileyeyim derken.Zaten erkek çocuğu babanın asıl içinde kalanları yapamadıklarını yansıtır ekseri.Babanın içinde yatan cevher bir hayli hızlı ve isyankâr.Sonrası kişilik bölünmesi ,kişilik çatışması mı karşılaşılan tüm kadınlarda babanın yaşayamadığı tarafları ile anneyi cezalandırmak veya aklınca ödüllendirip affetmek mi bilinmez.Gel gitli bu durumlar.Yazdığım her kadında, içtiğim her şişede, her gecede o gülümseme vardı...
Her kahkahanın arkasında annemin o sahte umudu.Anneyi memnun etme çabasının kendi iç dünyasında yarattığı derin tahribat.Dışa vurumları.Bukowskiyi serseri bir edebiyatçı yapmış yaşadıkları.Her ailenin bu anlamda çıktıları farklı.Zorunluluk getiren seçimleri de kimi kimi.Sanırım amor fati denilen kısım burası.Kaçmak istemediklerimiz.Yahut çabalayıp akışa bıraktıklarımız.
Netice olarak demiş diyeceğini yine düşündürücü
Üzgünsen direnme. İçine gir. Karanlıktan kaçma. Dibine kadar in ve hâlâ nefes aldığını fark et. İşte o an, aslında yalnız olmadığını ve yalnızlıkla ilk kez gerçekten tanıştığını anlıyorsun.Görüyorsun veya hissediyorsun.Daha güçlü çıkışlar için veya kayboluşlar o güç istenci içinde.
Tüm kitaplarını birkaçı hariç aldım geçen ay.Sizinle zaten bu anlamda çok tutturuyoruz birbirimizi.Aldığım kitapları okumaya karar vermiştim Nereye koyduğumu hatırlamaya çalışıyordum.Okunacaklar sırasına onları koymuştum.Tesadüf mü yoksa senaryo belli ve sırası mı gelmişti bazı şeylerin rol almak ,eşlik etmek için bilmiyorum.İşte eyle
MUTLULUĞA ÇAĞRI
Gidin bulutlar gidin
mutluluğa getirin
yeşil yağsın evrene
dünyamız şiirleşsin.
Erhan Tığlı
Teşekkür ederim size
Çok yazsın
Bilinçaltı bilinçüstü genetik kodummu oturturum kodlarının izlerinde kendi izlerimizi bırakmaya çalışırken çoğu şeylere kör çoğu şeylere dilsiz kalışların sorumluluğu tamamı ile bize mi aittir bir bilinmezin Tanrı bozonu ne söyler?Bozalım mı tüm kurmacaları
Hep arzum bir yazı okunmadan begenilmemeli. Veya elestirilmemeli Yazı manzara veya resim değil ki beğenelim veya eleştirelim.
Affola...
Herkes için açıp açıp sifalanılacak bir kitap.
Çok da güzel anlatmışsınız.
Değerli Dilek hanımın kalemine ve sizin de yorumunuza sağlık.
Söz olamaz düzgün kadın erkek
Olmayınca o aile yürümez
Eğitim Görevlisi ve
Hekimlerin bu yazınızı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum,
Okumalı ve mesleğini yaparken daima yol haritası olarak görmeli,
Bizim için çok kıymetli olan nasihatlerinizi ilgi ile okuyoruz, ve sevdiklerimizin de istifade etmesi için paylaşıyoruz, çok selamlar,
Sizi 2015 yılında Hac vazifemiz de Kafile başkanımız olduğunuzda tanıdık, bizde emeğiniz, hakkınız çoktur. Allah sizden Razı olsun, Yazılarınızı bir talebeniz olarak takip ediyoruz,
Biz sizi Allah için çok seviyoruz.
Okudum ve ailem ile beraber tekrardan okuduk.
Tek kelimeyle muhteşem diyor ve sevgili yazarımızın önünde saygıyla eğiiliyorum...Saygı ve sevgilerimle.
Şahsım afına yazdığınız yazı çok değerli beni benden de daha iyi tanıtmışsınız çok mutlu oldum çok sevindim mesrur olsun
Her ne vakit şiir kitabı yayınlasak yine mektup eşliğinde yinenyollarız
Hürmetle ellerinizden öper dualarınızı beklerim sağolun var olun Bu halk ile Hakk'a yâr olun eksik olmayın selam ve dua ile
Selam ve dua ile.
Mehmet Bey yazınızı okudum. Çok yerinde tespitler. Ben de İmam-Hatip Lisesin'e gitmeden iki yıl ara vermiştim. İmkanlarımız kısıtlı, öksüz bir çocuk iken dört aylığına aileme katkı için on üç yaşımda iken köyümüzden bir çiftçiye azap durmuştum. Sizin yazınızı okuyunca o günler aklıma geldi.
Hem Üstad S.Karakoç'u andık..
Hem de yenı fikirler edindik.