SEVDA SÜRGÜNÜYÜM
Suda bir damla,
Yeryüzünde zerre,
Çoban kavalında yanık ses,
Gül goncasında dertli bülbül,
Dalda zeytin tanesi,
Ekinde başaktım.
Rüzgâr savurdu,
Sevda sürgünüyüm.
Tuzlu denizlerde sürüklenen yalnız
bir gemiyim, hiç kimseyim.
Yıldızlar akar,
Bir yanımdan yoksulluk
Bir yanımdan yalnızlık akar.
Dostlar da bırakıp gitti bizi.
Yıkar duvarları hasret,
Uzar gider maviliklere.
Nasıl bir yazgıdır bu, kaçınılmaz.
Sabah güneşinde kuşlardır uçup giden pırnallara.
Tükenmez kokuları çiçeklerin.
Nasıl da geçti yıllar?
Ağardı saçlarımız.
Nasıl da sevmiştim?
Yalnız sevda kaldı,
Bir de sıcak gülüşü.
Esti geçti bir ayrılık rüzgârı,
Kırdı dallarımızı.
Kırıldı kolum kanadım,
Düştü ellerim iki yanıma.
El değmemiş çiçekler gibi masumdu;
Göz alıcıydı, yürek parıltısıydı.
Kayıp gitti ellerimden,
Sevdadan bana bir avuç kül kaldı.
***














































