DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Ebru Bozcuk
Ebru Bozcuk
Giriş Tarihi : 17-12-2025 20:16

Tanıklık

Ne kadar çok yerde yaşarsanız benlik algınız da o kadar genişliyor galiba... 

Bu adaptasyon sürecinin, yaşama tutunma halini de güçlendirdiği aşikar. 
Başka şehirler, sokaklar, başka kokular ve insanlar hasıl oluyor hayatınıza. 

Her şehir, her kültür bir iz bırakıyor sizde. Bu izler zamanla sınırlarınızı yumuşatıyor ve ev algınızı da şekillendiriyor. 

Sen neredeysen evin orası oluyor nihayetinde. 

Çocukluğundan itibaren aynı evde, aynı şehirde büyüyen insanlar gibi bir konfor alanınız olmuyor belki; fakat bu başıbozuk hal sizi öyle güzel büyütüyor ki tarifi imkansız. 

Zamanla evin tek bir yer olmadığını, şekil aldığınız her yer olduğunu idrak ediyorsunuz. 

Dibe vurduğunuz, yeniden yukarı çıktığınız, labirent misali dönüp durduğunuz, para kazandığınız, işten ayrıldığınız, eşten ayrıldığınız, yeniden başladığınız her yer, her olay sizi büyütüyor ve böylelikle hayata karşı esnekliğiniz de artıyor. 

Böyle olunca aidiyetsizlik halini sarıp sarmalıyorsunuz ki bu hal sizde farkına varmadan şairane bir hava da yaratıyor. 

Gitmelerin kadını olmak parlatılarak, afilli bir hal alıyor sizin için.

Sonrasında hiç bir şeyden korkmuyorsunuz artık. Bu geçicilik, bir yerde hayata daha iyimser  tarafından bakmayı öğretiyor size. 

Fakat tüm bunlara rağmen, insan yaşadıklarına birinin ya da birilerinin tanıklık etmesine de ihtiyaç duyuyor.
Çünkü anıların dillendirildikçe anlam kazandığını bildiğiniz bir yaşta oluyorsunuz artık. 

İnsanı en çok yaralayan bu tanıksızlık halidir. 
İşte o vakit, tek başına fotoğraflara bakıp gözlerinizi ufka daldırmanız kaçınılmaz bir hal alır. 

Galiba en koyu yalnızlık da böyle vuku buluyor.

Büyük ihtimalle zamanın ruhunu en iyi ifade eden tanım, bu "tanıksız olma" durumu... 

Bu süreçte yalnızlık cilalanıp parlatılıyor ki bu çıkmazın içinden ancak böylelikle çıkılabileceği düşünülüyor. 

Sonrasında kendi yaranı sarmayı öğreniyor, kendini pansumanlayıp hatta üzerine çiçekli yara bantları yapıştırıp üstüne okkalı bir kahve içmeyi de pek güzel becerebiliyorsun. 

Bundan sonra hem fiziki hem de ruhsal göçebelik haline sığınıp yeni yollardan hiç korkmuyorsun. 

Hayal kırıklıklarını, özlemlerini, iç sıkıntılarını, sitemlerini ve onlarca yalnız bırakılmış anını bavulun içine koyup hevesle yollara düşüyorsun. 

Büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımızda, hikayenin sonuna gelip gelmediğimizi bilmiyoruz. Oysa bu elbette büyük bir maceranın da başlangıcı olabilir... 

Yolun sonunda, gittiğin her yer evin oluveriyor.
Bavulun içindekiler, tanığı olmasa da senin en iyi yol arkadaşın oluyor.

 Tepkisiz tanıklığa "Hiç olmasa da olur." dediğin yerde oluyorsun artık. 
İşte o an hissettiğin ferahlık  kendini bulduğun yer oluyor. 

Mevlana şöyle der;

"Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel 
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım 
Ne kadar söz varsa düne ait 
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." 

O zaman, istediği yerde kalabilenlere, gitme zamanı geldiğinde yola çıkabilenlere ve tanıksız da olsa varoluşsal coşkusunu kaybetmeyenlere selam olsun. 


Editör: Deniz İmre

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ARŞİV ARAMA