Bir yaz daha bitti yine...
Eylül tüm ihtişamıyla kapıda. Ertelenmiş düşler zamanı başlıyor şimdi.
Sorgulamaların, ahların, keşkelerin, durup dinlemenin mevsimi başlıyor.
Yazın savurduklarını rafa kaldırma mevsimi başlıyor.
Olmasa da olurların, susmanın, kabuğa çekilmenin mevsimidir eylül…
Dinlemelerin zamanıdır. Sadece bir ay değil, koskoca bir mevsimdir aslında yaşayana.
Yeniden başlamaya, yeni sokaklar aramaya niyetlenilen bir zamandır.
Başlıbaşına hüzündü ama candır. İçinize koyasınız gelir. Sarılırsınız, dertleşirsiniz. Siz anlatırsınız, o dinler gibidir.
Başka bir zarafeti, başka bir letafeti vardır. “Kayıp sırlar mevsimidir eylül…"
Suskundur ama neler anlatır neler bir duysanız. Maziyle sohbet zamanıdır.
Dedim ya, eylül kendi başına bir mevsimdir. Babayanidir, görmüş geçirmiş bir kadın gibidir. Uzaklardan gelen güzel bir haber gibidir.
Hırkaların, gülüşlerin, rehavetin, affetmelerin mevsimidir...
Turgut Uyar bu hissi ne güzel ifade etmiştir:
"Eylülde ellerin üşüyecek
Isınmak için geleceksin biliyorum
eylül tam bu işe göredir
Gel bağışlayalım birbirimizi" der.
Günlerin kısalmaya başladığı, suskunluğun arttığı mevsimdir eylül...
Bu hâli de Yahya Kemal çok güzel ifade etmiştir bence.
"Günler kısaldı, Kanlıca'nın ihtiyarları bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa" der...
Ahmet Altan ise "Bir aşk kadar zehirlidir." der eylül için.
Sizce de aşk zehirli midir?... Hoş, o ayrı bir yazı konusu belki de.
Üzüm salkımlarının, ballı incirlerin, alacalı narların zamanıdır eylül.
Pazar tezgâhlarına öyle ihtişamlı kurulurlar ki selamlamadan geçmek olmaz onları. Ne de olsa uzun yollardan gelmişlerdir.
Kurduğun yeşil zeytinleri, özenle yaptığın yaz reçellerini raflara dizdiğin mevsimdir eylül.
En güzel keten örtüleri altına serip tıpkı canım Didem Madak'ın dediği gibi "Kalbinin raflarının da şenlendiği mevsimdir."
Şair Haydar Ergülen, "Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir. Yazın bittiği her yerde söylenirse kadının gittiği de her yerde söylenir." der.
Bitişlerin mevsimi olduğunu ne güzel ifade eder bu satırlar. Eylülde gelmek bile bir şey ifade etmez artık sanki...
Beyhudedir o geliş.
Yazlıkçıların dönmeye başladığı mevsimdir eylül.
Bir hevesle sahiplenilmiş ama yaz sonunda sokağa bırakılmış asil suratlı köpeklerin başıboş gezindiği zamanlardır.
Dedim ya, terkedilişlerin zamanıdır eylül...
En can acıtanı da panjurların kapanmaya başlamasıdır.
Mangalların yandığı, müzik seslerinin geldiği balkonların ışıkları tek tek sönmeye başlar. Derin bir sessizlik alır yerini. Sanki o vakitten sonra gökte yıldızlar daha bir ışıldamaya başlar.
Bu zamanlarda sadece denizden geçen pancar motorlarının sesi size yarenlik eder...
Kapalı panjurları hiç sevmiyor oluşumun sebebi, derinden bir "Hoşça kal, gidiyorum!" mesajı gibi geldiğindendir belki de...
Açık olmalı panjurlar, bir de mavi olmalı. Umut gibi iyi şeyler hissettirmeli sanki.
Ahhh benimki de laf işte. Kimin umurundaki bu?
Sadece umutlanmak için bir bahane belki de benim için.
Aslında bu kavurucu sıcaklardan sonra nasıl da özledik eylülü değil mi? Tam zamanında, nefes nefese, dört nala koşan ulaklar gibi geldi sanki. Bir ilüzyon gibi bir yıldız tozu gibi giriverdi koynumuza.
Belki de en güzel hikâyenin yazılacağı mevsimdir eylül. Yeniden başlamanın verdiği cesaretle bir milat olur bakarsınız çoğumuz için.
Ağır bir hastalıktan uyanmış gibi yola düşeriz belki de.
Tüm keşkeleri geride bırakıp ya olursanın büyüsüne kapılıp hevesleniriz yeniden...
Ne de olsa kendin için bile hayal kırıklığı olmaman gerektiğini hatırlatan mevsimdir eylül.
"Bir yaz daha yaşadım." diyebilmenin farkına vararak, üzülecek şeyleri değil de sevinecek şeyleri seçeriz belki de.
Bırakın olgunlaşsın mevsimlerimiz. eylül de ekim de geçecek ama ıskalamadan, geçişlerin farkına vararak, dinleyerek, usulca geçmek gerektiğini anlayacağız.
Aslında bütün mesele, “kalp rehberimizin” bizi nereye götüreceği.
Maviliklere mi yoksa puslu ayazlı yollara mı?..
“Her şey geçer…”
Biz şimdi hırkaların, gülüşlerin, yeniden başlamaların mevsimine yani eylüle sarılalım.
Sonrası mı?...
Buna da eyvallah deyip yola devam ederiz.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ebru Bozcuk
Gönül Dili
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar