İnsan... Adem'den oldu, Havva'dan doğdu, topraktan geldi, maymundan evrildi... Neyse ne! Bir şekilde var oldu bu dünyada. Türünü devam ettirebilmek için çalıştı, çabaladı; avladı, ekti, biçti, göçtü, öldü, öldürdü. Günahlarıyla, sevaplarıyla bugüne geldi, yarına gidecek.
Kimine göre, Kirâmen Kâtibîn Melekleri sağ ve sol yanında oturup iyiliklerini, kötülüklerini yazacak, kimine göre karmayı yaşayacak, kimine göre "iyiliğin içindeki kötülük, kötülüğün içindeki iyilik" arayışında siyah ve beyazla boğuşacak. Ama insan var olduğu sürece aynı bedenin içinde, aynı ruhta hep bu ikilemle boğuşup duracak. Çünkü insanoğlu hiçbir zaman ne tamamen kötü ne de tamamen iyi olacak.
"Ayy, çok iyi insanım ben. Yardımseverin dibiyim."
"Ben var ya, ben; yüreğim insan sevgisiyle dolu."
"Doğayı, börtüyü, böceği çok seviyorum. Geçen yolda yuvasından düşüp ölmüş bi kuş gördüm, bütün gün ağlamaktan içim çıktı, ayol!"
"Ağaçları koruyalım."
"Hayvanları sevelim."
"Çocukları incitmeyin!"
"İnsanı seviyorum ben, yaradandan ötürü..."
"Hayır, ben seviyorum..."
"Ben daha çok seviyorum..."
"Hadi oradan, ben en çok seviyorum."
Meleğim ki ben! Herşeyi, herkesi seviyorum maşallah. Hepimiz o kadar iyiyiz ki, iyiliklerimizi anlata anlata bitiremiyoruz.
"Geçen bizim yaşlı komşuya yemek götürdüm, helali hoş olsun!"
"Ben de sokak hayvacağızlarına su koydum, yazıktır!"
"Ben, yaşlı bir teyzeyi karşıdan karşıya geçirdim."
"Hamile kadına otobüste yer verdim."
"Fakir bir çocuğu giydirdim."
"Sadaka verdim, aş götürdüm, onu yedirdim, bunu içirdim, ona dua ettim, buna destek oldum, şunun için uğraştım, bunun için didindim..."
İyiliklerimizi anlatmayı severiz hepimiz. Bir de şu iki yüzlülüğümüz yok mu?!
"Ayıptır söylemesi, söylenmez ama söyleyim de örnek olsun!"
Ne iyiliğin ne de kötülüğün örneğine gerek var mı sizce? Yok, çünkü her insanda ikisi de var zaten. Ama biz iyiliklerimizi döküp saçarız gözler önüne. Kötülüklerimiz ise yastık altına, torba dibine...
Hele şu sosyal medyada insanın kendine dizdiği methiyeler var ya, hiç bir dalkavuk bu kadar methiye dizmemiştir! Ama insan kendinin en büyük yalakasıdır. Değil midir?!
Neden peki? Nereden geliyor bu ihtiyaç? Aslımızı inkardan? Her insanda iyi ve kötünün bir arada bulunduğu gerçeğini görmezden gelmekten? Bir nevi nefsi müdafa ya da vicdanın sesini susturma yolu? Hepsi? Hiçbiri?
İnsan olabilmek, iyiliklerimizi ya da iyi yanlarımızı ortaya çıkarıp kötülüklerimizi görmemezlikten gelerek olmuyor. İnsanın meşrebini, fıtratını kabul etmek gerek. İçinde kötülük var ve sen o kötülüğü er geç, kendine göre haklı sebeplerin arkasına sığınarak da olsa yapacaksın. Bazen kendini korumak, bazen bir başkasının iyiliğini düşünmek, bazen uğruna herşey mübah büyük idealler olacak bahanen, ama yine de yapacaksın. Bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek...
Kötülüğü yaptığında bunun farkında olabilmek önemli. Sol yanında birşey sızlıyorsa, vicdan denen o iyilik yanının sesi susmuyorsa, gece yastık diken gibi batıyor, yaptığın şey gün içinde sürekli aklına gelip yüzünü buruşturuyorsa, hala umut var demektir. En azından, aynı kötülüğü bir daha yapmamak için uğraşacaksındır. Bir başka kötülüğü yapıp fark edene ve aynı döngüye tekrar girene kadar...
Bu yazıyı okuyanlar: "İçimizdeki kötülüğü biz yaratmadık madem o halde yaptıklarımız bizim suçumuz değil," gibi bir yanılgıya kapılmasın sakın. Kötülüğün her çeşidi günah, yasak, suçtur ve boyutuna göre bir cezası olmalıdır, ki en büyük ceza da insanın kendine vereceği olmalıdır. Hani dedim ya; o susmayan vicdan sesi... İnsanı rahat komamalı, ömrü boyunca huzur vermemeli, derin uykular uyutmamalı, içten kahkahaları söndürmeli.
Vicdanın sesini susturanların vay haline. Ama onu dinleyip ders çıkaranlar, insandır işte!
E peki niye yazdım ben bunu? Susun diye. Yaptığınız iyilikleri anlatmayı, durmadan kendinizi övmeyi, şahsınızı melek gibi tanıtmayı kesin diye, keselim diye. İnsanız biz yahu, içimizde yapıcı, yaratıcı bir yan olduğu kadar yıkıcı, bozucu bir yan da var. Öyle olmasa, tarih boyunca savaşır, yıkıp döker, öldürür müydük? Uygarlıkların biri yıkılıp biri kurulur, bir insan ölüp bir insan doğar mıydı?Yaratmak ve yok etmek, insanın doğasında var.O yüzdendir ki; biz iyiliklerimizi yerlere göklere sığdıramazken karşımızdaki insan içinden:"Ha ha, tabi!" diyerek burun kıvırır. Çünkü işte o anda, kendi iyiliklerine karşı bonkör olan insanoğlu, bir başkasından duyduğunda, insanın tamamen iyi olamayacağı gerçeğini fark eder.
Ne yalan söyleyeyim; ben çok iyiyim, insanları, ağaçları, kuşları, çocukları, havayı, suyu çok severim diyen insanları gördükçe başımı alıp bir dağın zirvesine çıkmak ve avazım çıktığı kadar bağırmak gelir içimden:
" Hepimiz iyiysek kim s..tı uleynn bu dünyanın içineee?"
Biz tabi, kim olacak! İyi insan ve kötü insanla değil, her insandaki iyilik ve kötülükle bugüne geldi dünya. Dünyanın dengesini daha fazla bozmak istemiyorsak kendi dengemizi bulmamız gerek evvela. Bahanelerin ardına sığınmadan ne olduğumuzu bilip içimizdeki kötülüğü törpüleyerek iyiliği ön saflara sürebilmek için kendimizin yargıcı olmalıyız. Kesilecek cezanın büyüklüğü ne kadar "iyi" olduğumuzu gösterecektir zaten!
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar