Aşk; kimine göre dünyanın en güzel duygusu, kimine göre duygusal bir hastalık hali... Kimi zaman yaşamından ümit kesilen hastayı hayata bağlayan, kimi zaman yaşam sevinci içindeki birini hasta edip hayattan koparan duygu... Aşık olunan insanı gözünde büyüttükçe büyüten, tüm kusurlarını örten, “o”nu dünyanın merkezine yerleştiren bir illüzyon. O kadar ki, gözyaşın “o”dur, onu ağlarsın; sevincin “o”dur, onu gülersin. Ama hep gölgendir; yanında gezdirirsin.
Evet, aşk gölgen olur bazen. Tüm ömrün boyunca yanı başında eşlik eder sana. Her şeyini değiştirir, seni yeniden biçimlendirir. İlk tanıştığınız gün arkadaşlarınla bir kafede pasta yiyorsundur mesela! Sıradan bir günde pastanın üzerindeki çikolatanın ağzına, yüzüne bulaşmasına aldırmadan iştahla yediğin o pastayı, onu gördüğün anda kibarca, minik lokmalar halinde yemeye başlarsın; yiyişini değiştirir.
Arkadaşlarının arasında diş tellerinin görünmesini umursamadan ağzını gere gere attığın kahkahalarını, sırf ona güzel görünmek için elinle örtersin; gülüşünü değiştirir.
Artık birliktesinizdir. Çıkmaya başlamış, her anı onunla birlikte geçirmek ister hale gelmişsindir. Onun sevdiklerini sever, yaptıklarını yapmaktan zevk alır bulursun kendini; zevklerini değiştirir. Ya da kankalar arasında sarfettiğin küfürlü sözlerine gem vurulur, konuşmanı değiştirir.
İstanbul’da üniversite kazanmışken sırf ondan ayrılmamak için yaşadığınız şehre geçiş yapar ya da okulu bırakırsın; eğitimini değiştirir.
Evlilik zamanı gelip çatmıştır. Ömrün boyunca hayalini kurduğun A kesim gelinliği giymek için sabırsızlanırken, televizyonda gördüğü prenses model gelinlik için; “Ne kadar güzel! Kim bilir sana nasıl da yakışır,” der; tercihini değiştirir.
Düğün gününü beklerken; “Artık sana aşık değilim,” sözüyle gelen terk ediliş. “Ama ben hala aşığım, o ne olacak?”. O güne kadar tüm mutsuz anlarını böğüre böğüre ağlayarak geçiştiren sen, içine kapanık, dünyası dağınık yepyeni bir hüzünle tanışırsın; hüznünü değiştirir.
Atlattığını sanır, yeni ilişkilere yelken açarsın. Ama her ilişkinde; ya onun iyi yönlerini arasın karşındakinde ya da “O da aynısını yapar mı?” korkusuyla ilişkiyi sürdürmekten kaçındığını fark edersin. Ama illa ki karşılaştırırsın ister istemez; ilişkilerini değiştirir.
Dedim ya; aşk bir gölge gibi takılır arkanıza ve hiç bırakmaz yakanızı. Hele ki yarım kalmış bir aşksa! Unuttum deseniz de, hayatınızı değiştirir.
Aşk; karşılıklı bir şekil verip alma halidir. Bunu fark ettiğiniz gün durup düşünürsünüz; o gün o kafede, pastayı yüzüme bulaştırarak yesem, delice kahkahalarım etrafı çınlatsa bugün nasıl bir insan olurdum diye! Şeklim nasıl olurdu kim bilir! Kim bilir?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar