BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 03-03-2026 19:47   Güncelleme : 03-03-2026 20:16

Tarık Buğra  / Nevin Bahtışen

Hazırlayan: Nevin Bahtışen -TARIK BUĞRA 

Tarık Buğra  / Nevin Bahtışen

TARIK BUĞRA 

Tarık Buğra, Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından birisidir.

Doğum: 2 Eylül 1918, Konya-Akşehir
Ölüm: 26 Şubat 1994, İstanbul

Bir günde dört mevsim görülen Konya-Akşehir çok şanslı olup bu şansı bir daha göstermek için aylardan eylülü seçmişti. Yazdan kalan sıcaklığın, helva kavurur gibi kavurduğu 2 Eylül günü, ilk nefesini alan bir çocuk dünyaya gelmişti. Süleyman Tarık, aldığı ilk nefesle birinci galibiyetini yaşamıştı. Kulaklarına inanamayacak kadar güzel sözcüklerle karşılandı. Konuşulanlara sessizce kulak misafiri oldu, “Geçmiş olsun, gözünüz aydın, ne güzel çocuk maşallah.” Bunları duymak iyi gelmişti ama nereye gelmişti? Burayı sevdiğini belirten çocuk, küçük hareketler yaptı.

Annesi Nazike Hanım; onu, şefkatli kollarına almış, sevgisini sıcacık hissettiriyordu. Oğlunun müjdesi babasına verilmiş ve eşi kadar oğlunu tutmakta başarılı olamasa da bağrına sevgiyle basmıştı. Tarık’ın acelesi yoktu; yavaş, hayatı tam olarak hissetmek ve idrak ederek büyümek istiyordu.

Konya’nın maneviyatı her yerden duyumsanıyor; Akşehir’in taşlı yolları Nasrettin Hoca ve eşeğine yârenlik yaparken Hoca, fıkralarıyla neşe, bilgelik ve ince mizahı sihirli bir toz gibi serpiştirdi. Gizemli taş evleri, zamana kulağını dayayıp yer ve gök arasında yaşama, fıkralarıyla ince bir ayar çekip insanlara lezzetli ve hoş bir seda bıraktı. Hoca’nın Akşehir Gölü'ne maya çalması, geçmiş ve gelecek arasında köprü oldu. Süleyman Tarık da insan ve hayat arasında bir mayalama yapmak için gerekli doneleri bu zengin kültürlü şehirden gerektiği kadar alarak beslendi.

Tarık, zamanın ağır geçtiği bu yerde; hayat, kulağına bir masal gibi geliyordu. Halk arasında “gedavet” de denilen sam yelinin okşayışlarıyla büyümüş okul çağına gelmişti.

Büyük lafların edilmediği burada edebi, hoşgörüyü, sabrı öğrenerek büyüdü.

Hayatın sunduklarını ruhuna bir tohum gibi ekip hasat zamanını bekledi.

Sessizliği iç dehlizlerinde yankılanıyor, harmanlanıyordu; gün yüzüne çıkacağı anı beklese de bu uzun sürmeyecekti. Süleyman Tarık okul çağına gelmişti ve okula kaydı yapıldı.

İlk ve ortaokulu Akşehir’de okudu. Yatılı olarak gittiği İstanbul Lisesi’nde Pertev Naili Boratav ve Hakkı Süha Gezgin ile yolları kesişti ve onların öğrencisi oldu. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. Tarık Nazım müstear ismiyle hikâye ve şiirler yazmaya başladı. Okulun yatılı kısmı kapanınca Konya Lisesi’ne geçti ve 1936’da Konya Lisesi’nden mezun oldu. Edebiyatla karşılaştığından itibaren yazmak kaderi olmuştu.

Gazeteciliğe, 1947’de Akşehir’de babası Nazım Bey’le birlikte Nasrettin Hoca Gazetesi’ni çıkararak başladı. 1951’den sonra Milliyet, Vatan, Yenigün, Yeni İstanbul Gazeteleri ile haftalık Yol Dergisi’nde yazdı. Bu dergilerin bazılarında yazı işleri müdürlüğü yaptı. Devlet Tiyatroları’nda Edebi Kurul Başkanlığı’nda Edebi Kurul üyeliği yaptı.

Tarık Buğra, ilk piyeslerini ve “Yalnızların Romanı”nı askerliği sırasında yazdı. 1940’da tamamladığı romanı, 1948’de Çınaraltı dergisinde tefrika edildi. Adının duyulması, Cumhuriyet Gazetesi’nin açtığı yarışmada “Oğlumuz” hikâyesiyle ikinciliği kazandıktan sonra oldu. Romanlarında, büyük şehirlerden ziyade, küçük kasabalardan bakmayı tercih etti. “Küçük Ağa” romanı da bunlardandı.

Tarık Buğra, usta kalemiyle “Küçük Ağa” romanında Milli Mücadele’yi yazarken insanın içindeki fırtınayı ortaya koyuyordu. Milli Mücadele süredursun Tarık Buğra, "Asıl çatışma; insanın inancı ile korkusu, alışkanlığı ile değişimi arasındadır" diyerek insanın yaşadığı iç çözümlemesiyle Mili Mücadele’yi dengeleyerek sentezledi. Canlı bir ruha bürünen Anadolu halkı yorgun fakat içinde derin bir direnme arzusu gizliydi. “Küçük Ağa” romanı, Tarık Buğra’nın edebiyat anlayışının özetidir.

Kelimelerini aceleye getirmeyen Buğra, yazdıkça insanı çoğalttı; çoğalan insan hayatına da birçok eser verdi. Bunlardan bazıları şunlardır:

Roman
* Küçük Ağa
* Küçük Ağa Ankara’da
* Osmancık
* Firavun İmanı
* Yağmur Beklerken

Hikâye
* Oğlumuz
* Yarın Diye Bir Şey Yok
* Siyah Kehribar
* İki Uyku Arasında

Tiyatro
* İbiş’in Rüyası
* Akümülatörlü Radyo
* Ayakta Durmak İstiyorum

Deneme
* Gençliğim Eyvah

***

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi