ŞAFAKTA YILDIZLARLA KONUŞAN ŞİİR KADIN
Sen, bir temmuz uykusunda uyanan o mağrur kadın,
Sen, acı kahvenin tortusunda kendi kalbini temize çeken,
Mor menekşenin yaprağına kendi adını üfleyen
Şiir kadın…
Sigaranın dumanı güneşe doğru uzayan bir merdiven şimdi
Sen, o merdivenden yukarı kendi gökyüzüne tırmanıyorsun.
Eteklerindeki o eski kurşunlar,
O, sana öğretilen bayat sabırlar, çoktan döküldü toprağa
Şimdi ayaklarının altında sadece sıcak bir yaz toprağı var
Ve teninde o yalın, o durdurulmaz esinti.
Savrulsun o saçlar, tek bir teli bile boyun eğmesin hayata
Şiir kadın…
Dudaklarındaki o mırıldanmaların, kendi şiirinin ilk hecesidir
Unutma!
Gündüzün tam ortasında herkes uyanıkken
Sen kendi rüyanın saltanatındasın
Bu uzun, bu uçsuz bucaksız serbestlik senin için
Şiir kadın…
Şimdi o bahçede, o temmuz sıcağında
Sadece senin rüzgârın esiyor, upuzun ve kesintisiz
Şiir kadın…
O çocuk yüreğin hiç değişmesin,
Şiir kadın…
***
Editör: Pınar Akyüz Atmaca














































