HEINRICH BÖLL
(21. 12. 1917 – 16.07. 1985)
LANGENBROİCH’TA İKİ GÜN
Eifel’in tepeleri kışın son demlerinde olmasına rağmen hâlâ ince bir kar tabakasıyla örtülüydü. Alman yazarın eski çiftlik evinin önünde gazeteciler, flaşlar, polisler birikmişti. İçeriden yorgun ama dimdik bir adam çıktı. Uzun boylu, alnında belirgin bir yara izi, üstünde Moskova’dan apar topar aldığı kahverengi paltosu, elinde bir demet sarı nergis…
Ev sahibi onu iki yanağından öptü. İkisi de bir şey söylemedi önce. Sadece birbirlerine baktılar. Ev sahibinin gözlerinde sakin bir kararlılık, misafirininkilerdeyse derin bir yorgunluk ve tuhaf bir huzur vardı. Ev sıcak ve dağınıktı, kitaplar raflardan taşmış, kahve kokusu bütün odalara yayılmıştı. Yazarın karısı mutfakta ekmek dilimliyordu. “Tee, Brot und ein Bett.” demişti daha önce gazetecilere. Sözünü tuttu.

Masaya konan basit kahvaltı; yumurta, ekmek, peynir iki adamın arasında sessiz bir şölen gibiydi. Misafir kaşığını yavaşça çevirirken “Bu sabah hapishanedeydim.” dedi alçak sesle. Ev sahibi başını salladı. Anlıyordu. O da savaş görmüştü; yıkımı, sessizliği, kelimelerin nasıl hem kurtarıcı hem tehlikeli olabileceğini biliyordu. Öğleden sonra bahçeye çıktılar. Misafir, uzun boyuyla öne eğilerek yürüyordu. Ev sahibi yanında, elleri cebinde. Konuşmak zordu; biri Almanca, öteki Rusça biliyordu. Ama arada bir kelime, bir bakış yetiyordu. Misafir bir ara durdu, uzak tepelere baktı.
“İçim sıkılıyor burada.” dedi. “Her şey çok üzerime geliyor gibi.”
Ev sahibi gülümsedi hafifçe. “Eve dönmek istiyorsun, değil mi?” Misafir evet der gibi başını eğdi. Gözlerinde o büyük, inatçı umut parlıyordu, ne sürgün ne hapishane söndürebilmişti onu. Akşamüstü telefon geldi. Moskova’ya bağlandı nihayet. Misafir, karısına sesini duyurabildi. Kısa, kesik cümleler. “Yaşıyorum. Buradayım.”
Telefonu kapattığında omuzları dikleşmişti. Ev sahibi, mutfakta sessizce sigara içiyordu. O iki günde çok şey konuşulmadı aslında. Ne büyük nutuklar ne siyasi tahliller. Sadece iki yazar, iki adam, biri ötekinin acısını, direncini, inadını tanıyordu. Ev sahibi yıllar önce Moskova’da, gizli bir yerde misafirden eline tutuşturulan kâğıtları hatırlıyordu. O tehlikeli sayfaları sınırdan geçirmek için nasıl da yüreği ağzına gelmişti.. Şimdi ise evinde, kapısında dünya basını beklerken basit bir misafirperverlik gösteriyordu.
“Hayat ne garip!” kelimeleri döküldü dudaklarından. İkinci günün sabahı misafir yola çıkmaya hazırlandı. Kapıda vedalaşırken el sıkıştılar. Uzun bir tokalaşma sonrası Heinrich, “Burası her zaman açık.” dedi. Misafir hafifçe gülümsedi, o meşhur mizahı bir an yüzüne vurdu: “Teşekkür ederim. Senin gibi biri olmasaydı…”
Cümleyi tamamlamadı. Zaten gerek de yoktu. Araba uzaklaşırken ev sahibi kapıda durdu, elleri cebinde. Karlar erimeye başlamıştı. İçeri girip masaya oturdu. Misafirin odasında bıraktığı kitabı fark etti. Kapağı hafifçe aralanmıştı. Parmaklarıyla kapağı çevirdi. İçinde, o yorgun adamın kendi el yazısıyla notlar düşülmüş satırları vardı.
Altında da büyük harflerle Alexandr Solzhenitsyn imzası.
O iki gün, eski duvarlar arasında, edebiyatın en sade ve en güçlü haliyle yaşanmıştı: Bir fincan çay, bir dilim ekmek, bir yatak ve arkasında, kelimelerle örülmüş bitmeyen bir direnç.

HAYATI
Heinrich Böll, 1917’de Köln’de doğdu. Çocukluğu ve gençliği savaşın gölgesinde geçti; İkinci Dünya Savaşı sırasında askere alındı, Doğu Cephesi’nde ve Fransa’da çarpıştı, yaralandı ve esir düştü. Savaş sonrası Almanya’nın yıkıntıları arasında yazarlığa başladı. Basit, gündelik insanları, bürokrasiyi, savaşın yaralarını ve ahlaki çöküşü anlatan bir üslup geliştirdi. Katolik bir aileden gelmesine rağmen kilise ve kurumlara karşı eleştirel durdu, vicdani retçi oldu.
1972’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Solzhenitsyn’in 1974’teki sürgününde onu evinde misafir etti, Sovyet muhalif yazarları destekledi, Doğu-Batı ayrımında köprü olmaya çalıştı. Siyasi tartışmalara karıştı, özgürlük ve insan hakları için açıkça tavır aldı. 1985’te doğduğu şehir yakınlarında öldü. Yaşamı boyunca sade, dürüst ve cesur bir duruşu savundu.
ARDINDAN
Heinrich Böll’ün 1985’teki ölümü, edebiyat dünyasında sadece büyük bir romancının kaybı olarak değil, "Almanya’nın vicdanı" ve "çağın ahlaki pusulası" olarak kabul edilen bir figürün gidişi olarak yankılandı. Savaş sonrası Alman edebiyatını inşa eden kuşağın bu dev ismi arkasından hem dostlarını hem de ideolojik olarak karşısında duranları derin bir sessizliğe ve muhasebeye sevk etti.
Günter Grass: "Büyük Bir Boşluk ve Koruyucu Bir Çınarın Kaybı"
Böll’ün hem yakın dostu hem de edebiyat ve siyaset sahnesindeki en büyük yol arkadaşı olan Günter Grass, ölüm haberini aldığında derin bir sarsıntı yaşadı. Grass, Böll’ün gidişiyle Alman edebiyatının en cesur savunucusunu kaybettiğini belirtti. Böll’ü, haksızlığa uğrayan her yazarın ve düşünürün sığındığı "koruyucu bir çınar" olarak nitelendiren Grass, onun ardından edebiyat dünyasında doldurulması imkansız bir ahlaki otorite boşluğu doğduğunu vurguladı.
Siegfried Lenz: "Sesini Kaybedenlerin Sesi Gitti"
Savaş kuşağının bir diğer dev yazarı Siegfried Lenz, Böll’ün edebiyattaki misyonuna dikkat çekti. Lenz, Böll’ün sadece kelimelerle oynayan bir sanatçı olmadığını, "toplumun kıyısına itilmişlerin, sesini çıkaramayanların ve sıradan insanların sesi" olduğunu söyledi. Onun ölümünün, edebiyatın toplumsal vicdan rolüne indirilmiş büyük bir darbe olduğunu ifade etti.
Hans Werner Richter ve "Gruppe 47" Kuşağı
Alman edebiyatını küllerinden doğuran modern akımın öncüsü Gruppe 47 (47 Grubu) üyeleri, Böll’ün ölümünü grubun ruhunun fiziki olarak da yok oluşu gibi hissettiler. Grubun kurucusu Hans Werner Richter ve dönemin diğer yazarları, Böll’ün edebiyatta dili arındırma (dönemin Nazi geçmişinden temizleme) çabasının ve kelimelere yeniden dürüstlük kazandırma misyonunun onun en büyük mirası olduğunu belirttiler.
Edebi Eleştirmenlerin ve Basının Ortak Paydası: "Prusya Nezaketi ve Eğilmeyen Omurga"
Edebiyat eleştirmenleri, Böll’ün vefatının ardından yazdıkları yazılarda onun iki büyük yönünü birleştirdiler: Sanatsal yalınlık ve politik eğilmezlik.
Marcel Reich-Ranicki (Alman Edebiyatının En Sert Eleştirmeni): Normalde yazarlara karşı acımasızlığıyla bilinen "Edebiyat Papası" lakaplı eleştirmen Reich-Ranickibile Böll’ün ölümünün ardından onun edebi büyüklüğünü ve toplum üzerindeki muazzam etkisini kabul etti. Böll’ün, Alman diline getirdiği insani derinliği ve sadeliği övdü.
Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN): Böll, bir dönem uluslararası PEN başkanlığı da yapmıştı. PEN, yayınladığı bildiride Böll’ün özellikle Soğuk Savaş döneminde hem Doğu Bloku'ndaki hem de Batı’daki baskı gören yazarlar için bir "güvence" olduğunu, onun ölümünün dünya genelindeki ifade özgürlüğü mücadelesi için çok büyük bir kayıp olduğunu ilan etti.
Edebiyat dünyasının üzerinde birleştiği en net tanım, Böll’ün "uzlaşmaz bir hümanist" olduğuydu. Ölümünden sonra yazılan makalelerde, onun Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru veya Palyaço gibi eserlerinde kurduğu sistem eleştirisinin, edebiyatın estetik gücünü kaybetmeden nasıl birer toplumsal silaha dönüşebileceği uzun süre tartışıldı ve selamlandı.
ESERLERİ
1949 - Trenin Tam Saatiydi ,
1950 - Yolcu, Sparta'ya Varırsan Eğer
1951 - Âdemoğlu Neredeydin?
1954 - Ve O Hiçbir Şey Demedi
1954 - Babasız Evler
1955 - İlk Yılların Ekmeği
1957 - İrlanda Güncesi
1959 - Dokuz Buçukta Bilardo
1962 - Savaş Çıktığında ve Savaş Bitince
1963 - Palyaço
1966 - Bir Görev Seyahatının Sonu
1971 - Fotoğrafta Kadın da Vardı
1974 - Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru
1985 - Dört Oğluma Mektup ya da Dört Bisiklet
1992 - Melek Sustu
1995 - Solgun Köpek
KAYNAKÇA
Weizsäcker, R. von (1985). Condolence Letter to AnnemarieBöll on the Death of Heinrich Böll. Federal Presidency of Germany Archive.
Federal Presidency of Germany Archive – Weizsäcker, R. von (1985). Condolence Letter to Annemarie Böll on theDeath of Heinrich Böll.
Social Democratic Party of Germany (SPD) Press Service – Brandt, W. (1985). Official Statement on the Passing of Heinrich Böll.
Die Zeit / Gruppe 47 Historical Archive – Grass, G. (1985). Obituary and Reminiscences for Heinrich Böll.
Frankfurter Allgemeine Zeitung – Lenz, S. (1985). TheVoice of the Voiceless: In Memory of Heinrich Böll.
Der Spiegel – Reich-Ranicki, M. (1985). The Literary Legacyof Heinrich Böll.
PEN International Archives – International PEN Association(1985). Official Resolution and Commemoration on the Deathof Former International PEN President Heinrich Böll.
Kiepenheuer & Witsch – Böll, R. (Ed.). (2000). Briefe ausder Haft: Correspondence regarding Heinrich Böll'sinternational reception and political prisoners.














































