PASLI DÜŞLERİM
İstanbul, bir kehanetin kırık bileği gibi sürünüyor sırtımda.
Rıhtımlar, bir yırtık cümlenin kenarlarında kesiyor ayaklarımı.
Gökyüzü delinmiş, bulutlar taşınıyor başımın üstünden;
Her biri bir eski aşkın sırtından kan sızdırarak.
Kirpiklerimde paslı yağmurlar,
İçimde kopan tufanları büyütüyor avuçlarımda.
Bir martı: düşlerimin balkonundan kendini atıyor,
Kanatlarında unutulmuş vapurların yası.
İçimde, bir intihar havası.
İstanbul: taş gibi ağır, dilsiz, suskun bu gece.
İçimde uyutuyor eski rüzgârları,
Her uyanışlarında bir iskele yıkılıyor. Ben ise bir sandığın içinde küflenmiş hatırayım,
Her uyanışımda biraz daha kaybolduğum.
Mimozalar açmış şehrimin göz bebeklerinde,
Sarı bir tül gibi sarıyor yüzümü,
Esrik kokusu salınıyor geceye.
Yüreğim, ağlıyor habersizce!
Kaplıyor her yanımı hüznün sarısı.
Gözlerimden dökülen bulutlar;
Hıçkırığın ucunda zinciri kopmuş deli taylar,
Koşuyorlar içime hırçınca!..
Yağsam, yüreğinin can kenarına, toplasam bütün kenti;
Ey İstanbul, kendimi bulur muyum sende!
Bir şiire sığar mıydım gözlerinde?
Bakma bana kadim şehrim,
Kayboldum aklımın gelgitlerinde.
Kendi yokluğuma kan damlattım,
Bir kuyudan daha karanlık şimdi sesim,
Derinlerde kayboluyor yankısı.
Birazdan, gözlerimden süzüleceğim,
Yağmur olup ayaklarına düşmeden.
Az sonra şafak söker,
Sürgün bir maviye boyar İstanbul'u.
Bense senin unutamadığım gülüşüne dolanırım.
Sarılırım koynunda sakladığın mimoza öpüşlerine,
Hani koklayamadığım, düşlerimde.
Gel gecemin tam ortasına;
Biraz aşktan, biraz İstanbul'dan
saralım
Özlemine yastığımın.
Belki sabah martılar konar baş ucumuza,
Bulutlar mavi uçar gözlerimde,
Kırar gönül mavzerini güneşin aynası.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.














































