KÜLVAKİT
Kestim zamanın yılgın saçlarını,
Uçurumun dudaklarına asıldı dünler.
Gözbebeklerimde eriyen bir vapur var şimdi.
Raydan çıkmış denizlerde,
Yüzüyor pusulasız.
Yolsuzca.
Sen,
Bitmeyi unutmuş bir masalsın,
Kaburgamın altında.
Dili kesilmiş dev misali,
Büyüyorsun içimde,
Sessizce.
Ben,
Kendi sesimde boğulmuş,
Adı unutulmuş, silinmiş biçareyim.
Hapsediyorum gökyüzünü,
Çakmak taşları arasına,
Her vurduğumda;
Anılarım, kıvılcım saçılıyor etrafa.
Dilsizce.
Duvarlar yokluğunu terlerken,
Kanayan rüyalarım sızıyor geceme,
Tuğlalar arasından.
Yanaklarımdan sızan yağmur,
Bulutunu terk etmiş mülteci.
Sırılsıklam bir yangının ortasında,
Küllerimle yazıyorum adını boşluğa.
Fütursuzca.
Bağışladım aklımın sınırlarını fırtınalara,
Kaldım tezkeresiz bu meçhulde.
Gidilmeyen yolların ayak izleri,
Yakıyor canımı,
Boğazımda düğüm düğüm.
Yakarca.
Durdu saatler;
Yelkovan, zamanı kanatıp geçti içimden.
Yaktım tüm limanları.
Kaçırdığım vapurlar,
Eridi kendi dumanında.
Çöktü gökyüzü içime,
Unutuldu adım.
Ben hep
Kendime geç kaldım.
Hesapsızca.
***
















































