Nazi ordusu Avrupa’yı bir silindir gibi ezmeye başlamıştı. 1941 yılında panzerlerin öncülüğündeki SA ve SS birlikleri sivil, çocuk, kadın ne varsa katlederek son hızla Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’a doğru ilerliyorlardı. Yugoslav ordusu yer yer direnişe geçse de tutunamıyor, sel felaketi gibi gelen Hitler’in panzerleri altında dağılıp gidiyorlardı.
Nazi ordusunun Belgrad’a girmesi fazla zaman almamıştı. Yugoslavya’nın başkenti Nazi postalları altında inlerken; gelişmeleri, Berlin’deki ofisinden anbean telefonla takip eden Propaganda Bakanı Joseph Goebbels mutlu bir yüz ifadesiyle şampanyasını yudumluyordu.
Dünyanın o güne kadar görmediği propaganda tekniklerini hayata geçiren, alanında bir dahi olduğu iddia edilen bu adamı gülümseten şey, Belgrad’ın düşmesinden daha önemli olan bir sırdı…
Müttefik kuvvetlerinin Akdeniz açıklarında toparlanıp büyük bir saldırıya hazırlandıklarının istihbaratını almışlardı. Ordusuna zaten güveniyordu, ama güvendiği bir şey daha vardı… O ana kadar hiçbir ülkenin aklının ucundan bile geçmeyen bir silahı devreye sokacaktı. “Lili Marleen…”
Dünya onu “Lili Marleen” olarak tanıdı ve dinledi. Gerçek ismi "Lambanın altındaki kız” olan bu şarkının, Almanların düşmanları üzerinde bıraktığı iz müthiştir.
Belgrad işgal edildiği an bir grup SS subayı hızla radyo binasına yönelmişti. Geniş bir bant yayınına sahip olan radyo istasyonundan, önce Hitler’in konuşması ardından da “Lili Marleen” çalınmaya başladı. 1941 yılında, işgal altında olmayan Avrupa ülkelerindeki insanlar ve Akdeniz’de bekleyen uçak gemilerindeki askerler, büyülenmişçesine anlamını bilmedikleri bu şarkıyı dinlemeye başladılar.
Dünyada ilk kez uygulanan bu yöntem, dinlemede olan müttefikleri de şaşırtmıştı. Etkilenmemeleri gereken, bilmedikleri dil olan Almanca bir şarkı, ruhlarının derinliklerine kadar işlemeye başlamıştı. Müttefik güçlerin askerlerinde, savaşa karşı isteksizlik ve özlem duyguları ağır basmaya başlamıştı…
Bu şarkının sözleri 1915 yılında Hans Leip tarafından yazılmış olmasına rağmen bestelenmesi 1938 yılında gerçekleşti. Nazi destekli besteci Nobert Schultze’nin bestesi sonrası, Goebbels tarafından dünyada ilk kez propaganda amaçlı olarak kullanılmaya başlandı.
Bu Almanca şarkının etkileyiciliği; sözlerinden değil, çağdaş enstrümanların altında kullanılan büyülü bir senfonik bir yapının olmasından kaynaklanıyordu. Üzerine de Marlene Dietrich’in buğulu, muhteşem sesi eklenince Goebbels’in istediği sonuç alınmaya başlamıştı.
Müttefik askerlerine her fırsatta dinlettirilen bu parça, müttefiklerin başarısız çıkartmalarının görünmeyen nedenlerinden birisiydi. Düşman askerlerinde, savaşa karşı isteksizlik, hüzün, aileye ve sevdiklerine özlem duygusunu arttıran “Lili Marleen” Alman askerlerinde tam tersine bir etki yaratıyor, savaş ve mücadele güçlerini yükseltiyordu.
Bunun sebebi, Nazilerin ölüm meleği Doktor Mengele’nin deneylerinde elde ettiği başarılı sonuçlarda yatıyordu. Her zamanki gibi uygulaması Goebbels’e düşmüştü… Bu gizemli şarkı yalnız müttefik askerlerini değil, dünya halklarını da etkilemiş, bilinçaltlarında Hitler ve Nazilere karşı gizli bir hayranlık uyanmasına da sebep olmuştu. Gecikmeli de olsa bu parçanın gücünü fark eden Amerika, Rus ve İngilizler kendi dillerine uyarladıkları Lili Marleen’ler ortaya çıkartmışlar ancak kitleler üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır.
Zamanımızda gizliden gizliye devam eden Nazi hayranlığının altında yatan sebeplerden biri de bu gizemli “Lili Marleen” şarkısıdır.
Çözümlenemeyen sırlarıyla birlikte hâlâ etkisini sürdüren şarkı, gün ışığına çıkarılmayı bekliyor...
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 30 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar