Ortadoğu; yüz yıllardır acılarla ve kanla beslenen toprakların bölgesi… Bu bölgede insan yaşamının değeri, egemen güçlerin masa üzerine yaydıkları Ortadoğu haritasındaki bir toplu iğne başı kadardır…
Deniz kenarında, cesedinin yanında ıslanmış sarı defterini bulduğum Azmide Dabah da o insafsız cellatların katlettiği kadınlardan sadece birisiydi… Evet, belki onların attıkları bombalarla ölmemişti Azmide ve on yaşındaki oğlu Hasan. Zaten onların attıkları bombalardan kurtulmak için, kaçmışlardı ülkemize… Ama ölüm peşlerini hiç bırakmadı; görünürdeki suç ortağı da Ege denizi olmuştu.
O gün neden oradaydım ve ne arıyordum bilmiyorum? Ama oradaydım işte; kim bilir belki de Azmide çağırmıştı beni… Sırayla dizilmişti cesetler, o daha farklıydı diğerlerinden, sanki gülümsüyor gibiydi, sonra hemen yanı başında yerde duran ıslak sarı defteri gördüm ve aldım. Kısa kısa yazılmış bir çeşit günlüktü. Önce o bölgede çalışan ve Türkçe bilen bir Suriyeli göçmene çevirisini yaptırdım. Çok etkilenmiştim, ama daha düzgün bir çeviri yaptırmam gerekiyordu. Çünkü bu acılı kadının yaşamını bir şekilde aktarmak istiyordum. Bunun için birlikte çalıştığımız Truva yayıncılığın sahibi sayın Sami Çelik’ten düzgün bir çeviri yapılması konusunda yardım istedim. Beklediğim yardım çok kısa süre içinde gelmişti. Çeviri mükemmeldi ama günlükteki anlatımlar kısa kalmıştı. Düzenlenip bir şekle sokulması gerekiyordu. Ben de üzerime düşeni yaptım, günlüğü bir kitap haline gelecek şekilde düzenledim. Sarı defterin de ait olduğu yere gitmesi gerekiyordu; Ege denizine… Hissediyordum; o acılı kadının ruhunun beni, daha doğrusu geçici bir süre için verdiği emanetini geri almak için beklediğini…
Bu düzenlemeyi yaparken zaman zaman acı çektim, bazen kendimi tutamadım, bazen de insan olduğumdan utandım… Evet bu iğrenç savaştan bir şekilde ben de sorumluyum. Kendi adıma, on yaşında yitip giden oğlundan ve senden özür diliyorum güzel yüzlü Azmide Dabbah; huzur içinde uyu…
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 30 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar