UNUTTUK
Yatay mimariden dikey mimariye geçtik, komşuluğu unuttuk.
Ulaşım araçları çoğaldıkça tembelleştik, kısa mesafelerde bile yürümeyi unutttuk.
Kitle iletişim araçları çoğaldıkça kitap okumayı, olayları derinliğine araştırıp sorgulamayı, analiz ve sentez yapmayı unuttuk.
Akıllı telefonlarla mesajlaşırken sohbet etmeyi, beden dilinin verdiği mesajları unuttuk.
Büyük şehirlerin trafik keşmekeşinden, stresinden doğal yaşamayı unuttuk.
Hazır gıdalarla beslenmekten doğal ve organik besinleri giderek unuttuk, dengeli beslenemez olduk.
Çeşit çeşit parfümler çıkalı, doğal çiçek kokularını unuttuk.
Klimalarla serinlerken ağaç gölgelerinde serinlemeyi unuttuk.
Kredi kartları çıkalı nakit paranın değerini unuttuk.
Hastalıklar, ilaçlar çoğaldı; bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklardan korunmayı unuttuk.
"Ben","sen"," o" derken "biz" demeyi, birlikte yaşama kültürünü; sevgi, saygı, dayanışmayı unuttuk.
Modern yaşamın haz ve hıza odaklı, materyalist felsefesi yüzünden mânâ âleminin güzelliklerini, ahlakî değerleri; şefkat, merhamet, zarafet, nezaket gibi değerleri unuttuk.
Amansız rekabet yüzünden hayatı yarış atları gibi kazanmak için her yolu mübah gören, birbirini yoldaş değil, rakip gören anlayışa düştükçe biz bilinciyle yaşamayı, uzlaşma kültürünü unuttuk.
Emperyalizmin "parçala, böl, yönet" tuzağına düştükçe çıkar gruplarına bölünüp didişirken sömürenlerin ekmeğine yağ sürdüğümüzü unuttuk.
Birbirimize yara açmaktan yâr olmayı unuttuk.
Ucu bize dokunmayan şiddet, baskı eylemlerini kanıksamaktan bir gün aynı eylemlerin bize de yönelebileceğini düşünmeyi, idrak etmeyi unuttuk.
Sosyal yaşamda gerekli olan ar, edep, haya duygularını; adalet, hak, hukuk kavramlarını aşındırdıkça, vicdandan uzaklaştıkça, insanca yaşamayı adam gibi adam olmayı unuttuk.




























































