BİR SONBAHAR HÜZNÜ
Sonbahar rüzgârının esir aldığı sarı yapraklar, çok hüzünlendirir beni. Dağlarda, ovalarda, caddelerde, sokaklarda savrulmaları canımı acıtmıştır öteden beri.
Onların duygularını hayat hikayelerini onların ağzından dinlemeyi ne kadar isterdim bilemezsiniz. Ana kucağında doğuşunu kökten gelen suyunu azığını nasıl emdiğini, ağaç annesi ile duygusal bağlarını, ikiz kardeşleri ile ilişkilerini hep merak etmişimdir. Açık yeşilden koyu yeşile geçerken mutluluk yaşayıp yaşamadıklarını, tepedeki yapraklar besinleri aşağıdakilere daha erken geliyor diye kıskanıp kıskanmadıklarını, rüzgarlı günlerde ne hissettiklerini merak ederim.
Ormanda yangın çıktığını gördükleri anda ki duygularını, misafir olarak gelip dallarına konan kuşlarından mutlu olup olmadıklarını düşünürüm.
Meyve yapan ağaçlardan meyveler toplanırken ne hissettikleri mutluluk mu kızgınlık mı duyduklarını. Sonbaharın acı rüzgarları başladığında ne düşündükleri, renkleri sarıya dönerken ne hissettiklerini, birbirleri ile vedalaşıp vedalaşmadıklarını, dönüp ağaç annelerine bakarak neler söylediklerini hep merak etmişimdir.
Sonbahar rüzgârlarına daha yavaş esmesi için yalvarıp yalvarmadıklarını sormak isterim. Sonlarının geldiğini anlayıp anlamadıklarını, anladılarsa son duygularını onlardan dinlemek isterdim. Mutlu mu, mutsuz mu düştüklerini toprağa. Toprak onları kendine benzetmek için uğraş verirken neler hissettiklerini hep merak etmişimdir. Tüm canlılar gibi onlarında bize benzer bir ömürleri ve sonları var. Onları şiirlerimin çoğunda misafir etmişimdir. Siz merak etmez misiniz?


























































