ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 24-09-2025 19:22   Güncelleme : 02-11-2025 21:30

Yuva / Nevin Bahtışen

Yazan: Nevin Bahtışen -YUVA

Yuva / Nevin Bahtışen

YUVA

Yıllar nasıl da yıpratmıştı evimin çatısını.

Güneş, doğuşuyla da batışıyla da evimi aydınlatmaktan vazgeçmiyordu.

Ne sevdiği belli ne sevmediği belli, ağzı laf yapan eşimle yıllar yılı paylaşmıştık bu evi.

Konuşmakla uyumak arasında zaman harcayan eşim, midesi alarm verdikçe pişirecek bir şeyler getirirdi. 

Bakışlarının arkasındaki anlamı göstermez, sessizliğe gömerdi.

Duygularını gizlemenin yolu kelimelerden geçerdi.
Üzerine basa basa söylediği sözcükler bir perde oluştururdu hislerine.

Anılar ne de çok sinmiş her yere. 

Zamanı düşüncelerimle bir film şeridi gibi geriye sarıyorum.

Ellerim sevgiyi bulurdu avuçlarında; teni pürüzsüz, gözleri şeffaftı. Bir sancı yüreğimi kaplıyor. Sormamak mümkün mü? Ne olmuştu da zaman içinde yerini, duygularını saklamaya bakışlarını perdelemeye başlamıştı?

Bir çatı ve dört duvarı olan evimiz vardı. Niye yetmemişti sevgimizi büyüterek bölüşmeye?

Oysa bölüşmek; o bölüştüğün şeyi çoğaltır, güzelleştirirdi.

Bir gömü gibi hepsi bu evin içinde sır olarak kalacaktı.

Zaman bir nehir gibi akıp dururken; birçok şeyi alırken birçok şey de armağan ediyordu.

Eşim, bu dünyadan ümidini kesmiş olacak ki beni bırakıp gitti. 

Gümüş rengi enfiyesi hâlâ onun yerini koruyordu.
Zamana bir kök gibi tutunuyordu. Anılarını evin her köşesine bırakarak neler yaşadığını anlatıyordu.
Yüreğimi yokladım, “Ne kadar sevgi kalmıştı?”
Bedenimi saran sıcaklık sessizce sevgimi fısıldıyordu.

Komşumuzun sesiyle geri sardığım filmden günümüze dönüvermiştim.

“Sevim, ne kadar dalgınsın bir sorun mu var?”

“Yok bir şey Nermin. Ali, aklıma düşüverdi. İşte her zamanki…”

“Kahve yapmıştım, gel bahçede içelim.”

“Kahvenin kokusu her yere uzanmış, gelmemek mümkün mü? Ekmek ve süt almıştım. Fileyi posta kutusuna iliştireyim geliyorum.”

Papatyalar, hayatı müjdeler gibi boy vermiş; varlıklarıyla bahçemizi, hayatımızı güzelleştiriyordu.

Nasıl bir kahvenin kırk yıl hatırı varsa dostlukların da kırk yıl hatırı olmalı.

Samimiyet, içtiğin kahvenin yanına bir çikolata bir lokum gibi en yakışan şey.

Evimin yıpranmış, kararmış tahtaları yıllar yılı eşlik etmiş; bütün sıcaklığıyla bana gülümsüyordu.
Benim anılarımı kim görecekti, ahşap döşemede yalın ayak koşturduğumu?

Mutfakta tencereler, tabaklar dile gelecek miydi?

Günde kaç defa inip çıktığım merdivenleri, beni hayallerime taşıyacak kadar uzağa gidecek miydi?

Kahvenin son yudumları arkadaşımın sesine eşlik ediyordu.

“Sevim, zamanı geri çevirelim mi?” Sıcacık gülüşü, beni kendime getirmiş anda tutuyordu.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Gülçin Granit

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi