ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 04-05-2026 21:41   Güncelleme : 10-05-2026 17:17

Toprağı Emziren Anne / Nevin Aktekin Gülfırat

Nevin Aktekin Gülfırat -TOPRAĞI EMZİREN ANNE

Toprağı Emziren Anne / Nevin Aktekin Gülfırat

TOPRAĞI EMZİREN ANNE

Bazı anneler çocuklarını büyütemese de onları sevmeyi hiç bırakmaz.

Zehra o gün hastaneden çıktığında kucağına bebeğinin minicik bedenini vermişlerdi. Cenaze, defin işlerinin ardından eve geldiğinde bebeğin odasının kapısında durup bir süre bekledikten sonra içeri girdi. Pembe cibinlikli beşiğin üzerinde asılı ay ve yıldızlardan oluşan oyuncağı kurunca uyku ninnisiyle dönmeye başladı. O ses, odadaki sessizliği bir anlığına örttü. 

Dolaba yöneldi. Kapağı araladı. Kıyafetlerle dolu giysilere yavaşça temas edip içlerinden pembe tülden yapılmış olanını aldı. Odayı dolduran melodi sustu. Sinesine bastırdığı elbiseyle  dışarıya çıktı. Kendi yatağına geçip cenin pozisyonunda sessizliğin içine kıvrılarak öylece kaldı.

Anneliğine doyamadan evladını toprağa veren Zehra, günlerdir yemiyor, içmiyor, konuşmuyordu. İçini kimse bilmezdi ama bazen çayını karıştırmayı unutacak kadar dalgınlaşır, bazen de kapıyı kapatırken elini uzun süre kulpta bırakıp öylece dururdu.

Bedeni anne olduğunu unutmamış, günler geçtikçe göğsü sütle dolup taşar olmuştu. Emzirememiş olmanın acısı her geçen gün bedeninde biraz daha artmıştı.

Bir sabah kalktı. Hastanedeyken almış olduğu sağım cihazını kullanarak sütünü şişeye doldurdu. Lavaboya dökmek için uzansa da dökmeye kıyamadı.

Günlerdir taş kesilen gözlerinden o gün ilk kez yaş süzüldü. Kucağında hâlâ bir bebek varmış gibi tuttu. Uzun süre öylece kaldı.

Bu, artık bir rutine dönüşmüştü. Her gün aynı saatte sütünü sağıp küçük şişelere koyarak buzdolabına sıralıyordu. Evladını kaybettiğinden beri yanında destek için kalan annesi dayanamayarak:
— Yavrum, ne yapacaksın bu kadar sütü?

Zehra’nın yüzü donuktu.

“Bunlar onun…” dedi. Ve yine sustu.

Bir sabah tüm şişeleri çantaya dizdi. Toprağa verdiklerinden beri mezara gitmemişti. Toprak hâlâ tazeydi. Dizlerinin üzerine çöktü. “Aç mısın annem?” diye sorarken getirdiği şişeleri çantasından çıkararak döktüğünde beyazlık her yere yayıldı.

Kara bağır o gün bir annenin sütünü içerken kadını hıçkırıklara boğmuştu. Gözlerinden yaşlar süzülerek artık ana kucağı olan yere karıştı.
“Ben seni doyuramadım ama bundan sonra aç da bırakmam yavrucuğum …” diyerek  küçük kabri okşadı. Rüzgâr hafifçe esti. Zehra gözlerini kapadı.

Dudağında “Uyusun da büyüsün diyemedim sana; sustu ninnim yavrum, sustu… Beşiğin boş kaldı.” sözleri dolandı. 

Ayağa kalktı. Son kez yavrusunun yurduna baktı.
“Sen buradasın. Kalbimde  sessizce büyüyorsun.” diyerek elini  sol göğsüne dayadı.
O günden sonra Zehra’nın hikâyesi tek bir cümleye sığdı:
“Toprağı emziren anne.”

Ve Zehra’nın bu sessiz matemi, bazı annelerin çocuklarını büyütemese de onları sevmeyi hiç bırakmadığının sessiz bir şahidi oldu.

***


Editör:Nevin Bahtışen

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi