SONSUZLUĞUN FREKANSI -GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ /10
2. BÖLÜM
GERÇEKLERİN ÖTESİ
BUGÜN
KORYA VE NİSAN
Korya, tren hareket ettikten kısa bir süre sonra transa girmiş ve bir türlü de bu trans halinden çıkamamıştı. Nisan, bunun ona zarar vermediğini bilmesine rağmen onu böyle görmeye dayanamıyordu. Çocuğun küçücük bedeni sarsılıyor ve durmadan göz bebeklerinin şekli ve rengi değişiyordu. Sanki içine şeytan girmiş gibiydi. Ama Katya, Nisan’ı bu durumla ilgili uyarmış ve ne yapması gerektiğini detaylıca anlatmıştı.
Korya, asıl görüsünü uyandığında söyleyecekti yine de trans halindeyken de ağzından çıkan her bir kelimenin gelecekle ilgili önemli bir mesaj olma olasılığı vardı. Bu yüzden Nisan içindeki bu acıma duygusunu bastırarak dikkatini yalnızca duyduklarına vermeye çalışıyor ve Korya’nın ağzından çıkan anlamlı anlamsız her bir kelimeyi not alıyordu.
Korya birden, “Eylül!” dedi ve sustu. Nisan, onun ses tonunda annesiyle ilgili bir tehlike sezmese de heyecanlanmıştı. Fakat az sonra, Korya bedenine güçlü bir elektrik akımı veriliyormuş gibi sarsılmaya başlayınca panik oldu. Aklına annesiyle ilgili birbirinden kötü felaket senaryoları geliyordu. Dayanamayacağını anlayınca Korya’yı sarsıp uyandırmak istedi ama tam o anda Korya trans halinden çıktı.
“Korya! Annem iyi mi? Ne gördün?”
Korya henüz tam olarak kendine gelmemişti. Önce Nisan’ın yüzüne boş boş baktı sonra su istedi. Nisan kaygılıydı ama beklemesi gerektiğini anlamıştı. Hemen onun doğrulmasına yardım ederek suyunu içirdi. Biraz sonra Korya, Nisan’ın sabırsızlığını ve kaygısını fark edecek duruma gelmişti.
“Eylül iyi merak etme.” dedi ve devam etti,
“Barış anlaşması için iki ay on beş gün beklememiz lazım. Her şey bu gece kesinleşecek. Mayıs mutlaka orada olmalı.”
“Nerede?”
“Bu gece, müzik…”
Korya’nın gözleri kapanıyordu, bu uzun süren trans hali onu çok yormuş olmalıydı. Uzun uzun esnedi ve sonra, “Eş gücün yakında.” deyip kendini yeniden yatağa bıraktı ve anında derin bir uykuya daldı.
Nisan, aklı karışmış bir halde bir süre onu seyrettikten sonra kendini topladı ve hemen aldığı notları okumaya başladı. Barış anlaşması kısmı dışındaki her şey hâlâ anlaşılmaz geliyordu ama artık harekete geçmeliydi. Hemen yazdıklarının bir kopyasını yazarak vaşalarını çağırdı.
“Bunları Alp ve Mevhibe’ye götürün. İlki dışında hiçbir şey anlamadım. Bu gece ne var biliyor musunuz?”
“Anlaşma tarihi belirlenecekmiş.” dedi Gregor.
“Ee, Mayıs orada ne yapacak?” dedi Nisan kendi kendine omuz silkerken fakat sonra gözü birden elindeki kâğıtta yazan son cümleye takıldı, “Eş gücün yakında? Eş gücün… Rin! Hemen gidin!”
Nisan ayağa fırladı. Trene binerken algıladığı ve sonra hemen yok olan enerjiyi hatırlamıştı;
“Nasıl olur? Nasıl uyanıp kurtuldu?”
Derin birkaç nefes alıp vererek sonunda kendini sakinleştirebildiğinde hemen kısa bir meditasyon yaptı ve trendeki enerjileri taramaya başladı. Rin yoktu, hiçbir farklı enerji yoktu. Ama Nisan artık onun trende olduğundan emindi ve bu defa enerjisini saklayan oydu. Durum hiç iç açıcı değildi. Rin, onun nerede olduğunu çoktan bulmuş olmalıydı, o ise kör gibiydi.
“Kahretsin! Enerjimi saklamalıydım!”
...













































